Ankara Film Festivali’nin başlamasını beklerken, bu hafta yine bir vizyon turu atalım. Geçen haftaki gibi, bir de son haftaların gündemdeki dizilerinden House of the Dragon hakkında da birkaç yorum yapalım.
Üst üste gelen festivallerden sonra vizyona geri döndük. Bu hafta korku ve bilim-kurgu ağırlıklı bir vizyon turu yapalım. Arada son dört haftanın gişe şampiyonu filmine de bir göz atalım. Son olarak da geçtiğimiz haftalarda ilk iki bölümünü değerlendirdiğimiz Rings of Power’ın ilk sezonu nasıldı diyelim.
Geçen hafta, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Kurmaca Film Yarışması’ndaki filmlere bir göz atmıştık. Bu hafta da diğer bölümlerden izlediğimiz filmlere bir bakalım.
Bu sene, 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’ni takip etme olanağı bulduk. Tıpkı Adana Altın Koza için yaptığımız gibi bu hafta, sıcağı sıcağına Ulusal Uzun Metraj Kurmaca Film Yarışması’nı yorumlayalım. Haftaya da diğer bölümlerdeki filmlere bir göz atarız. Yarışmadaki 10 filmden 9’unu izledim. Gösterimlerin ilk günündeki Bir Umut filmini, uçağımın rötar yapması nedeniyle izleyemediğim notunu düşeyim. İzlediğim sırayla, yorumlarım şu şekilde:
Güz festivalleri birer birer başlarken, sinemalar seyirci açısından halen umduğunu bulabilmiş değil. Önümüzdeki haftalarda, seyirci çekebilecek birkaç yerli film geliyor. Onların iyi seyirci çekeceğini umalım diyerek Adana Altın Koza ve Antalya Altın Portakal arasında, vizyonda neler izledik, bir bakalım:
Geçtiğimiz hafta, Adana Altın Koza Film Festivali’ndeki ulusal uzun metraj kurmaca film yarışmasındaki filmlere bir bakış atmıştık. Bu hafta da festivaldeki diğer filmlerden izleyebildiklerimize bir bakalım. Bu filmlerin hemen hepsinin Filmekimi’nde ve ilerleyen aylarda muhtemelen Başka Sinema’da karşımıza çıkacağı notunu da düşelim.
Geçtiğimiz hafta, 29. Adana Altın Koza Film Festivali’ni takip etme olanağı bulduk. Festivalin Ulusal Uzun Metraj Kurmaca film yarışmasında sekiz film yarıştı. Bunların altısını izledim. Bu hafta bu filmlere, izlediğim sırayla, ufak bir bakış atalım, haftaya da festivaldeki diğer filmlere göz gezdiririz.
Bu hafta yine vizyon filmlerinden bir derleme yapalım. Öncelikle, tekrar vizyona giren Örümcek Adam’a bir bakış atalım. Sonra da vizyonun yenilerine bir bakalım. Haftaya, belki, bir ihtimal, kesinlikle, sanki Adana Altın Koza Film Festivali izlenimleri ile karşınızda olabilirim.
Zaman su gibi akıp geçti, Eylül ayına geldik bile. Vizyonda hafif bir kımıldanma olsa da, iyi filmler güz festivalleri sonrası genel izleyicinin karşısına çıkacak gibi görünüyor. Bu arada, biri televizyondan, biri sinemadan gelen iki büyük serinin, Game of Thrones ve Lord of the Rings’in, her ikisi de izlediğimiz olaylardan nesiller öncesini anlatan spin-off denebilecek dizileri de karşımıza çıktı. Aslında son 2 haftanın asıl gündemi de buydu. Hem vizyon filmlerine, hem de bu iki diziye ufak bir bakış atarken, kulağımızın Venedik Film Festivali’nden gelen yorumlarda olduğunu da ekleyelim. Büyük ihtimalle, ülkemizdeki güz festivallerine, oradan da film gelecektir.
Güz festivalleri yavaş yavaş ufakta belirmeye başlamışken, vizyonun da Eylül ayında biraz daha hareketlenmesini, en azından film kalitesinin biraz daha artmasını bekliyoruz. Başka Sinema’nın toplu gösterileri bitirip, yeni filmlerle karşımıza çıkması bile, bir hareket yaratacaktır. Yanlış, anlaşılmasın. O toplu gösterilerde de harika filmler izledik ama artık yeni filmlerin zamanı gelmişti.
Bu hafta, burada pek konu etmediğimiz, farklı temada filmlerden bir seçki ile notlarımıza başlayalım. Geçtiğimiz hafta MUBİ’den ayrılacak filmler listesinde, 60’ların sonu, 70’lerin başından bir grup İsveç erotik filmi yer alıyordu. Dijital platformlardaki izleme deneyimim, çoğunlukla, platformdan ayrılacak filmleri izlemek şeklinde geliştiği için radarıma girdiler ve sonrasında bu filmlerden birkaçını izledim. Genelde çok iyi filmler oldukları söylenemez ama farklı açılardan ilginç yönleri vardı. Bu filmlerden söze başlayıp, sinemada izlediğim birkaç filme de göz atayım.
Bu hafta, yine vizyonda ve online platformlarda izlediğim bir grup film için yaptığım yorumları toparladım. Fazla vakit kaybetmeden filmlere geçelim.
Geçen hafta yazılarımıza zorunlu bir Covid arası vermiştik. Aslında, sinema ve tiyatro gibi kapalı ortamlara çok sık girip çıkan biri olarak, şimdiye kadar iyi dayandığımı da söyleyebiliriz. Ama çok yakın zamana kadar, maske konusunda çok titiz olduğumu, salonda benden başka bir kişi bile olsa, hemen maskemi taktığımı belirtmek isterim. Son iki ayda maske olayını biraz saldıktan sonra, hastalığın gelip beni de yakalaması, tesadüf değildir diye düşünüyorum. Bu hastalığı geçiren pek çok kişinin söylediği gibi, öyle çok da rahat geçmiyor bilgisini de vermeli. Özellikle hastalığın ilk döneminde yakalananalar ya da yüksek yaş grubu kadar ağır geçirmemişimdir mutlaka ama, bir gül bahçesi de değil. Aşımıza ve önlemlerimize dikkat etmeye devam edelim uyarısını yaptıktan sonra, hastalık döneminin hemen öncesinde sinemalarda ve hastalık sırasında evde izlediğim filmlerden bir karma olan bu haftaki film notlarımıza geçelim.
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da, Fransız Kültür’ün düzenlediği “Fransız Sinema Haftası” kapsamında 5 film izleme fırsatı bulduk. Beşi de farklı türlerde olan bu filmleri, CerModern’in açık hava sinemasında izledik. Etkinliğin web sitesinde, aynı filmlerin, önümüzdeki günlerde Türkiye’nin farklı şehirlerinde de gösterileceği belirtilmiş. Şu an için on şehirde gösterim planlanmış ama sayı daha da artabilir deniyor. Vizyon takvimi hala zayıf giderken, bu filmlere bir göz atalım:
Bayram tatilinin devam etmesi nedeniyle sinemalarımızda vizyona sadece 3 film girdi bu hafta. Üçü de pek ümit vermiyor açıkçası. Ancak, Başka Sinema’nın yaz boyu yapacağı toplu gösterilere başladığını da hatırlatalım. Bu hafta “Klasikler Seçkisi” adı altında La Ciociara (İki Kadın), À Bout de Souffle (Serseri Aşıklar) ve Don't Look Now (Karanlığın Gölgesi) filmleri gösteriliyor. Üçü de daha önce izlemiş olsanız da sinema salonlarında tekrar izlenmeyi hak eden klasikler. Ayrıca farklı illerde açık hava gösterimleri de devam etmekte. Ankara’daki gösterimler ile ilgili bilgileri yazının sonunda bulabilirsiniz diyerek, geçen haftaların vizyonundan birkaç filme geçelim.
Bayram haftası dolayısıyla, az sayıda film gösterime girmişken, son 1-2 haftada ülkemizde gösterime giren filmlere bakmaya devam edelim.
Vizyon filmleri zaten bir süredir zayıf gidiyordu. Yazla birlikte iyice zayıfladı. Neyse ki, kimi sinemalar ve kurumlar, farklı gösterimler de yaparak biz sinema severleri memnun ediyorlar. Geçtiğimiz hafta, sinema tarihinden bazı filmler izleme fırsatımız oldu. Öncelikle onlardan bahsedelim, sonra da vizyondan birkaç filme bakalım.
Son haftaları festival izlenimlerine ayırdıktan sonra, vizyona geri dönelim. Yaz aylarında her zaman olduğu gibi, vizyon da zayıf ama çeşitli yönleriyle ilgi çeken filmler mevcut yine de. Bu hafta, birkaç tanesine göz atalım.
Bu yılki Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nde çok fazla sayıda film izlediğimi yazmıştım. Fazla vakit kaybetmeden, festival izlenimlerinin üçüncü bölümüne başlayalım. Yolumuz uzun.
Geçen hafta Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali izlenimlerine başlamıştık. Bu hafta kaldığımız yerden devam edelim. Ancak, bu sene festivalde çok sayıda film izlemişim, iki hafta yetmedi, haftaya aynen devam. Filmleri izlediğim sırayla yazıyorum. Bu hafta, çoğunlukla belgesel filmlerden oluşan bir seçki oldu. Bu arada geçen haftaki yazıyı tamamladıktan sonra, festivalin kapanışının yapıldığını ve Fipresci ödülünün Mafifa filmine gittiğini de not olarak düşelim. Açıkçası bence, Fipresci için, yarışan filmler içinde daha iyileri vardı ama jürinin kararıdır diyelim. Mafifa ile ilgili görüşlerimi, geçen haftanın yazısında bulabilirsiniz hatırlatmasını da yapayım.
Ali Ulvi ile Sinema adlı YouTube kanalımda, hem gösterime giren filmler ile ilgili film eleştirileri bölümünü, hem de mutlaka izlenmesi gereken filmler hakkındaki önerilerimi sizlerle paylaşıyorum. Film analizleri kapsamında, unutulmaz filmler ve haftanın filmlerine ek olarak, Altın Küre - Golden Globe ve Oscar başta olmak üzere, uluslararası film festivalleri bünyesinde yer alan filmlere ait yorum ve tavsiyelerimi bu kanalda bulacaksınız. Kısaca, vizyondaki filmler ile ilgili, hangi filme gidilir ya da hangi filmler izlenmeli gibi sorularınızın cevapları bu kanalda olacak. Kanalıma abone olmayı unutmayın. ALİ ULVİ UYANIK
Çeyrek yüzyılı aşkın, başta pop olmak üzere müziğin tarihini tutan, radyo programları üreten, kitaplar, eleştiriler yazan, plaklar çalan Naim Dilmener bu uzun yürüyüşün Gazete Pazar ile Radikal adımlarında kaleme aldığı yazılarıyla, müzik serüvenimizden önemli ve değerli isimleri bizlerle paylaşıyor.
‘Michael’ 20’nci yüzyılın pop efsanelerinden Michael Jackson’ın hayatının yükseliş dönemlerinde dolaşıyor. Filmde otoriter babasının ihtiraslarıyla biçimlenen rotasını terk etmek için mücadele eden ünlü müzisyen; hayvanları koruyan, hasta çocuklara el uzatan, iyi kalpli bir portre eşliğinde sunuluyor. Jackson’a yöneltilen suçlamalaraysa hiç girilmiyor. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/25.04.2026)
23 Şubat 1966 Adapazarı doğumlu Murat Özer, ilk ve orta öğrenimini bu kentte tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde toplam 11 yıl öğrenim gördü; ancak üçünü de bitirmedi. 1990’da 2000’e Doğru dergisinde sinema yazılarına başladı...
Gündemdekilere ve vitrindekilere aldırmadan upuzun sinema tarihinden cımbızla seçilen hoş filmler, insan kokan öyküler, gözden kaçanlar, ıskalananlar, pamuklara sarılması gereken mütevazı başyapıtlar ve diğerleri Hilal Çetinder’in kaleminden Film Makarası’nda…
Bu yıl, İstanbul Film Festivali, 9-19 Nisan tarihleri arasında düzenlendi. Geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da “Nerdesin Aşkım” bölümünün kaldırılmış olması nedeniyle, bir boykot çağrısı yapılmıştı. Her ne kadar, bu çağrının haklı tarafları olduğunu düşünsem de yine filmleri izleme isteğine karşı koyamayarak, festivali takip etmeye çalıştım. Umarım seneye, gönül rahatlığı ile destekleyebileceğimiz bir festivale imza atarlar diyerek, festivalde izlediğim filmlere, izlediğim sırayla bir göz atalım.
Birbirinden güzel eserlerin icra edildiği bir TRT klasiği "Akşam Sefası" programı, bugün 21.00'de TRT Müzik'te.
Yeni fotoğrafı görmek, müzikseverlerin beğenisinin ne kadar değiştiğini öğrenmek için yerli rockta ‘bütün zamanların en iyileri’ni sinemamuzik.com okurlarına ve müzik eleştirmenlerine sorduk. İlginç liste çıktı ortaya:
Her biri meslekte en az 20 yılı devirmiş müzik yazarlarımızın saptadığı yerli grupların ‘şeref tablosu’nda Moğollar, Bulutsuzluk Özlemi ile ‘orta yaş’a dayanmış akranlar mor ve ötesi ile Duman gözüküyor. Hemen enselerinde Kurtalan Ekspres ile Dervişan yer alıyor. Bir alt basamakta ise, az zamanda çok iş yapmış Hardal ve Mazhar Fuat Özkan bulunuyor. Aslında gözler Mazharlar’ı daha üstte arıyor da, ‘ticaret’in dozunu kaçırmak bazen böyle sonuçlara neden oluyor.
Sinemamuzik.com, bir çoğu Altın Portakal’da jürilik de yapmış sinema yazarlarına sordu: ‘Antalya Altın Portakallı en iyi film hangisi’?... Birinciler listesinde ‘kortej’e çıkan ve bütün zamanların Altın Portakal birincilerini değerlendiren 31 sinema yazarının katıldığı araştırmada, Zeki Ökten’in 1980 tarihli Sürü filmi 213 puan toplayarak birinciliği kazandı. Sürü’yü 204 puanla Muhsin Bey (Yavuz Turgul) ve 192 puanla Uzak (Nuri Bilge Ceylan) izledi.
Sinemamuzik.com sinema yazarlarına sordu: ‘İlk uzun filmini 21. yüzyılda çeken en iyi 10 yerli yönetmen kim?... 30 sinema yazarının katıldığı araştırmada bol ödüllü Emin Alper 195 puan toplayarak birinciliği kazandı. Alper’i 145 puanla Pelin Esmer ve 136 puanla Özcan Alper izledi. Emin Alper'i 27 sinema yazarı listesine alırken, Pelin Esmer’e 25, Özcan Alper’e 20 listede yer verildi. Bazı popüler isimler ön sıralarda yer alamadı.
Gazeteci Mansur Forutan, Doğan Kitap etiketiyle yayınlanan ‘Riff: 20. Yüzyılda Popüler Müzik’ kitabında 1950’lerin o ilk asi tınılarından 90’ların dijital devrimine popun tarihini, 'rock’n roll’ ruhuyla anlatıyor. 90’larda medya sektöründe dergiler yayımlayan, yazılar yazan Mansur Forutan, “Riff: 20. Yüzyılda Popüler Müzik” kitabında, 50’lerin o ilk asi tınılarından 90’ların dijital devrimine kadar uzanan gürültülü yüzyılın; tasarım, teknik ve ruh arasındaki o görünmez bağlarını inceliyor.
Popüler orkestralar ile grupların Türkiye serüvenini ‘Günlerin İçinden Canım’ / 100 Yıllık Türkiye Popüler Orkestralar ve Gruplar Tarihi (1923-2022) adlı internet sitesinde anlattım.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu içeride:
Hemen her öğretmenin, okul müdürünün maratona benzettiği hayatın henüz başında biri Lezzet. Başka bir deyişle; böğürtlenli, limonlu, çilekli, çikolatalı, vişneli, karamelli, karadutlu dondurmalardan henüz tatmadı, sadece vanilyalının tadını biliyor. Onunla tanışmak için sayfaları çevirmen yeterli. Çelişki Bilmez Lezzet’in Geçmiş Zaman Maceraları Uğur Vardan’ın çocukluk anılarından yola çıkarak yazdığı öykülerden oluşuyor.
Ünlü grupların kuruluş öyküleri, müzik serüvenleri yakından takip edilse de isimlerinin nasıl doğduğu ve koyulduğu pek bilinmez. Meraklısı için ilginç bir liste hazırladık: