1974’de davulcu Ahmet Balkır tarafından kurulan orkestra, Türkiye’nin en uzun ömürlü topluluklarından biri oldu. Bir dönem Ertuğrul Çayıroğlu’nun da yer aldığı Topkapı Orkestrası’nda Seksenler’de Rıdvan Yılmaz (gitar), Aykut Gürel (bas gitar), Tarık Sezer (tuşlular), Erol Erginer (saksafon), Murat Demiral (trombon), Mehmet Çelik (trompet) çalıyor, vokalleri ise Tuna Taşkın, Nilay Alsan, Nilüfer Balkır üstleniyordu.
70’lerin başında St. Joseph Lisesi’nde bir araya gelen Eril Tekeli (gitar, flüt), Can Kozlu (davul) ile Setrak Bakırel (bas gitar) okul orkestrasıyla Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’na katılıp birinci olmuştu. Aynı üçlü, yükseköğrenim için bulundukları Fransa’da birlikte müzik yapmayı sürdürdü. Can Kozlu ABD’ye gidince, Tekeli ile Bakırel, birkaç eleman değişikliğinin ardından, aralarına Lionel Beltrami (vokal, gitar) ile Robert Kempler’i (tuşlular) alarak Asia Minor’u kurdu.
Caz piyanisti Atilla Berkan, 60’ların başında İstanbul’un gözde lokallerinde orkestrasıyla sükse yapmıştı. Atilla Berkan Orkestrası’nın vokalini üstlenmiş isimler arasında Erol Börtlüce ile Ajda Pekkan da vardı.
1935 İstanbul doğumlu Yavuz Özışık, bir süre Şevket Uğurluer’le çalıştıktan sonra 60’ların başında orkestrasını kurdu ve altı yıl İstanbul Radyosu’nda program yaptı. Ömür Göksel (vokal), Orhan Şevki (vokal), Güngör Uygurer (davul), Uğurtan Günal (kontrbas, org), Cankut Özgül (davul), Attila Özdemiroğlu (trombon, vibrafon), Selçuk Başar (gitar), Eray Turgay (kontrbas) gibi önemli müzisyenlerin yer aldığı orkestrasını dağıtıp solo işlere yönelen Yavuz Özışık, televizyonun ülkede yaygınlaşmaya başladığı dönemde piyanosuyla sık sık ekranda gözüktü.
Yıl 1964; Türkiye Müzisyenler Sendikası’ndan Muammer Yeşil, Yugoslavya’nın başkenti Belgrad’da 1-2 Eylül’de düzenlenecek Balkan Melodileri Festivali’nde Türkiye’yi temsil edecek Milli Orkestra’nın elemanlarını Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası’ndan seçmişti. Boğaziçi Müzik Festivali’nde başarı kazanmış bu orkestranın Türkiye adına yarışmasının uygun olduğuna karar vermişti. Daha sonra Türkiye Müzisyenler Sendikası sürpriz bir açıklamayla orkestra şeflerinin oylarıyla yeni liste çıkarılacağı duyurmuştu.
1990’ların başında yerli popun hareketlenmesiyle ortaya çıkan ikili ‘Ajlan ve Mine’, temiz yorum, popa yedirdikleri caz dokunuşlarıyla sevilen isimler arasına girdi. 1994’de çıkardıkları 12 şarkılık Aşkolsun albümüyle listelerde yer bulan ikili, bu başarıya rağmen tanıtım konserlerinin ardından dağıldı.
Önemli orkestralarda gitaristlik yaptıktan sonra solo enstrümantal albümler yayınlayan Zafer Dilek, gitarı bırakıp şarkı söylemek istemiş ve Yonca Plak’ın girişimiyle Hülya-Banu Kırbağ kardeşlerle bir araya gelmişti. Zafer-Banu-Hülya üçlüsünün hedefi vokal müziğini ileriye taşımaktı. Evlilik nedeniyle müziğe uzak kalan Banu Kırbağ bu projeyle yeniden stüdyolara ve sahnelere dönmüştü. İstanbul Belediye Konservatuarı şan bölümünde eğitim görmüş ablası Hülya Kırbağ ise aynı dönem Ah Neyleyim Gönül, Ilgaz gibi şarkılarla listelerin üst sırasında yer almayı başarmıştı.
Radiodays grubundan Tan Tunçağ (düzenlemeler, vokaller, bas gitar) ile Maya grubundan Deniz Cuylan (düzenlemeler, gitar, davul) ‘liman yankısı’ anlamına gelen Portecho (liman yankısı) adıyla İstanbul kulüplerinde çalışmaya başladı ve kısa sürede ilk albümü çıkardı: Undertone (2005). 11 İngilizce parçadan oluşan albümde flamenco, Balkan, Kuzey Avrupa elektronik müziği, Akdeniz soundları bir aradaydı. Elektronik müziğe çok hakim ikili Avrupa kentlerinde de konser verme olanağı buldu.
1971’de Burhan Tonguç, Vedat Yıldırımbora ile Orhan Gencebay, Doğu müziği üzerine deneyler yapmak amacıyla güçlü bir grup oluşturmayı planlamıştı. Gencebay’ın bireysel çalışmaları nedeniyle proje bir türlü hayata geçemeyince, 1972’de Tonguç ile Yıldırımbora 'Grup Metronom’u kurdu. Amaç, plaklardaki müzikal performansı gazino sahnesinde yakalayamayan yıldızlara, aynı kaliteyi sunabilecek bir grup yaratmaktı.
Blue Jeans ismiyle başlayıp, milli duyguların ağır bastığı dönemde Türkçe 'Mavi Pantolonlular'ı benimseyen grup, dönemin amatör topluluklarının İngilizce isim alışkanlığına bu ilginç eylemiyle karşı çıkmıştı. Ankaralı grubun kuruluş tarihi Kasım 1959’du. Sarper Özsan’ın da (vokal) yer aldığı Mavi Pantolonlular’da vokalde Zafer Türkmen, Doğan Sencer, solo vokalde Okan Akansel, gitarlarda Ertan Güran, Ali Rıza Ekemen ve Ferit Ergin, piyanoda Yavuz Ergüven, davulda Ayberk Temel vardı.
L.S.D. grubu ya da o günlerdeki adıyla orkestrası 1967'de İstanbul’da Ali İhsan Kabaoğlu (gitar, vokal), Bülent Ali Hergül (bas gitar) ile Erhan Özdeniz (davul) tarafından kuruldu. Yeni anayasanın getirdiği görece özgürlük ortamında, seçtikleri bu isim pek de garip gelmedi müziksevere. Müziklerinin popa meyletmesi eleştirildi sadece böyle bir psychedelic kartvizitle. İlk iş olarak 165 topluluğun yer aldığı amatör orkestralar yarışmasına katıldılar. FİTAŞ Sineması’ndaki yarışmada ilk beşe kadar kaldılar ve sonunda üçüncü oldular.
Tarsus Amerikan Koleji 1968’de ilk kez Milliyet Liseler Arası Hafif Batı Müziği Yarışması’na katılmış ve finale kalamamıştı. 1969’da Vecdi Geray (gitar), Ali İpek (vokal, gitar), Haldun Emrealp (bas gitar), Semih Fırıncıoğlu (org), Ayhan Sicimoğlu’lu (davul) kadroyla yarışan kolej, I Don’t Care (söz-beste: Ali İpek) şarkısıyla beste dalında üçüncü, icrada altıncı olmuştu. Kırmızı ceketleri, boyunlarında kocaman sarı madalyaları ve uzun saçlarıyla dikkat çekmiş, Şeyh Şamil düzenlemesiyle müzik otoritelerinin takdirini kazanmışlardı.
Aralık 1968’de Ankara’da Tezer Naşit (vokal, org), Ferit Ergin (gitar), Meriç Dumlu (bas gitar), Yalçın Antakya (davul) tarafından kuruldu. Türkiye’de görevli ABDli çavuş Sam Johnson da (vokal) yaz tatilinde gruba vokal olarak katıldı. Ankara’nın ilk gruplarından Oksijen (Oxygen) bol konser vererek, dünya çapında moda olan psychedelic müzikle gençlerin sevgisini kazandı. Ankara’da büyük sükse yapan grup İstanbul’da da konserlere çıktı.
1949’da Alexandr Zamboğlu (gitar) tarafından kurulan grup, uzun yıllar İstanbul Radyosu’nda programlara katıldı. 1919 doğumlu Zamboğlu müziğe Galatasaray Lisesi’nde başlamış, yirmili yaşlarından itibaren orkestralarda yer almıştı. Gitar kuarteti şeklinde sahneye çıkan grup, kurucu Zamboğlu’ndan başka Jori Stil, Koço Karalidis (keman), Mihal Filipidis ve Jori Andoniadis’le beşli haline gelmiş, ancak ‘kuartet’ (dörtlü) adını kullanmaya devam etmişti.
1988’de Waiting For The China adıyla kurulan topluluk, new wave yapmaya başladı. Mehmet Gencer (davul), Tarkan Mumkale (gitar), Ömer Ahunbay (vokal), Hakan Özer (tuşlular), Cem Özkan’la (bas gitar) ideal kadrosuna ulaşan grup adını da China Band’e çevirdi.
Beyoğlu doğumlu İspanyol Musevisi Roberto Lorano, sanat hayatına dans ederek başladı. Daha sonra gitar çalmayı ve şarkı söylemeyi öğrendi; çeşitli orkestralarda yer aldı. Radyoda Latin müziğiyle ilgili programlar yaptı. 60’ların ortasında kendi adına Orkestra kurdu ve kentin nezih lokallerinde sahne aldı.
Müzikseverler grupla Altın Mikrofon Yarışması’nda tanışmıştı. 1968’de dördüncü Altın Mikrofon’da finale kalanlar arasında Turgut Oksay’ın vokalistliğiyle Sis Beşlisi de (Metin Cengiz: bas gitar, Göktürk Alpanlı: gitar, Erdal Peşkircioğlu: org, İhsan Avşar: davul, Ali Boz: saksafon) yer almıştı. 22 Mayıs’ta İstanbul Şan Sineması’nda düzenlenen kapanışta, Turgut Oksay-Sis Beşlisi ‘Iğdır’ın Al Elması’yla 2423 oy toplayarak beşinci olmuştu.
1961’de Ankara’da Hava Kuvvetleri Bando Komutanlığı bünyesinde Orhan Sezener’in şefliğinde kuruldu. Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İrfan Tansel, orkestra için gereken emirleri vermiş, kadro kısa sürede toparlanmıştı. Glenn Miller orkestrasının solo trompetçisi ABDli yarbay Stanley, 1962’de Ankara’da görevli bulunduğu sırada Amerikan Büyükelçiliği’nde dinlediği Hava Kuvvetleri Dans ve Caz Orkestrası’nı çok beğenmiş, Türkiye’de kaldığı sürede orkestraya caz klasiklerinden repertuar kazandırmıştı.
Anadolu popun önemli isimlerinden Ersen, kısa süren Moğollar ve Kardaşlar birlikteliklerinden sonra Mart 1974’de kendi grubunu kurdu. Kuzeyin Kardaşlar’ı varsa, Doğu’nun da dadaşları olacaktı. Dadaşlar’ın ilk kadrosu çok güçlüydü: Taner Öngür (bas gitar), Kılıç Danışman (tuşlular), Fehiman Uğurdemir (gitar, bağlama), Mehmet Gözüpek (davul).
1976’da Mazhar Alanson (gitar, vokal), Fuat Güner (gitar, vokal), Özkan Uğur (bas gitar, vokal), Galip Boransü (tuşlular, vokal) ile Ayhan Sicimoğlu (davul) İpucu Beşlisi’ni kurdu. İki kanallı stüdyoda Ayhan Sicimoğlu’nun ilginç düzenlemeleriyle Heyecanlı ile Hop Otur Hop Kalk şarkılarını doldurup 45’lik halinde piyasaya sürdüler. İzzet Öz’ün TV programlarında yayınlanan, kimilerince ilk yerli videoklip kabul edilen Heyecanlı’nın siyah-beyaz görüntüleriyle İpucu ilgi gördü, plak da sattı ama, grubun özgün kadrosu fazla bir arada kalamadı.
Müzik listelerinde Mabelmatiz ‘Umrumdışı'yla ile birinci, Sibel Can ile Eypio 'Kıyamam'la ikinci, Oğuzhan Koç 'Bunun Adı Aşksa' ile i üçüncü oldu.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
Prince'in ölümünden sonra yayınlanacak yeni bir albüm daha geliyor. 1977'den 2016'ya kadar uzanan, neredeyse kırk yıllık kariyerini kapsayan, daha önce yayınlanmamış on kayıttan oluşan "Timeless" albümü piyasaya sürüldü. Prince Estate tarafından Legacy Recordings ve Sony Music iş birliğiyle yayınlanacak albüm, sanatçının ünlü arşivinden materyalleri bir araya getiriyor ve Minneapolis'teki ilk kayıtlarından son canlı performanslarından birine kadar yaratıcı evriminin tüm sürecini anlatan ilk proje olma özelliğini taşıyor .
Simple Minds ikilisi, yeni albümleri “Sacrosanct”ı 29 Ocak 2027'de BMG etiketiyle yayınlamaya hazırlanıyor. Bu, Jim Kerr ile Charlie Burchill'in 2022'deki “ Direction of the Heart ” albümünden bu yana çıkardığı ilk yeni çalışma olacak. Kuzey Amerika turnesi üzerine inşa edilen Sacrosanct'la, Simple Minds art-rock ve new wave köklerine geri dönüyor.Sekiz parçalık yeni albüm, “ Walk Between Worlds ” ile başlayan ve “Direction of the Heart” ile devam eden üçlemeyi ideal bir şekilde tamamlıyor.
Duman grubunun solisti Kaan Tangöze'nin, 2022 yılında Kurukafa Müzik etiketiyle yayınladığı ikinci solo albümü 'Aşık Mahzuni Şerif' Türküleri'ni şimdi de plak formatıyla müzikseverlere sundu. Aşık Mahzuni Şerif'in 10 bestesinin Kaan Tangöze tarafından akustik yorumlandığı albümde 'Çeşmi Siyahım', 'Boşu Boşuna' ve 'Haşlayın Beni' gibi besteler de bulunuyor.
Ülke müziğinin Arabesk'e evrildiği bu dönemde, aynı çabayı sürdürüp iyi şarkılarla gündemde kalmayı başaran Attila Atasoy, özellikle 1981 tarihli Avare albümünde yer alan (B yüzü- 1) Zaman Meyhanesi şarkısıyla gençleri yakalamayı beceriyor. Zaman Meyhanesi naif video klibi ve bir pop şarkısı için sürpriz duygu yoğun sözleriyle (Aysel Gürel’in kaleminden çıkma- beste: Halis Türkyılmaz-düzenleme: Zafer Dilek) Attila Atasoy toplamalarının olmazsa olmazı haline geliyor…
Yerli müzikte Hadise 'Ara Beni' ile birinci, Manifest-Ajda Pekkan 'Hileli' ikinci, Blok 3 'Sebebi Var' ile üçüncü oldu.
Rock ve müzik tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için rap şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu fotoğrafı tıklayınca:
Sevilen şarkılar, Baki Kemancı’nın orkestra şefliğinde, Seda Gökkadar’ın yorumu ve sunumuyla bugün 20.45'te TRT Müzik'le yayınlanacak Bir Hoş Seda programında ekrana geliyor.
Ersen’in yoldaşı olacak Dadaşlar grubunun kuruluşuna daha iki yıl vardır ve bu parçaların kayıtlarında Kardaşlar’dan Seyhan Karabay akustik gitar ile ıklığı, Taner Öngür bas, gitar ve kaşığı, Hüseyin Sultanoğlu davul ile bongoyu çalar; gitar ve bağlama bölümleri de Zafer Dilek’in elinden çıkar. Derli Kaval ve Kozan Dağı ile Ersen, Anadolu Pop’ta ağırlığı hissedilen bir isimdir artık. Kozan Dağı’na Ersen’in bestesi Anadolu ozanlarını aratmayacak derecede başarılıdır; Zafer Dilek’in düzenlemesi de.
İsmi Açık Hava Tiyatrosu; halkın ağzında Harbiye Açıkhava; kartvizitinde ise ‘Türkiye’nin Müzik Mabedi’ yazılı. Hem ülke, hem dünya kültür tarihinde bir Royal Albert Hall, Madison Square Garden, Olympia kadar önemli ve değerli bir amfitiyatro. Kent mimarisi için de önemli merkez. Batılı örneklerine benzer şekilde bir eğlence vadisinin ortasında bulunuyor. En üstte Hilton, biraz altında, günümüzde adı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı olmuş meşhur Spor ve Sergi Sarayı, Açıkhava Tiyatrosu, Küçük Çiftlik Park lunaparkı ve ismi sürekli değişen stadyum…
House of Rock sitesi, izleyicileri arasında anket düzenleyerek bütün zamanların en iyi rock gruplarını sıraladı. Bazı okurlar, yarıştırmanın rock müziğin ruhuna aykırı oluğunu iddia ederek oylamaya katılmadı: