Modern aileyi ve bencil toplum düzenini yerden yere vuran filmin anti-kahramanı Victor, bir seks bağımlısı. Üstüne üstlük, annesi Ida, Alzheimer hastası. Victor, annesinin hastane masraflarını karşılamak için pahalı lokantalara gidip sonradan para sızdırmak için boğazına yemek kaçmış numarası yapıyor. Victor’un hayatı, annesi için yeni bir tedavi yöntemi öneren doktor Paige’la tanıştığında değişiyor.
Kampa giden genç çift Jenny ve Steve’in romantik haftasonları tatili, bir grup gencin onları rahatsız etmesi sonucu kâbusa dönüşmeye başlar. Çiftin eşyalarını ve sonra da arabalarını çalarak kaçmalarını imkânsız hale getiren gençler, sonrasında Jenny’yi de alıp Steve’i bir kedi-fare oyununun ortasında bırakırlar.
Sara ve Brian çiftinin hayatı, Kate’in lösemi hastası olduğunu öğrendiklerinde sonsuza kadar değişir. Ebeveynlerin tek umudu, yeni bir çocuk daha doğurmaktır. Anna doğduktan sonra kızlar ilgi odağı olur ve tek oğulları Jesse neredeyse unutulur. Tıbbi açıdan özgürlük isteyen Anna 11 yaşına geldiğinde, bir avukat tutarak Kate’in tükenen vücudunu kaderin ellerine teslim edebilecek bir dava açar.
Bulutların üzerindeki yerçekimsiz kentte yaşayan Terra’lılar, çevresel felâketten kaçarak gelen ve gezegenlerini işgâl eden insanları Tanrı gibi karşılarlar. Sadece, cesur bir kız olan Mala mücadeyi sürdürmektedir. Mala işgâlci uzay gemilerinden birinin pilotu Jim’i kurtarır. Dünyalıların işgâli üzerine Mala ile pilot Jim, iki ırkın birlikte var olmasının çaresini bulmak zorundadırlar.
Orta Asya’nın dağlarından, Mısır’ın çöllerine, Paris’in kalabalık caddelerinden, kuzey kutbunun buz örtüsüne kadar her yerde, G. I. Joe olarak bilinen seçkin ajanlardan oluşan ekip, silâh tüccarı Destro ve dünyayı kaosa sürüklemek isteyen gizemli Kobra örgütüyle savaşmak için geleceğin casus teknolojisini ve askeri teçhizatlarını kullanıyor.
Yönetmen Jean Lemire ile günümüz araştırmacıları, bilim adamları ve film yapımcılarından oluşan ekibi, 430 günde, gezegenin geri kalanından izole olmuş, bağlantısını koparmış bir yere, dünyanın sonundaki kıta Antarktika’a doğru yola çıkar. Burada kuralları, penguenler, foklar, balinalar ve albatroslar koymaktadır. İnsanlarsa geçici ziyaretçilerden başka bir şey değildir.
Körfez Savaşı gazisi, dini bütün Esser, gelecekteki hayali Londra’nın evsizlerin hükmündeki karanlık sokaklarında kayıp asi oğlunu aramaktadır. Otuzlarındaki Milo, gerçek aşkın saf ve güçlü duygularına tekrar sahip olmak için çabalayıp durmaktadır. Şehrin tek ateisti, başına buyruk maskeli detektif Preest sokaklarda intikam peşindedir. Tek bir kurşun, bu dört kayıp ruhun kaderini beklenmedik bir şekilde belirleyecektir.
Dönemin en güzel ve güçlü kadını olarak anılan Kontes, erkeklerin hakim olduğu bir dünyaya başkaldıran kadın olarak öne çıktı. Kendinden genç Istvan’la tutkulu bir aşk yaşarlar fakat Istvan’ın babası Kont Thurzo oğlunu ondan ayırmak için plânlar kurduğundan mutlulukları uzun sürmez. Istvan, sevgilisinin politik bir komplonun kurbanı olduğunu farkettiğinde çok geçtir.
Ponyo, insan olmak isteyen bir Japon süs balığıdır. Beş yaşındaki Sosuke, bir sabah kayalık sahilde oynarken, saçlarını reçel kavanozuna sıkıştırmış Ponyo ile tanışır. Sosuke onu kurtarıp plâstik bir kovaya koyar. Ama bir zamanlar insan olan Fujimoto onu okyanusa dönmesi için zorlar. Ponyo ise insan olmak istemektedir.
Sakin bir Noel tatili geçirmek ve Noel’i beraber geçirmek üzere bir araya gelen iki ailenin tatili, çocukların birer birer hastalanıp, ailelerine karşı dehşet saçmaya başlamalarıyla korkunç bir hal alır.
New York şehri metro hareket memuru Garber’ın sıradan günü, bir metro treninin kaçırılmasıyla kaosa dönüşür. Dört kişilik çetenin lideri ve beyni Ryder, bir saat içinde yüklü bir fidye ödenmediği takdirde yolcuları öldürmekle tehdit eder. Garber, metro sistemi hakkındaki bilgisinden yararlanacaktır ama Garber’ın çözemediği bir muamma vardır: Hırsızlar parayı alsalar bile, nasıl kaçabilirler ki?
Fransa’da terörist gruplar ve istihbarat servisleri çatışma halindedir. Fransız istihbarat örgütü, silâh olarak insan gücünü kullanmakta, öğrenci Diane, Pierre ve kendisine terorizmin kurtuluş getireceğine inanan bir adamı eğitmektedir. Kendilerine aşılanan bir eğitime tabi tutulan bu insanlar, kaçamayacakları bir durumun içindedirler.
Bir grup biliminsanı, insaoğlunun evrim süreci hakkında yeni keşiflerde bulunmak amacıyla İsviçre Alpleri'ne gider. Ancak yolculukları minibüslerinin uçuruma yuvarlanması ile kabusa döner. Ormanın ortasında kaybolan grup hayatta kalmak için organize hareket etmek zorundadır. Ancak birileri ya da bir şeyler onları takip etmektedir...
Connor, kadınları seven biridir; evlenmek üzere olan abisinin büyük bir hata yaptığını düşündüğünden onu vazgeçirmek ister. Düğünden bir gece önce Connor’ı ziyaret eden üç hayalet, geçmişine ve geleceğine doğru yolculuğa çıkarır, ne zaman kadın avcısına dönüştüğünü bulmaya çalışırlar. Belki Connor’ın hayatının aşkını bulabilmek için hâlâ şansı vardır.
Voldemort, büyücüler dünyası üzerindeki baskısını arttırmaktadır. Harry okul binasında bile tehlikeler sezinlemektedir. Diğer taraftan Dumbledore son mücadelesi için hazırlanmaktadır. Birlikte Voldemort’un savunmalarını açığa çıkarmak için uğraşırlar. Bu arada Hogwarts’taki öğrenciler gençlik heyecanlarını etkisi altındadırlar.
Harvey Shine, kızının düğününe katılmak üzere Londra’ya gider ama kızı nikâha üvey babasıyla gider. Uğradığı hayal kırıklığını gizlemeye çalışan Harvey, düğünden ayrılır, dönüş uçağını kaçırır. Havaalanındaki barda içerek dertlerini bastırmaya çalışırken, 40 yaşlarındaki Kate’le tanışır, birbirlerinden etkilenirler. Aralarındaki güçlenen bağ ikisinin hayatlarına yeni bir heves katar.
Bitkin halde evine dönen Zakes, otobanda arabasını sürerken kız arkadaşı Beth de yanında uyuyakalmıştır. Girmesi gereken kavşağı kaçıran Zakes bir kamyona çarpmadan zar zor döner. Kazayı kıl payı atlatırlar ve kendilerini bir ölüm kalım yarışının içinde bulurlar. Film, “etrafta yardım edecek kimse olmadığında ne yaparız” konusunu işliyor.
Suç draması Public Enemies’ın konusu Amerika’nın büyük bunalım yıllarında geçiyor ve FBI ajanı Melvin Purvis’in o dönemin en ünlü suçluları John Dillinger, Baby Face Nelson ve Pretty Boy Floyd’u cezaevine tıkma çabası üzerinde odaklanıyor. Filmde, FBI ajanı Purvis rolünde Christian Bale, Dillinger rolünde Johnny Depp oynadı.
Alan Ball, bir kez daha orta sınıf Amerikan ahlâk değerleri ile oynayarak, kimileri için kabûl edilemez, kimileri içinse kusursuz olarak nitelendirilecek bir filme imza atıyor. Ortadoğu kökenli, ancak müslüman olmayan bir baba ve kızının Amerika’nın banliyölerinden birisinde var olma çabasını anlatan Tabu (Towelhead), cinsel uyanış, ırkçılık ve iki yüzlü ahlâk değerleri üzerine yapılmış, keyifli bir zihin jimnastiği.
Filmde arkadaşlarının düğününden iki gün önce bekârlığa veda partisi vermek için Las Vegas’a giden dört arkadaş, parti gecesinin sabahında odalarında bir kaplan, tavuklar ve dolapta ağlayan altı aylık bir bebek ile uyanırlar. Ancak damat ortada yoktur. Bir gece öncesine dair hiçbirşey hatırlamayan üç arkadaşın damadı bularak Los Angeles’a düğününe yetiştirmeleri gerekmektedir.
SİYAD üyesi deneyimli kalemler vizyonu 5 üzerinden notluyor... Yıldızlı Pekiyi, her hafta sizinle!
Christopher Nolan’ın merakla beklenen yeni filmi Odyssey'in Türkçe alt yazılı ve dublajlı fragmanı yayınlandı. 17 Temmuz 2026’da Türkiye'de gösterime girecek Odyssey’de Matt Damon, Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Lupita Nyong’o, Zendaya ve Charlize Theron rol alıyor.
Sinema tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Audrey Niffenegger'in çizgi romanından uyarlanan, Alice Rohrwacher 'ın yönettiği The Burnt Orange Heresy filminin çekimleri İtalya Stromboli adasında başladı. Filmde Mick Jagger, hikayenin kilit isimlerinden biri olan Strombolicchio deniz fenerinin bekçisini canlandıracak. Jagger, Josh O'Connor'ın canlandırdığı Kyo'nun babası olacak ve filmin üç ana kız kardeşi de Kyto'nun etrafında şekillenecek. Bu kız kardeşler Jessie Buckley, Dakota Johnson ile Saoirse Ronan. Oyuncu kadrosunda ayrıca Isabella Rossellini de yer alıyor.
Venezuelalı şehir bilimci Diego ile Barselona'dan bir dansçı olan Elena, yeni bir hayata başlamak için onaylanan vizeleriyle Amerika Birleşik Devletleri'ne taşınır. Amaçları profesyonel kariyerlerini geliştirmek ve 'fırsatlar diyarında' aile kurmaktır. Ancak New York havaalanının göçmenlik alanına girdiklerinde, sınır görevlileri tarafından tatsız bir teftiş sürecine ve psikolojik olarak yorucu sorgulamaya tabi tutulacakları ikincil teftiş odasına götürülürler. Sonraki birkaç saat boyunca, Elena, Diego'nun kaderi ve hayalleri, onlarla görüşen yetkilinin henüz birbirleriyle paylaşmadıkları veya önceki başvuru sürecinde ifşa etmedikleri sırları açığa çıkarması, tüm süreci ve ilişkilerini tehlikeye atar.
Baba Zula’nın filme yazdığı müzikleri yeterli bulmayan Derviş Zaim, Şenol Filiz-Birol Yayla ikilisinin Bab-ı Esrar albümünden de parçalar alıyor. Hatta bu parçaların sayısı Baba Zula’nınkileri aşıyor. Filiz ile Yayla, istemleri dışında işin içine giriyor açıkçası. 1995 tarihli ikinci albümleri Bab-ı Esrar’daki şarkıların bir bölümünün Tabutta Rövaşata filminde kullanılması albümün tanıtımına önemli katkıda bulunuyor aslında. Özellikle Bab-ı Esrar parçası çok dikkat çekiyor, filmle özdeşleşiyor.
Haftanın filmleriyle ilgili sinema eleştirmenleri köşelerinde neler yazdı; nelere dikkat çekti. İşte eleştirilerden özet bölümler: