Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen ve 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayı anlatan belgesel.
Çalkantılı geçmişi Mad Max’i hayatta kalmak için en iyi yolun yalnız olmak gerektiğine inandırmıştır. Yine de, Furiosa adlı liderlerinin peşinde çorak topraklardaki savaş ortamından, sürekli kaçarak hayatta kalmaya çalışan bir grubun arasına sürüklenir. Yaşadıkları ortamı zalimce yöneten Immortan Joe’dan kaçmaktadırlar. Joe ise kendisinden çalınan ve yeri doldurulamayacak derecede önemli kaybının peşindedir.
Cin Garezi, yine bu topraklarda yaşanan ve yüzleşmekten korktuğumuz korku dolu olayların peşine düşüyor. Azem bu sefer Sakarya’da, olayların yaşandığı köyde, olayların yaşandığı evde! Bir baba ve kızın tüyler ürperten hikayesine
Eel Marsh House, İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz hükümeti tarafından askeri psikiyatri kliniğine dönüştürülen küçük bir hastanedir. Sorunlu askerlerin gelmeye başlamasıyla birlikte binanın karanlık gizemleri ve ölü ruhları ortaya çıkar. Genç hemşire Eve, hastaların bakımıyla ilgilenmesi için buraya gönderilenlerden biridir.
Bathseba, üç farklı erkek tarafından arzulanmaktadır: Başına buyrukluğundan etkilenen çiftçi Gabriel Oak, yakışıklı çavuş Frank Troy ve zengin bir bekâr olan William Boldwood. Film, Bathsheba’nın özgürlüğünü sürdürmeye çalışarak yaptığı seçimleri, tutkuları ve aşkı keşfedişini hikâye ediyor.
Umut, dayısının ona hediye ettiği hayallerinin peşinden gitmektedir. Yazdığı film senaryosunu bitirmek hayatının bütün amacı olmuştur. Ancak yaşadığı koşullar bir türlü buna izin vermez. Umut’un yakın arkadaşı Gökhan, hayallerini gerçekleştirmesi için arkadaşına yardımcı olacaktır. Umut, Beyoğlu’ndaki eve taşındıktan sonra çekmek istediği filme odaklanmaya çalışır. Ancak işler bekledikleri gibi gitmez. Yaşanan tuhaf olaylar gün geçtikçe Umut’un kafasını kurcalamaya devam eder. Umut’un, sevgilisi Aslı ve arkadaşlarıyla eğlendiği gece ayyuka çıkan enteresan olaylar hepsinin hayatını alt üst edecektir. Tam bu sahnede sinemaseverlerin hayal gücünü zorlayacak anlar başlar.
Eden, 1990’ların başında Paris’te DJ’lik yapan bir gencin yükseliş ve düşüş hikayesini ekranlara getiriyor. Yönetmen bizleri, Daft Punk’ın da prodüktörlüğünü yapan Fransız DJ Paul’ün hayatını merkeze alarak Fransa’da elektronik müziğin son yirmi yılını anlattığı bir yolculuğa çıkarıyor.
Herkesin kendi hayatından kesitler bulacağı, terkedilmişlik hissiyatını ön plana çıkaran bir film. Suriyeli göçmen bir ailenin organ mafyası ile yaşadığı dramı anlatan film, 9 kişinin hayatlarının kesiştiği yasa dışı bir operasyonu konu alıyor.
2. Dünya Savaşı sırasında Fransa Nazi işgali altındayken genç ve güzel Lucile, kayınvalidesinin baskısından boğulmuş, savaştaki eşinden haber beklemektedir. Bir grup Alman askeri evleri işgal ederek yerleşmeye başlayınca iki kadın Teğmen Bruno’yu ağırlamak zorunda kalır. Lucile başta bu yakışıklı ve kibar Alman subayına kayıtsız kalmaya çalışsa da aralarındaki çekime engel olamaz.
Kimseyi dış görünüşüne göre yargılamamak gerektiğine inanan hayvan perisi Fawn, kocaman ve gizemli bir canavarla arkadaş olur. Tink ve arkadaşları bu misafirin Periler Adası’na katılmasına şüpheyle yaklaşırken, izci periler canavarı yakalamaya giderler. Fawn, canavarı kurtarmak amacıyla kızları harekete geçirmek için duygularına güvenmek zorundadır.
Veteriner hekim Niyazi Gül sakin bir hayat sürmektedir. Üniversitede ders verirken, bir yandan da yardımcısı Hediye’nin desteğiyle dededen kalma mucizevi formülün eksik maddesini arar. Belalı aşıklar Sultan ve Rıza atlarını yarıştırmaya karar verip bir de Niyazi’nin hayvanlara güç veren formülünü duyunca işler karışır. Bir anda olayların ortasına düşen Niyazi Gül, formülün eksik maddesini ararken sürpriz maceralarla karşılaşacaktır.
60’lı yılların sonudur ve o yılların paranoyası gündelik hayata hakimdir. Sörfçüler, dümenciler, keşler, rockçılar, cinayet manyağı bir tefeci, L. A. emniyeti dedektifleri, gizli görevde bir tenor saksofoncu. Envai çeşit karakter filmde yer alıyor. Tüm bunlar Kaliforniya’nın karanlık, kısmen halüsinojen atmosferinin bir parçası ve hepsi de gerçek hayatın çok ötesindeki Pynchon tarzı karakterlerin birer yansıması.
Otuzlu yaşlardaki Evelyn, her gün, günlük ev işlerini yapmak için Cynthia’nın evine gider. Cynthia’nın Evelyn’e verdiği görevler mahrem, sınırları aşan ve aşağılayan noktalara gelir ancak Evelyn hiç itiraz etmez. İkilinin her gün uyguladıkları bir ritüel haline getirdikleri bu durum her defasında Evelyn’nin cezalandırılmasıyla son bulur. Evelyn’nin bağımlılığı ikilinin ilişkisini kopma noktasına getirir.
Leo Demidov, devletin iç güvenliğinden sorumludur. Anatoly adındaki ajan Leo’nun karısı Raisa’yı hain olarak hedef gösterir. Raisa suçlandığı sırada Leo, tren yolu kenarında bulunmuş bir çocuk cesedi olayı ile ilgilenmektedir. Eski meslektaşı Vasili, Leo ve Raisa’yı çocukların katilini bulmaması için psikopatça engellemeye çalışır. Bunun nedeni Stalin’in suçtan arınmış bir komunist topluluk fikridir.
19 yaşındaki Jay için sonbaharın anlamı okul, erkek arkadaşlar ve göl kenarında geçirilen hafta sonlarıdır. Fakat yeni tanıştığı bir gençle geçirdiği geceden sonra garip şeyler görmeye başlar, bir şeylerin onu durmadan takip ettiği hissini bir türlü üzerinden atamaz. Şimdi o ve arkadaşları onu takip eden bu şeyden kaçmanın ve başlarına gelebilecek çeşitli felaketlerden korunmanın bir yolunu mutlaka bulmak zorundadır.
Cesur bir kızın hayvanlar alemindeki fantastik macerası.
Dedektif Mark Lewis, bu korkunç cinayetlerin sır perdesini çözmek için gittiği evde bir şekilde hayatta kalmayı başaran John’u bulur. Polislerle birlikte olay yerine gelen psikiyatrist Dr. Elizabeth Klein, cinayetlerin tek şahidi John ile konuşmaya başlayınca evde cinayete kurban giden 6 gencin, şeytani ruhlarla yaşadığı korkunç olayları öğrenir.
Film, 12 yaşında öksüz kaldıktan sonra isminin açıklanmasını istemeyen bir bağışçının yardımıyla yatılı müzik okuluna gönderilen ve gerek dik başlılığıyla gerek insanlarla arasına koyduğu mesafeyle müzikal kariyerini ilerletemeyeceği düşünülen Stet’in, şöhretine şöhret katmak için dünyayı dolaşan çocuk korosundaki mücadelesini, içindeki sıra dışı müzikal yeteneği açığa çıkarmak isteyen koro şefiyle olan ilişkilerini konu ediniyor.
Tony Stark uyku halinde olan bir barış programını başlatmayı deneyince, işler ters gider ve Yeryüzünün En Güçlü Kahramanları, Iron Man, Kaptan Amerika, Thor, Hulk, Black Widow ve Hawkeye, gezegenin kaderini dengede tutabilmek için bir teste tabi tutulurlar. Ultron yaklaşırken, korkunç planlarını durdurmak Yenilmezler’e düşer.
Rock aşığı, yaşları hafif geçkin, naif üç kafadardan oluşan Flört müzik grubu, kenar mahallelerin düğün salonlarında sahne alıp güç belâ karınlarını doyurmaya çalışır. Çıktıkları son düğünde Ozan, gelinle flört etmeye başlayınca kızılca kıyamet kopar, salondan atılırlar. Yıllardır tüm çabalarına rağmen hiç bir yapımcıyı, albümlerini yapmaya ikna edememişlerdir. Sonunda bıçak kemiğe dayanır, tehlikeyle flört etmeyi göze alırlar.
SİYAD üyesi deneyimli kalemler vizyonu 5 üzerinden notluyor... Yıldızlı Pekiyi, her hafta sizinle!
Christopher Nolan’ın merakla beklenen yeni filmi Odyssey'in Türkçe alt yazılı ve dublajlı fragmanı yayınlandı. 17 Temmuz 2026’da Türkiye'de gösterime girecek Odyssey’de Matt Damon, Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Lupita Nyong’o, Zendaya ve Charlize Theron rol alıyor.
Sinema tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Audrey Niffenegger'in çizgi romanından uyarlanan, Alice Rohrwacher 'ın yönettiği The Burnt Orange Heresy filminin çekimleri İtalya Stromboli adasında başladı. Filmde Mick Jagger, hikayenin kilit isimlerinden biri olan Strombolicchio deniz fenerinin bekçisini canlandıracak. Jagger, Josh O'Connor'ın canlandırdığı Kyo'nun babası olacak ve filmin üç ana kız kardeşi de Kyto'nun etrafında şekillenecek. Bu kız kardeşler Jessie Buckley, Dakota Johnson ile Saoirse Ronan. Oyuncu kadrosunda ayrıca Isabella Rossellini de yer alıyor.
19. yüzyılda Wessex'in kasabalarından birindeyiz. Bilindiği gibi o dönemde kadınların 19. yüzyılda davranış biçimlerini kısıtlayan bir sürü kural var fakat genç Batsheba bu kuralların hiçbirine önem vermeyerek kendi istediği gibi özgür bir hayat yaşamanın peşinde. Tabi bulundukları çevre için oldukça alışılmışın dışında bir hayat sürüyor. Kendi hayatını bu özgürlükle yaşarken de ona aşık olan üç farklı adamın hayatlarını alt üst ediyor.
Baba Zula’nın filme yazdığı müzikleri yeterli bulmayan Derviş Zaim, Şenol Filiz-Birol Yayla ikilisinin Bab-ı Esrar albümünden de parçalar alıyor. Hatta bu parçaların sayısı Baba Zula’nınkileri aşıyor. Filiz ile Yayla, istemleri dışında işin içine giriyor açıkçası. 1995 tarihli ikinci albümleri Bab-ı Esrar’daki şarkıların bir bölümünün Tabutta Rövaşata filminde kullanılması albümün tanıtımına önemli katkıda bulunuyor aslında. Özellikle Bab-ı Esrar parçası çok dikkat çekiyor, filmle özdeşleşiyor.
Haftanın filmleriyle ilgili sinema eleştirmenleri köşelerinde neler yazdı; nelere dikkat çekti. İşte eleştirilerden özet bölümler: