Günün TV Filmi

KURDUN GÜNÜ

20 Ekim 2026 Salı 07:11

LE TEMPS DU LOUP/ YÖNETMEN: Michael Haneke/ OYUNCULAR: Isabelle Huppert, Béatrice Dalle, Patrice Chéreau , Rona Hartner , Maurice Bénichou, Olivier Gourmet, Brigitte Roüan, Lucas Biscombe/ SENARYO : Michael Haneke/ 
GÖRÜNTÜ : Jürgen Jürges/ 2003, Fransa-Avusturya-Almanya , 110 dk.

TRT 2     21.30

UĞUR VARDAN/RADİKAL

Taşralı adam, hafta sonu için köydeki kendi yazlıklarına giden burjuva ailesinin erkeğine silahı çeker ve vurur. Chabrol'un 'Seremoni'sine mi dönülmüştür ya da 'Ölümcül Oyunlar'ın tuhaf delikanlıları yeniden mi arz-ı endam etmiştir? Michael Haneke'nin kamerası, çok geçmeden elini belli eder. Mesele bireysel suçlar değildir. 'Kurdun Günü', Batı uygarlığının çöküş anındaki reflekslerinde geziniyor. Anne, ortada kalan iki çocuğuna kol kanat germek isterken iş aile probleminden çıkıyor, bir felaketin yakıcı unsurlarına dönüşüyor. 
'Bilinmeyen Kod'da globalizm ve ırkçılığa değinen Avusturyalı 'bilge' yönetmen, ardından 'Piyano Öğretmeni'nde bir kadının çıkışsız hikâyesini anlatmıştı. Bu kez öykü zamansız ve mekânsız bir coğrafyada (kimi Batılı eleştirmenler anlatılan yerin mesela Bosna olabileceği konusunda yorum yapmışlar) geçiyor ve kahramanlar, belki de hiç gelmeyecek bir trenin umuduyla ayakta kalmaya çalışıyorlar. 'Kurdun Günü', başta 
aile olmak üzere komşuluk ilişkileri ve paylaşma gibi artık çok geride kalmış tanımlamalar üzerine görsel eskiz niteliği taşıyor. Ama uygarlığın bittiği noktada yaşanan katastrofiyi yansıtmaya çalışan bu kara filmin, istediği etkiyi yaratma konusu ne yazık ki tartışmalı. 
'Kurdun Günü' bize yeni bir şey katıyor mu? Bilgi ve görgü anlamında, hayır. Ya sinemasal zevk? Mesela Danny Boyle'un '28 Gün Sonra'sı benzer dertleri anlatıyordu ve sinema olarak muhteşemdi. Sonuç? Ancak azılı Haneke hayranlarına önerebiliriz.


MURAT ÖZER 

Kurdun Günü

Sekizinci sinema filmi “Kurdun Günü”yle (Le Temps du Loup) kendi dinamiklerine ihanet etmeyen bir sonuca ulaşıyor Michael Haneke. Her ne kadar önceki filmlerinin ‘şok edici’ yanını bir miktar törpülemiş olsa da, yaşadığımız dünyadaki ‘kıstırılmışlığımız’ı ders verir gibi önümüze getiriyor ve bu konuda ikna edici oluyor, inandırıyor.
Çıkış noktası olarak yine bir aileyi seçiyor yönetmen. Anne (Isabelle Huppert), baba (Daniel Duval), oğul (Lucas Biscombe) ve kızdan (Anais Demoustier) oluşan ‘birinci sınıf’ bir aile, tatil için ‘huzur dolu’ kır evine gelir. Ancak ‘bilinmeyen’ bir nedenle dünyanın çivisi çıkmış ve kaotik bir atmosferin ağırlığı hissedilmeye başlamıştır. Eve gelen birilerinin (daha sonraki dakikalarda şaşırtıcı biçimde yeniden göreceğimiz birileri), ailenin babasını öldürmesiyle anne, oğul ve kızın kaçışlarını izleriz önce. Yiyecek, su, giyecek gibi temel ihtiyaçların minimum düzeydeki varlıkları, alışık olmadıkları bir ortamda ayakta durmaya çalışan aileyi fazlasıyla zorlar. Yolda karşılarına çıkan ve onlara yardım eden bir genci (Hakim Taleb) de yanlarına alarak yola koyulan aile, bir süre sonra terk edilmiş bir tren istasyonuna gelir. Burada, trenin gelip onları götürmesini umutla bekleyen insanlar vardır; paranın hükmünün olmadığı, takas yöntemiyle ihtiyaçların giderilmeye çalışıldığı bir ‘grup’tur bu. Çaresiz ailemiz de umutla bu grubun içine dahil olur...
Haneke’nin bilinçli tercihi mi, yoksa yalnızca bir rastlantı mı bilemiyoruz, ama Ingmar Bergman’ın 1968 yapımı filmi “Kurtların Saati”nin (iki fimin İngilizce isimleri aynı) çıkış noktasıyla büyük benzerlikler taşıyor “Kurdun Günü”. Orada ‘ikinci ben’le savaşan bir sanatçının hezeyanlarını izlerken, burada da ‘ikinci ben’in açığa çıkmasını çaresizlikle bekleyen bireyin açmazlarıyla baş başa kalıyoruz. Bergman hayranlığını açıkça dile getiren Andrey Tarkovski’nin “Kurban”ını da dahil edip, bu üç filmi ‘farklı bir göz’le yeniden değerlendirmek gerek belki de.
Bir Haneke filmini izlemek, ardından da uzun uzun düşünmek ve kendini ‘yapayalnız’ hissetmek, ne kadar ‘zorlayıcı’ olursa olsun yaşanası sinemasal deneyimlerin başında geliyor. Kolayca hapsolduğumuz Hollywood dünyalarının yapaylığından sıyrılıp kendimizle hesaplaşmanın temel duraklarından biri olduğunu da belirtmek gerek Haneke sinemasının.



Diğer Haberler

KOLONİ
KOLONİ
19 Ekim 2026 Pazartesi 05:05