NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

ÇALACAK AŞK DOLU ŞARKILAR

24 Ekim 2021 Pazar 15:34
NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

Hürriyet ‘in ikinci sayfası, gazetenin en sevdiğim sayfalarındnadır. Son derece makul, bir o kadar da inandırıcı ‘magazin’ haberi yer alır bu sayfada. Bir, on gün kadar oluyor , Sevda Karaca ile ilgili bir haberle karşılaştım bu sayfada. Sanatçının ‘Selam’ adlı albümünün kapak çekimlerinden arta kalan bir fotoğrafının eşlik ettiği haber, epeyce tatsız bilgiler ulaştırıyordu bize: Sevda Karaca hastaydı... Doğrusunu söylemek gerekirse, ben bunu ilk kez duyuyordum ve okuduklarım beni oldukça üzdü. Türk popunda fırtınalar estirmemiş olsa da, kıyamet koparmamış olsa da; bayağı derli toplu, epeyce ‘pop’ ve son derece keyifli 45’lik ve albümler yapmış biriydi Sevda Karaca.

Sanat hayatına “Türkiye Sinema Güzeli” seçilerek bir giriş yapan Sevda Karaca’ ya, belki de bu nedenle olsa gerek, sinema camiası değil Popsav el uzatmış... Bir sinema sanatçısından çok, bir ‘şarkıcı’ olarak görüldüğü için. Popsav; sanatçının, Amerika’ da sürmesi gereken tedavisine destek olabilmek için bir konser düzenlemiş. Hürriyet’te yer alan habere dayanarak söylersek; başta Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nükhet Duru ve Zerrin Özer olmak üzere Türk popunun en büyükleri bu konserde yer alacakmış. Bir dolu başkası da. Herkes el ele vermiş Sevda Karaca için. ‘Deprem’ in sebep olduğu fazlasıyla nispi ‘iyi niyet’ havalarını elesek bile, bu işi önemseyen, Sevda Karaca’ yı bu zor günlerinde yalnız bırakmak istemeyen epeyce insan olmuş demek ki. Kibariye, İbrahim Tatlıses, Müjdat Gezen, Safiye Soyman da var listede. Yani yalnızca pop camiası arka çıkmamış sanatçıya. Herkes niyetlenmiş. 28 Eylül’ de, Açıkhava’ da yapılacak bu konserin; sanatçıya  kayda değer bir katkı yapabilmesi için iş müzikseverlere düşüyor artık. O gece, orada olunmalı.

BERABER OLSAK , NEŞEYLE DOLSAK
Türk Popu  ile ilgili neredeyse tek kaynak olan “ Türk Pop Müziği Sanatçıları” (Yener Süsoy / Hulusi Tunca / Sami Başaran) kitabına göre; Sevda Karaca 1952 Istanbul doğumlu ... Çamlıca Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Güzel Sanatlar Akademisi’nde iki yıl kadar iç mimari  eğitimi görüyor.

1971 yılında ise hayatını değiştirecek olan bir yarışmaya katılıyor ve “Türkiye Sinema Güzeli” seçiliyor. Arkasından da “Avrupa Televizyon Güzeli”... O zaman da tıpkı şimdiki gibiydi. Düzenleyenlerin, yarışanların, unvanların birbirine karıştığı onlarca ‘müsabaka’ vardı. Sevda Karaca’nın girdiği yarışmalar derli toplu da olsa, onlarca sıradan yarışmanın biri de olsa, sonuçta pek bir şey değişmedi sanatçının hesabına. Bu yarışmalar ve birincilikler sonucu; kendisini önce sinemada arkasından da sahnede buldu. Üç beş yıl sonra da  stüdyolarda... 70’ lerin ikinci yarısında Selami Şahin Türk Popu’ nu hakimiyeti altına alıp, Gülistan Okan, Meral Zeren gibi sinema geçmişi olan isimleri piyasaya sürüp başarı kazanınca; diğer firmalar da aynı yolu denemek istemiş ve harıl harıl hem ‘güzel’ hem de iyi kötü bir  ‘sahne’ geçmişi olan isimlerin peşine düşmüştü. Ortakları arasında Orhan Gencebay’ ın da bulunduğu Kervan da Sevda Karaca’yı bulup 45’lik ve albüm çalışmalarına son sürat girmişti.

Kısmen Kervan’ın her zaman piyasa ortalamasının üzerinde işler çıkarma kaygısından, ama muhtemelen asıl Sevda Karaca’nın kişisel beğeni kıstaslarının yüksek olmasından olsa gerek; hem 45’likler hem de albüm epeyce ses getirdi. Sinema ve gazino geçmişi olmasına rağmen ilk defa plak yapan isimlere genellikle dudak büken çevreler bile Sevda Karaca’nın plaklarının ortalamanın bayağı üzerinde olduğunu yazmak ve söylemek zorunda kaldı. Sahiden de sıkı asılmıştı bu işe Sevda Karaca. Bir plak yapacaksa, bu plağın 
Türk popunun en önemli isimleri ile yapılmasına karar vermişti. Söz yazarı olarak efsanevi Fikret Şeneş’ i seçmişti söz gelimi. Ama herkes bilir ya; Fikret Şeneş öyle aceleye gelen, bana şu kadar zaman zarfında şu kadar adet şarkı yaz gibi taleplere gelebilen bir isim değildi. Zamanı kendisi belirler, ‘söz’ bir türlü çıkmamışsa “aman boş ver” deyip çıktığı kadarı ile göndermezdi... 

Albümün fazla gecikmemesi için olsa gerek; Sevda Karaca, Fikret Şeneş’ in yanına bir de Ülkü Aker’ i almıştı... Bir başka önemli söz yazarımızı. Düzenlemeler de Türk popunun ‘oryantal’  uzmanı Norayr Demirci’ ye emanet edilir ve stüdyoya girilir. Adet olduğu üzere, albümden önce 45’ likler yayınlanmaya başlanır. 1977 yılında ‘Verdiğin Söz Bu muydu? / Ayrılan Yollar’ çıkar ve epeyce ses getirir. Çok temiz bir plaktır bu... Çok sıradan gibi gözüküp ama mutlaka insanın bir yerine dokunan Fikret Şeneş’ in sözlerini  Sevda Karaca biraz   Ajda Pekkan gibi  söylemiştir ama ortaya çıkan sonuç taklidin çok ötesindedir.

Sahiden de Sevda Karaca’ nın  ses rengi Ajda Pekkan’ a benzer, tekniği de. Ama o zaman kim Ajda Pekkan’ a benzemeye çalışmazdı ki? Herkes, özellikle kadın şarkıcıların hepsi bir Ajda Pekkan olma  hayalinin peşindeydi. Türk Popu, bütün bir şarkıcılık kariyerini ‘Ajda Pekkan’ın tıpkısı olmak’ üzerine kuran şarkıcıdan geçilmez. Sevda Karaca da belki bunlardan biriydi, ama en derli toplusuydu, bu ‘obsesyon’ u  güzel şarkı ve plaklara dönüştürebilmiş biriydi.  

ESKİSİ GİBİ
İlk plağın başarısı ikinciyi getirir. ‘Tanımazsın Beni / Çık Ortaya’ adlı bu plak daha da çok tutulur. Her iki şarkı da yeterince ‘hareketli’ yeterince Selami Şahin çizgisinden gitmektedir... Plağın satmaması için bir sebep yoktur zaten, öyle de olur. Özellikle bu Sevda Karaca plağının epeyce insanın kafasına kazındığını düşünmekteyim.

Beşinci Kat’ ta yaptığım ‘Eski 45’ likler’ gecelerinde bu iki şarkıyı çaldığımda yer yerinden oynuyor. Herkes ezbere söylüyor bu iki şarkıyı. Kimi zaman “bu şarkıyı biliyorum ama söyleyen kimdi ya?” diye sorularla karşılaşsam bile büyük çoğunluk biliyor gibi gözüküyor. Bir kısım insan ise “ne alımlı kadındı ama” diyerek Sevda Karaca’nın bir başka şekilde hakkını bile teslim ediyor.

Evet çok da güzel ve alımlıydı o dönem Sevda Karaca... Bu nedenle albüm kapakları için birlikte çalışmayı seçtiği Moris Maçoro da bu yönünü öne çıkarmayı seçmişti sanatçının. O dönemlerin en popüler, en ‘high society’ fotoğrafçısıydı Moris Maçoro, ama bugünküler gibi yeteneksiz de değildi doğrusu. Maçoro; Ajda Pekkan’a , Nilüfer’e soluk ve beyaz-gri  kapak fotoğrafları çekerken, Sevda Karaca’ ya daha canlı (en azından ilk albümde) daha ‘elle tutulur’ fotoğraflar çekmeyi seçmişti.                        
Bu fotoğraflardan biri bu yazıyı da süslemekte. Ama Sevda Karaca elbette çok daha fazlasını hak ediyor. Popsav’ ın düzenleyeceği konserden de fazlasını...  Sıhhatli bir şekilde yeniden aramıza döneceği ‘Amerika Günleri’ sonrası için de birileri bir şeyler yapmaya başlamalı. Plaklar  bantlar çıkarılmalı, temizlenmeli ve yeniden basılmalılar. Belki yine yer yerinden oynamayacak ama hem Sevda Karaca’ ya hak ettiği ilgiyi göstermiş olacak hem de Türk Popu’nun çok keyifli çok cıvıl cıvıl bir sayfasını daha sağlama almış olacağız.

Hep Sevda Karaca söyledi bize bu şarkıyı, ama bu sefer biz O’ na söyleyelim: ‘Çık çık çık çık sen ortaya çık, hiç saklanma orda burda sen ortaya çık.’                                                           


BULURSANIZ KAÇIRMAYIN
Verdiğin Söz Bu muydu? / Ayrılan Yollar – Kervan - 45’lik
Tanımazsın Beni / Çık Ortaya – Kervan  - 45’lik
Selam / Kervan – LP
Beni Düşün - Yaşar – LP

NAİM DİLMENER

dilmener@superonline.com



Diğer Yazılar