GÖNÜL DEFTERİ
“Oriental Garden” serisini ikiledikten sonra “Harem’s Secret” ve “Asian Garden” albümlerini araya alan Gülbahar Kültür, kendisine yurt dışında büyük ün ve prestij kazandıran ‘bahçe’sine nihayet geri döndü ve buradan toparladıklarını “…vol. 3” olarak sundu bize. Gülbahar Kültür’ün, başta Avrupa olmak üzere, bütün dünyada yaygın bir ünü var. Bizim buralarda da artık meraklısı epeyce fazla. Özellikle Roll dergisinde yayınlanan ayrıntılı röportajından sonra seveni – takip edeni çok arttı. Buna rağmen, kısa bir özet geçmenin yararı var: Ordu doğumlu Gülbahar Kültür, 1979 yılına kadar İstanbul’da yaşamış. 1979 yılında Bremen’e gitmiş, Bremen Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı okumuş. Okul sonrası serbest gazeteci olarak çalışmaya karar veren Kültür, 1999 yılının Mayıs ayında WDR – Funkhaus Europa radyosu için bir müzik programı (“Mondo Cannibale”) hazırlamaya ve sunmaya başlıyor. Bir – iki yıl önce de, bu çabasını bizim buralara kadar yayarak Açık Radyo’da bir program (“Global Beats”) yapma imkanını buluyor. Bu son derece aktif ve nitelikli iş yaşamı, Gülbahar Kültür’ün adını kısa bir zaman içerisinde ‘world music’ uzmanına çıkarıyor. Bu ün, Avrupa’nın bağımsız firmalarından SoulStar’ın ilgisini çekiyor ve firma Gülbahar Kültür’e, büyük bir serbestlik içerisinde çalışabileceği ortamı sunarak, kendisiyle sıkı bir işbirliğine gidiyor. Sonuçlar ortada: Uzun sayılmayacak bir zaman içerisinde hazırlanmış, birbirinden sıkı ve sağlam beş albüm… Önümüzdeki yıl için planlananlar ise daha da cazip: “Asian…” ile “Harem…”in ikinci setleri ve “Latin Garden” ile “Turkish Garden” adlı iki yepyeni seri. Bizim buralarda her yapılanla ciddi bir şekilde ilgilenen, Türk popunun nitelikli sayfaları ile derin bir gönül bağı bulunan Gülbahar Kültür’ün, tamamen Türkçe şarkılardan oluşan bir albüm dizisi hazırlamaya karar vermesi hiç şaşırtıcı değil. Bu dizinin, buralara sıkışıp kalmış şarkılarımıza yepyeni yollar açacağı – imkanlar sunacağı da şimdiden belli… “Oriental Garden”ın bu son bölümünde de, zaten bizden birkaç şarkı var. Hazırladığı her albüme, bu topraklardan da mutlaka bir şeyler katan Kültür, serinin son albümünde iyice cömert davranmış. Funda Arar (“Haberin Var mı?”), Nazan Öncel (“Hay Hay”), 6.Cadde (“Sabuha”), Tanyeli (“Roman Hikayesi”) ve Harem (“Dechire”); Chumbawamba, Rachid Taha, Anna Vissi, Ilham Al Madfai, Idir, Elli Kokkinou ve daha birçok başka isimle birlikte kolkola girerek çıkmış uluslararası caddelere. “Kısmet Lounge” ve “Raks’n Roll” adları verilmiş iki disklik “Oriental Garden vol.3” albümünde yer alan 39 şarkının tamamı olağanüstü. Bir masala sızılmış gibi bir duyguya kapılmak işten bile değil. Bilinmeyen ‘ses’ler, hiç kulağa çalınmamış ‘dil’ler, dinleyeni diyar diyar gezdirmekte. 40 şarkı olarak planlanmış albümün 39’da kalmasının sebebi ise Ajda Pekkan’ın “Dert Bende”si. Uzun bir süredir, bir albüme Ajda Pekkan’dan da bir şeyler koymak isteyen Kültür, çalışmalar - aramalar sonucu, “Dert Bende”nin 1997 yılında yenilenmiş versiyonunda karar kılmış ve bu şarkı ile ilgili olarak izinlerin – imzaların peşine düşmüştü. Çok zor olacağı varsayılan Ajda Pekkan engelini bir şekilde aşıp anlaşan, ardından şarkının yaratıcısı Vedat Yıldırımbora’dan (Kalan Müzik vasıtasıyla) çok çabuk onay alan Kültür, “İş artık tamamlandı” diye düşünürken, hiç ummadığı bir yerde, şarkının yayıncısı Tempa – Foneks’te takılıp kalmış. Firmanın ilgilileri, bu şarkının yer aldığı albümün yol açtığı zararı sıfırlayacak büyüklükte bir ‘rakam’ talep edince, (“Dert Bende”nin ikinci diskin başına yerleştirildiği) master bant (ve hazırlanmış basın bültenleri), albümün çıkışı birkaç gün ertelenerek değiştirilmiş – yenilenmiş. “Dert Bende”nin yurt dışına çıkış yollarını yasaklayanlar, inşallah ne yaptıklarını biliyorlardır. Ofislerinde oturur ve raflarında dizili bir türlü satılamayan albümlerini seyrediyorlarken, bu konuyu bir daha düşünseler iyi ederler. Bizim buralarda ‘deniz bitti’, başka kapılar – imkanlar aramak gerekiyor artık.
FELEK VURGUNU
Muhtemelen bir zaman sonra, bir şekilde Gülbahar Kültür’ün ilgisini çekecek kadar yenilikçi ve sağlam iki başka albüm de, “Oriental Garden…” albümüyle aynı sıralarda verildi piyasaya. Müzikotek tarafından hazırlanan Sadun Aksüt’ün “Sisli Bir Eylül Gecesi” ile Anadolu Müzik tarafından yayınlanan Burhan Berken’in “Jar u Evin” adlı albümleri, müzikal yapı olarak birbirinden tamamen farklı. Tek ortak yanları ‘tavır’. Her iki albüm de, yaratıcılarının, piyasanın genel gidişine karşı yaptıkları bir protesto olarak kabul edilebilir. Sadun Aksüt’ün genel kabul görmüş müziğini son derece farklı bir düzleme çekme çabası olan “Sisli Bir Eylül Gecesi”, başarısız olsaydı bile, sırf bunu deneme cesareti için bile kutlanabilirdi. Ama başarı da büyük olmuş. Sadun Aksüt’ün tambur ve vokali; Şenova Ülker, Efe Bahadır, Dağhan Baydur ve Sara Baydur’un yaptıkları ile birleşince mucizevi bir yapı çıkmış ortaya. Albüm boyu egemen olan ‘hüzün’ havası; eylül, sis ve gecenin bütün ağırlığını daha ilk şarkısıyla yüklüyor omuzlara. Şu bile denebilir: Ancak ‘sinema’nın yapabileceği bir etkiyi, Sadun Aksüt ve arkadaşları, şarkılar ile yapabilmişler… Kendi bestelerini, geleneksel Kürt ezgileri ile harmanlayarak albümünü oluşturan Burhan Berken’in yaptıkları da (tıpkı geçen yıl Mehmet Atlı’nın yaptığı gibi) müthiş ve sarsıcı. Zorlamalar, sıkıntılar, kısıntılar nedeniyle herkesin isteği dışında tek tip bir biçime bürünmüş Kürt müziğine yeni bir kimlik kazandırmak ve bu dilde şarkı söylemenin ayaklarına vurulmuş prangaları sökmek için çok yoğun bir çaba harcamak gerekiyor, Burhan Berken’in “Jar u Evin”de tam olarak yaptığı bu. Adnan Karaduman, Mehmet Akatay, Hüsnü Şenlendirici gibi müzisyenleri bu tür bir projenin içine çekmek ve ‘elektronik’ kullanımını tam kararında tutmak da; muhtemelen “Bu alanda bambaşka bir iş çıkaracağım” diye yola koyulmuş Burhan Berken’e, istediği sonucu elde etme konusunda çok yardımcı olmuş.
Gülbahar Kültür, Sadun Aksüt ve Burhan Berken’i ayakta alkışlamalıyız.
BULURSANIZ KAÇIRMAYIN
Gülbahar Kültür imzalı bütün albümler
Sadun Aksüt’ün “Sisli Bir Eylül Gecesi”
Burhan Berken’in “Jar u Evin”i
SAKIN YAKLAŞMAYIN
‘Orient’, ‘trance’ ve ‘chill out’ sözcüklerinin üçünü birden kapaklarına taşıyan albümler
(İlk beş volüm hariç) “Buddha Bar” serisi
Claude Challe’ın ‘fason’ olarak başka DJ’lere yaptırdıkları
“The Best Album of…” bilmem ne gibi, daha kapakta iddiadan kırılanlar
Kendilerini ‘darbuka profesörü’ sananların seri imalatları
NAİM DİLMENER




.jpg)


.jpg)
(5).jpg)
.jpg)






