Murat Erşahin Sinemadan Çıkmış İnsan

26 OCAK 2024

25 Ocak 2024 Perşembe 18:29
Murat Erşahin Sinemadan Çıkmış İnsan

Evet, Ocak ayının son vizyon haftasındayız!
Vizyon bütün hızıyla sürerken, sinemaseverlerin her yıl merakla beklediği Oscar adayları da belli oldu!
Günlük hayatta popüler adıyla ‘Oscar’ olarak dillendirilen Akademi Ödülleri’nin 96. yıl adayları açıklandı 23 Ocak günü…  Ödül töreni 10 Mart 2024’de Hollywood’daki Dolby Tiyatrosu’nda düzenlenecek ve Oscar heykelcikleri sahiplerine ulaşacak!
Bu yılın Oscar adayları arasında Christopher Nolan imzalı ‘Oppenheimer’ toplam 13 kategoride aday gösterilerek başı çekiyor. Onu 11 dalda aday olan Yorgos Lanthimos imzalı ‘Poor Things’, 10 kategoride aday gösterilen Martin Scorsese imzalı ‘Killers of the Flower Moon’ takip ediyor.
Yılın öne çıkan filmlerinden bir diğeri olan ‘Barbie’ 8 kategoride aday gösterilirken, Bradley Cooper’a 10. Oscar adaylığını getiren ‘Maestro’ toplam 7 kategoride aday gösterildi. En İyi Film Oscar’ı için yarışan diğer filmler; ‘The Holdovers’, ‘American Fiction’, ‘The Zone of Interest’ ve ‘Anatomy of a Fall’ ise 5’er dalda yarışıyor.

İşte 96. Oscar Ödülleri’nin tüm adayları:

En İyi Film
Oppenheimer
Poor Things
The Holdovers
Barbie
Killers of the Flower Moon
American Fiction
Maestro
The Zone of Interest
Past Lives
Anatomy of A Fall

En İyi Yönetmen
Christopher Nolan / Oppenheimer
Martin Scorsese / Killers of the Flower Moon
Yorgos Lanthimos / Poor Things
Jonathan Glazer / The Zone of Interest
Justine Triet / Anatomy of a Fall

En İyi Kadın Oyuncu
Emma Stone / Poor Things
Lily Gladstone / Killers of the Flower Moon
Sandra Hüller / Anatomy of a Fall
Carey Mulligan / Maestro
Annette Bening / Nyad

En İyi Erkek Oyuncu
Paul Giamatti / The Holdovers
Cillian Murphy / Oppenheimer
Bradley Cooper / Maestro
Jeffrey Wright / American Fiction
Colman Domingo / Rustin

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Da’vine Joy Randolph / The Holdovers
Emily Blunt / Oppenheimer
Danielle Brooks / The Color Purple
Jodie Foster / Nyad
America Ferrera / Barbie

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Robert Downey Jr. / Oppenheimer
Ryan Gosling / Barbie
Robert De Niro / Killers of the Flower Moon
Mark Ruffalo / Poor Things
Sterling K. Brown / American Fiction

En İyi Özgün Senaryo
Anatomy of a Fall / Justine Triet & Arthur Harari
The Holdovers / David Hemingson
Past Lives / Celine Song
May December / Samy Burch
Maestro / Bradley Cooper & Josh Singer

En İyi Uyarlama Senaryo
Barbie / Greta Gerwig & Noah Baumbach
Poor Things / Tony McNamara
American Fiction / Cord Jefferson
Oppenheimer / Christopher Nolan
The Zone of Interest / Jonathan Glazer

En İyi Uluslararası Film
The Teachers’ Lounge / Almanya
The Zone of Interest / Birleşik Krallık
Society of the Snow / İspanya
Io Capitano / İtalya
Perfect Days / Japonya

En İyi Animasyon
The Boy and the Heron
Spider-Man: Across the Spider-Verse
Nimona
Elemental
Robot Dreams

En İyi Belgesel
20 Days in Mariupol
The Eternal Memory
Four Daughters
Bobi Wine: The People’s President
To Kill a Tiger

En İyi Kurgu
Oppenheimer / Jennifer Lame
Poor Things / Yorgos Mavropsaridis
Killers of the Flower Moon / Thelma Schoonmaker
Anatomy of a Fall / Laurent Sénéchal
The Holdovers / Kevin Tent

En İyi Görüntü Yönetimi
Oppenheimer / Hoyte Van Hoytema
Poor Things / Robbie Ryan
Killers of the Flower Moon / Rodrigo Prieto
Maestro / Matthew Libatique
El Conde / Edward Lachman

En İyi Görsel Efekt
The Creator
Guardians of the Galaxy Vol.3
Mission Impossible: Dead Reckoning
Godzilla Minus One
Napoleon

En İyi Yapım Tasarımı
Barbie / Sarah Greenwood & Katie Spencer
Poor Things / Shona Heath, James Price & Zsuzsa Mihalek
Killers of the Flower Moon / Jack Fisk & Adam Willis
Oppenheimer / Ruth De Jong & Claire Kaufman
Napoleon / Arthur Max & Celia Bobak

En İyi Kostüm Tasarımı
Barbie / Jacqueline Durran
Poor Things / Holly Waddington
Killers of the Flower Moon / Jacqueline West
Oppenheimer / Ellen Mirojnick
Napoleon / David Crossman & Janty Yates

En İyi Saç ve Makyaj Tasarımı
Golda
Maestro
Oppenheimer
Poor Things
Society of the Snow

En İyi Ses
Oppenheimer
The Zone of Interest
Maestro
Mission: Impossible – Dead Reckoning
The Creator

En İyi Özgün Müzik
Oppenheimer / Ludwig Göransson
Killers of the Flower Moon / Robbie Robertson
Poor Things / Jerkin Hendrix
Indiana Jones and the Dial of Destiny / John Williams
American Fiction / Laura Karpman

En İyi Özgün Şarkı
Barbie / ‘What Was I Made For?’
Barbie / ‘I’m Just Ken’
American Symphony / ‘It Never Went Away’
Flamin Hot / ‘The Fire Inside’
Killers of the Flower Moon / ‘A Song For My People’

En İyi Kısa Film
The After
Invincible
Knight of Fortune
Red, White and Blue
The Wonderful Story of Henry Sugar

En İyi Kısa Animasyon
Letter to a Pig
Ninety-Five Senses
Our Uniform
Pachyderme
War Is Over! Inspired by the Music of John & Yoko

En İyi Kısa Belgesel
The ABCs of Book Banning
The Barber of Little Rock
Island in Between
The Last Repair Shop
Nǎi Nai & Wài Pó

Görüşlerimi ‘kim alır’ ve ‘kim almalı’ olmak üzere Oscar’ların dağıtılacağı hafta sizlerle paylaşacağım… 


 

SİNEMA TARİHİNDEN 5 KLASİK

Ascenseur pour l'échafaud / İdam Sehpası
(Yönetmen: Louis Malle / 1958)

Plein Soleil / Kızgın Güneş
(Yönetmen: René Clément / 1960)

L’eclisse / Batan Güneş
(Yönetmen: Michelangelo Antonioni / 1962)

Mélodie en sous-sol / Vurgun
(Yönetmen: Henri Verneuil / 1963)

Le Cercle Rouge / Ateş Çemberi
(Yönetmen: Jean-Pierre Melville / 1970)

 


Vizyonda bu hafta (26 Ocak 2024)
Dördü yerli yapım olmak üzere toplam dokuz yeni film merhaba diyor 26 Ocak vizyonuna
‘Syk Pike / İlgi Manyağı’ ile tanıdığımız Norveçli sinemacı Kristoffer Borgli imzalı ‘Dream Scenario / Rüya Senaryo’ notlarımız arasında!


RÜYA SENARYO
-Rüyalarda buluşuruz!-

‘Syk Pike / İlgi Manyağı’ adlı derinlikli dramıyla herkesin dikkatini çeken Norveçli Kristoffer Borgli’nin yazıp yönettiği yapım yine oldukça derin, başta günümüz şöhret kültürünü ve toplum psikolojisini eleştiren, kapkara ve sert bir dram. Oldukça hüzünlü de… Sıradan bir hayatı olan öğretim üyesi Paul Matthews günün birinde tanımadığı yüzlerce insanın rüyalarına girmesi sonrası ünlü, ‘fenomen’ biri olarak bulur kendini! Bu açıklanması nerdeyse imkânsız, tuhaf olayın bedeli ise çok ağır olacaktır! Nicolas Cage’in başrolde ‘döktürdüğü’ ilginç dramın yapımcıları arasında yine Nicolas Cage ve ‘Hereditary / Ayin’, ‘Midsommar / Ritüel’ ve ‘Beau Is Afraid / Korkuyorum’ gibi nitelikli filmleriyle tanıdığımız yaman sinemacı Ari Aster yer alıyorlar. 
Tuhaf olduğu kadar, gerçeküstü, karanlık, mizah yüklü, çılgın ve tedirgin edici fakat bir o kadar da ‘gerçekçi’ bir dram, orijinal adıyla ‘Dream Scenario’. Orta yaş bunalımının pençesinde kıvranan ve yaşamdan hak ettiği artı değeri alamadığını düşünen Paul, birden tüm dünyada tanıdık tanımadık herkesin rüyasına girdiğini fark ediyor. Bu olağanüstü durum elbette önce kendisine devasa bir şöhret getiriyor fakat sonra aniden her şey tersine dönüyor. Dünya prömiyerini Eylül ayında Toronto Film Festivali’nde yapan film, ülkemiz izleyicisiyle ilk kez filmekimi’nde buluşmuştu. Fantastik, bilimkurgu, gerilim, korku ve komedi türlerini, kendine has entelektüel bir dramda eriten yapım, günümüz modern hayatının çıkmazlarını ve yaşamın içinde nerdeyse kıvranan küçük insanın çıkışsız trajedisini öykülüyor bir yandan da! 
Müzikal/komedi dalında Nicolas Cage’e, En İyi Erkek Oyuncu dalında ‘Altın Küre’ adaylığı da kazandıran ve adeta alacakaranlık kuşağından fırlamış görünen anlatıda diğer önemli rolleri Julianne Nicholson, Lily Bird, Jessica Clement, David Klein, Star Slade, Liz Adjei, Tim Meadows, Marc Coppola ve Dylan Baker üstleniyorlar. Hızla tüketen, boğazına kadar yalnızlığa ve anlamsızlığa gömülmüş günümüz insanının çıkışsızlığı aslında izlediklerimiz! Beş, on dakika kazanılan ve yalnızca bir toplumsal hezeyandan oluşan günlük şöhret kültürünün tutarsızlığı, nefes alıp verdiğimiz düzlemin kayganlığı, sahtekâr, ikiyüzlü insanlık, anamalcı ahlak, ünlü ve önemli olmak arasındaki keskin fark, sevgisizlik, anlayış eksikliği, korku toplumu, linç kültürü ve ellerinden idealleri alınmış günümüz kitlesinin hastalıklı psikolojisi… (4 / 5)

Haftanın notlarımız arasında ter alamayan diğer yenilerine bakacak olursak…
Venedik Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen’, En İyi Genç Erkek Oyuncu (Seydou Sarr) ve En İyi Yapım Yönetimi başta olmak üzere on iki ödül kazanan, San Sebastian Film Festivali’nden İzleyici Ödülü kazanan ve Altın Küre’de ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ adayı olan İtalyan yapımı ‘IO Capitano / Kaptan Benim’, Matteo Garrone imzası taşıyor.  ‘Gomorra’, ‘Il racconto dei racconti / Masalların Masalı’, ‘Dogman’  ve ‘Pinocchio / Pinokyo’ filmlerinin yaman yönetmeni bu kez dünyayı görüp rap yıldızı olmayı hayal eden iki delikanlının Senegal’den Avrupa’ya ulaşma çabalarını taşıyor perdeye. Giriştikleri zorlu yolculuk, tıpkı çağdaş bir Odisseia gibi amansız çölden Libya’daki işkence dolu ceza kamplarına, oradan da uçsuz bucaksız açık denize uzanıyor. Venedik'teki ödül töreninde Matteo Garrone mikrofonu hikâyenin esin kaynağı aktivist Kouassi Pli Adama Mamadou’ya verdi; Mamadou ödülü ‘ulaşamayanlara’ adadı. İtalya’nın Oscar adayı olan filmin senaryosu, bu çileyi çekmiş göçmenlerle görüşerek oluşturuldu ve yapım, bu insanların hedeflerine vardıktan sonra değil, yol boyu başlarına gelenleri onların bakış açısıyla yansıtıyor. Sarsıcı dramın başlıca rollerini Seydou Sarr, Moustapha Fall ve Issaka Sawadogo üstleniyorlar. 
‘From the Shadows / Ruhlar Bölgesi: Karanlık Taraf’, Mike Sargent’ın yönettiği bir korku örneği! Gizli Bilgelik Tarikatının kurucusu olan Doktor Joseph Cawl nedeni anlaşılmayan bir yangında ölür. Bu ölümün arkasındaki sır perdesi henüz çözülememiştir ancak doktorun ölümünden sorumlu tutulan beş tarikat üyesi olayın ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak isterler. Bu amaçla paranormal araştırmacı Amara Rowan ile iletişime geçeceklerdir. Keith David, Bruce Davison ve Selena Anduze oyuncu kadrosunu oluşturuyorlar.
‘No Way Up / Çıkış Yok’, Claudio Fäh imzası taşıyan aksiyonu yüksek bir gerilim. Pasifik Okyanusu’na düşen bir uçağın içerisinde yaşam mücadelesi veren bir grup insanın yaşadıkları… Düşen uçakta sağ kalanların hava kaynakları gittikçe tükenmektedir ve sayısız tehlike dört bir yandan onlara yaklaşmaktadır. Phyllis Logan, Colm Meaney, Will Attenborough ve James Carroll Jordan başlıca rolleri üstleniyorlar.
Rusya-Macaristan ortak yapımı animasyon ‘Bolshoye puteshestviye. Spetsialnaya dostavka / Büyük Macera 2: Sürpriz Misafir’ Natalya Nilova ve Vasiliy Rovenskiy ikilisi tarafından yönetilmiş. ‘Büyük Macera’ filminin devam hikâyesi, ayı Mic Mic ile arkadaşları tavşan Oscar, panda ve leylek Karl ile birlikte yeni bir teslimat için çıktıkları serüveni taşıyor perdeye.
‘Cem Karaca’nın Gözyaşları’, gerek müzik kariyeri gerek hayatıyla ilham veren isimlerden olan efsane müzisyen Cem Karaca’nın yaşamını izliyoruz. Yüksel Aksu’nun yönettiği müzikal biyografide usta sanatçıya İsmail Hacıoğlu hayat vermiş. Fikret Kuşkan, Yasemin Yalçın, Melisa Aslı Pamuk, Buse Buçe Kahraman, Meral Çetinkaya, Melisa Döngel, Alper Saldıran ve Kubilay Tunçel, Hacıoğlu’nun rol arkadaşları. 
Tuğçe Soysop’un yönettiği ‘Haydi Tut Elimi’, dans tutkunu iki genç yetenek İpek ve Kaan, yurtdışındaki dans okulunda eğitim alabilmek için seçmelere katılacaktır. Seçmelere katılmanın yoluysa ‘bir şarkının hikâyesini’ bulmaktan geçmektedir. Duygu ve Kaan, en yakın arkadaşlarını da yanlarına alarak ‘malum şarkının hikâyesi’ için müthiş bir maceraya çıkarlar. Nil Özdemir, Ali Kemal Çömez, Zeynep Erdoğan, Çınar Karçkay’a, Ezo Sunal, Alp Kırşan, Sevinç Erbulak ve Işıl Yücesoy gibi ünlü isimler eşlik ediyorlar.
‘Şeytan1’, Özlem Yiğit’in yönettiği bir korku örneği. Bir fotoğrafçının çektiği karelerin arkasındaki karanlık gerçek… Emine Söyler, Fatih Tazeoğlu, Çağla Kirlibal, Mahir Bahçe, Tayfun Işık ve Pelin Özer, oyuncu kadrosunu oluşturan isimler.
‘İnadıyla Şampiyon’ adlı belgeselin yönetmeni Bedran Güzel. Trabzonspor’un 2021-2022 sezonunda elde ettiği Süper Lig şampiyonluğunun anlatıldığı belgeselde, müsabakalardaki devre arası konuşmalar, soyunma odasında yaşananlar, deplasman yolculukları, taraftar öyküleri ve şampiyonluk kutlamalarının perde arkasına ilişkin görüntüler yer alıyor.
İçinizde yaşayan sinemadan çıkmış insanın elini sakın ha bırakmayın!

İyi seyirler herkese!

 

 

TARİHTE BU HAFTA
On yedi ve altı yıl öncesine, 2007 ve 2018 yıllarına dönüyor, tarihte bu haftayı anımsıyoruz!


Vizyonda bu hafta (26 Ocak 2007)

AMERİKALILAR KARADENİZ’DE 2
Yönetmenliğini Kartal Tibet’in üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Metin Akpınar, Müşfik Kenter ve Peker Açıkalın gibi usta oyuncularla, Kıvanç Tatlıtuğ, Kadir Çöpdemir, Kamil Sönmez, Müslüm Gürses gibi popüler isimlere bir arada rastlıyoruz. Karadeniz’in köylerinden birine bir Amerikan füzesi düşer. Yöre halkının hayatı, yanlışlıkla düşen bombayla birlikte değişir. Filmin sonundaki ‘2’ rakamı, akıllara birincisi nerede gibi bir soru getirse de, bu film bir devam filmi değil. Basında yer alan bilgiye göre, filmin ‘Çinliler Geliyor’la bir benzerlik taşımasın diye ismine eklendiği öne sürülen minik bir espri. 

 

ÇILGIN DERSHANE
Yerli filmlerin beyazperde çıkarması bütün hızıyla sürüyor. Son dönemde ‘Sınav’ ile süren gençlere yönelik komedi furyasının ürünü ‘Çılgın Dershane’, siyasi ve toplumsal eleştiri içeren ilk filmi Tramvay ile pek iyi eleştiriler alamayan Olgun Arun’un ikinci filmi. Çekimleri Ekim ayında Antalya’da yapılan filmin yapımcısı Faruk Aksoy. İflas etmek üzere olan bir dershane, öğrencilerine promosyon olarak bir tatil hediye eder. Öğretmenleriyle birlikte tatile çıkan öğrenciler, dershaneler arası para ödüllü bir yarışma düzenlendiğini öğrenirler ve yarışmaya katılmaya karar verirler. Beyazperdenin kıdemli yıldızı Cüneyt Arkın’ın, Yağmur Atacan ve Tuba Ünsal gibi son dönemin sevilen oyuncularıyla rolleri paylaştığı filmde, Pakize Suda ve Hande Ataizi’ni de izleyeceğiz. “Çılgın Dershane”, birçok benzeri gibi sinemasal kaygıların ötesinde gişe başarısı hedefleyen bir gençlik komedisi. 

 

NEŞELİ AYAKLAR
Antarktika’da yaşayan imparator penguenleri, eşlerini bulmak ve onları etkilemek için yüreğe seslenen bir şarkı söylemek zorundadırlar. Küçük penguen Mumble, dünyanın en kötü sesine sahiptir. Ama olağanüstü bir step dansçısı olan penguen, geçen süre içinde, büyük aşkı olan Gloria’yı kazanmak için, çok sevdiği dansın gücünden faydalanacak ve kendi türünün hayatını kurtarmak uğruna büyük bir maceraya atılacaktır.  Oscar ödüllü belgesel ‘İmparatorun Yolculuğu’ndan sonra ünlü penguenler bu kez ‘En İyi Animasyon’ dalında Oscar adayı olan ‘Happy Feet / Neşeli Ayaklar’ ile yeniden beyazperdedeler. ‘The Song of the Heart’ adlı şarkısıyla ‘En İyi Şarkı’ dalında Altın Küre’nin de sahibi olan görkemli animasyonun çekimleri dört yıl sürmüş. ABD’de, aynı anda gösterime girdiği Bond filmi ‘Casino Royale’i geride bırakarak üç hafta boyunca gişede bir numarada kalan yapım, George Miller imzalı. ‘Mad Max’ serileri, ‘Eastwick Cadıları’, ‘Lorenzo’nun Yağı’ ve ‘Babe’ gibi ünlü filmleri imzalayan usta isim Miller’ın yönettiği muhteşem animasyon, görsel bir ziyafet. El emeği, göz nuru ve gelişmiş dijital efektli bu nefis film, her yaş için mutlaka izlenmesi mecburi bir yedinci sanat sorumluluğu.

  

Vizyonda bu hafta (26 Ocak 2018)
Yeni vizyon haftası beraberinde ikisi yerli, altı yeni filmle geldi. İçinizde yaşayan sinemadan çıkmış insanın elini sakın ha bırakmayın! İyi seyirler herkese.


SEVGİSİZ
-Sevgisiz kalmışlar üzerine-

Çağdaş Rus sinemasının en önemli ismi Andrey Zvyagintsev, beşinci uzun metraj kurmaca filminde, değişen ve dönüşen ülkesine dikkatle bakmayı sürdürüyor! Boşanmak üzere olan karı-kocanın, arka odada gözyaşları içinde sessizce ağlayan ‘yıkılmış’ ve unutulmuş tek oğulları ansızın ortadan kaybolur ve kendi hayatlarını yaşayan kadınla, erkek, çocuklarını aramaya başlarlar. Nefret, kavga, hayal kırıklıkları, pişmanlık, kabulleniş, ihmal, çürüme ve sevgisiz bir toplumun röntgeni değil, ‘MR’ı adeta! Cannes’den ‘nedense’ sadece ‘Jüri Ödülü’ ile ayrılan sarsıcı dram, Zvyagintsev’in bildik dertlerini, değinilerini ve günümüz Rusya’sının ruh altı incelemesini içeriyor.
Anlatıya denk düşen müthiş plastik, öykünün kusursuz biçimle desteklenmesine ideal bir örnek! Kan donduran, sevgisizlikten donmuş, umutsuz tespit, izleyeni; hücrelerine dek etkileyecek kapkara bir atmosfere sahip. Zvyagintsev’in başucu oyuncusu Aleksey Rozin ve Maryana Spivak, son derece başarılı performanslar sergilemişler. Usta sinemacı; 2003 tarihli müthiş ilk filmi ‘Vozvrashchenie / Dönüş’le başladığı, ‘başka bir gerçeğe evrilen’ Rusya toplumu üzerine tespitlerine; sırasıyla; ‘Izgnanie / Sürgün’, ‘Elena’ ve ‘Leviathan’ ile devam etmişti. Toplumsal eleştiri tabutuna, son çiviyi itinayla çakmayı ihmal etmiyor orijinal adıyla ‘Nelyubov / Sevgisiz” de Zvyagintsev! 
İçine, binlerce parçaya ayrılmış yüreğine doğru ağlayan küçük çocuk, hayal kırıklıklarını tamir etmeden yatıştırmayı seçen sorumsuz ebeveynler, günümüz dünyasının acımasız sermaye olanakları içinde insani olanaksızlıklar, ruhu oyalayan ve kendi içini kandıran yalanlar, donuk prosedürler ve küçük insanı tüketen, yok eden sevgisiz kalmışlık, kaybolmuşluk, kurumuşluk, tükenmişlik! Geriye dönüşsüz bir teslimiyet. İnsani ilişkilerin gittikçe büyüyen ‘boşluğu’ ve anlamsızlığının yansıması. Giderek yok olduğunu kavramanın, bünyeye saldığı ümitsizlik hissi. Kaybetmiş olmanın geri dönüşsüz yavanlığı! Geçmiş ve bugün arasında büyük kopuşlar yaşayan ‘savrulmuş’ toplum ve binlerce şanssız, masum kurban. Zvyagintsev gibi yapalım; fazla söze gerek yok. Sezonun en önemli filmlerinden biri duruyor karşımızda. (5 / 5) 


ÖLÜMLÜ DÜNYA
-Absürt fakat dümdüz-

Oyuncu kimliği ile tanıdığımız Ali Atay, 2015’de ‘Limonata’ adlı yol hikayesini yönetmiş ve ilk yönetmenlik denemesinde umut saçmıştı. Atay, ikinci kez yönetmen koltuğuna oturduğu ‘Ölümlü Dünya’ ile yeni bir sınav veriyor. Üç nesildir Haydarpaşa Garı’nın yakınında bir esnaf lokantası işleten Mermer ailesinin absürt öyküsü perdeye yansıyan.
Anadolu Tat 1071 Lokantası’nın sahipleri olan Mermer ailesinin aşçılık işi, nesiller boyu, gerçek uğraşlarını gizlemek için kullandıkları bir paravandır aslında. Sekiz kişilik aile, babadan oğula, tetikçilik yaparak yaşamakta ve uluslararası bir şirket için çalışmaktadırlar. Bu sırları açığa çıktığında, merkez tarafından gözden çıkartılan Mermer ailesi, hayatta kalabilmek için çok iyi bildikleri bir şeyi yapacaklardır: Her zamanki gibi bir arada kalmak!
Senaryosunu Ali Atay, Aziz Kedi, Feyyaz Yiğit, Volkan Sümbül ve Ali Demirel’in birlikte kaleme aldıkları filmde, Ahmet Mümtaz Taylan, Alper Kul, Sarp Apak, Mehmet Özgür, Özgür Emre Yıldırım, Feyyaz Yiğit, Doğu Demirkol, Meltem Kaptan ve İrem Sak gibi isimlerden oluşan, dikkat çekici bir oyuncu kadrosu yer alıyor. 
Özellikle son dönem İngiliz sinemasının (Martin McDonagh, Guy Ritchie, Paul McGuigan) son derece iyi kotardığı zeka pırıltılı absürt suç komedilerinin ve Coen’lerin izinden giden yapım, örnek aldığı usta işi filmlerin kullandığı yerel unsurlarla zenginleşmeyi fazla beceremiyor. ‘Mermer Merve’ zihinde kalıcı yer edinse de; avamlıktan sıyrılmayı başarmış senaryo, ‘durum ve meselenin’ gerektirdiği buluş, zenginlik ve sürprizle mesafeli. İyi oynanmış buna karşılık, karakterlerin zenginliğinin derinine inmektense, büyük resmin genel akışıyla ilgilenmiş öykü, ‘olanaklarını’ yararlı biçimde dağıtamıyor filmin geneline. Düz ve yavan bir tat kalıyor damakta, elde değil.
Yine de Ali Atay, ipe sapa gelmez, günlük hayatın bayağılığı ile yarışan popüler örneklerden çok daha düzeyli ve düzgün bir işe imza atmış. Gidişatı da, iki filme bakarsak yönetmen olarak ‘takip edilmesi gerekir’ düzeyinde. Hikayenin, Luc Besson imzalı 2013 tarihli ‘The Family / Belalı Tanık’ adlı suç komedisini de akla getirmesi olası. İzlemekte mahsur yok. Keyifli anlardan söz etmek ise mümkün! (2,5 / 5)


LABİRENT: SON İSYAN
-Epik yeni yetme distopyası’nın son halkası-

‘The Maze Runner / Labirent: Ölümcül Kaçış’ adlı 2014 tarihli gizem yüklü bilimkurgu, beyazperdeye, James Dashner’in çok satan romanından uyarlanmıştı. Wes Ball’un ilk uzun metraj yönetmenlik denemesi ve son yıllarda epey revaçta olan distopik gençlik edebiyatının yeni ürünlerinden olan yapım, ‘The Hunger Games / Açlık Oyunları’ familyasına yakın akrabaydı ve yeni bir seriye dönüşmesi kaçınılmazdı tabi ki! İlk filmde, ana karakter genç Thomas’ı bir yük asansöründe uyanırken tanımıştık. Adı dahil hiçbir şeyi anımsamıyordu. Kendilerini, gizemli bir labirentin tam ortasında bulan gençlerin, buraya nasıl geldiklerini bilmedikleri gibi, nasıl kurtulacakları hakkında da fikirleri yoktu. 
İkinci bölüm 2015 yapımıydı. ‘Maze Runner: The Scorch Trials / Labirent: Alev Deneyleri’nin yönetmenliğini ilk filmdeki gibi; sanat yönetmenliğinden terfi eden Wes Ball üstlenmişti yine. İkinci bölümde, labirentten kaçmayı başaran gençleri, daha zorlu bir mücadele beklemekteydi. ‘İsyan’ olarak bilinen organizasyondan kaçmayı başaran ekip, ıssız topraklarda tehlikeli bir arayışa giriyordu. Genç oyunculardan kurulu kadroya, usta aktris Patricia Clarkson, eşlik ediyordu. İrlandalı aktör Aidan Gillen, filmin ‘kötü adam’ kontenjanında yer almıştı. Giancarlo Esposito ve Barry Pepper da kadronun diğer usta isimleriydiler.
‘The Maze Runner: The Death Cure / Labirent: Son İsyan’ adını taşıyan üçüncü ve son bölüm, ‘epik yeni yetme distopyası’na veda anlamı içeriyor! Hüzünde içeren umut yüklü finale dek birçok mücadele izliyoruz yine. Yönetmen, seriyi açtığı gibi kapamayı da bilen Wes Ball. Thomas ve arkadaşları labirentten ve hapsoldukları tesisten kurtulmalarının ardından, isyancı grup ile bir araya gelmeyi başarırlar. Tutsak edilen arkadaşları Minho’yu kurtarmak için organizasyona son bir kafa tutuşa gerek vardır ama! İhanet, fedakarlık, aşk ve dostluk yüklü hareketli serüven, ‘Açlık Oyunları’nın açtığı güvenli yoldan ilerlerken, sanat yönetimi ve gelişmiş dijital efektler dışında çok yeni tatlar ve vaatler içermiyor. Titiz çekilmiş yapım, tanıdık formüllerle ilerleyip, cilalı ama kakafoni yüklü çözümlerle veda ediyor izleyiciye. Karanlıklar içinde, umuda selam durmayı ihmal etmiyor ama. (2,5 / 5)

Başrolünü Peter Dinklage’in üstlendiği gizem yüklü bilimkurgu ‘Rememory / Hafıza’, bir seri halini alan Çin yapımı animasyonun yeni halkası ‘Boonie Bears: Entangled Worlds / Ayı Kardeşler: Fantastik Dünyalar’ ve Eyüp Dirlik imzası taşıyan romantik yerli yapım ‘Adı Aşk’, haftanın notlarımız arasında yer alamayan diğer yenileri. Tekrar iyi seyirler!

MURAT ERŞAHİN



Diğer Yazılar