1930 İstanbul doğumlu Zekai Apaydın küçük yaştan itibaren müzik dersleri aldı ve ağız mızıkası, akordeon, keman çalmayı öğrendi. Genç yaşta profesyonel müziğe geçti ve Orhan Avşar’ın orkestrasında çalıştı. Avşar’ın ölümünün ardından da orkestraya şef oldu. 1952’de kendi orkestrasını kurdu. 1953’te ise İsmet Sıral ile Cüneyt Sermet'in caz orkestrasına katıldı.
1969’da Berkant’a eşlik etmeye başlayan topluluğun adı Vehbi Turan Show Orkestrası’na dönüşmüştü. Vehbi Turan ile arkadaşları, 70’lerin ortalarına kadar sahnelerde kaldı ve plak kayıtlarına da katıldı.
Kompozitör, piyanist, orkestra şefi olarak sürdürdüğü müzik yaşamında daima yeniliklerin peşinden koştu, teknolojiyi de çok yakından takip etti ve gün be gün caza yansıtmayı becerdi. Akustikle elektriği başarıyla birleştirdi ve uluslararası camianın en değerli isimleriyle ortak projeler üretti.
Sırasıyla İlham Gencer, Nejat Cendeli, Süheyl Denizci, Zekai Apaydın orkestralarında davul çaldıktan sonra 1960’ta Turhan Eteke Kuarteti’ni kurup radyoda ve lokallerde program yaptı. 1961’de İsmet Sıral Orkestrası’na girdi ve bu ekiple uzun yıllar yurt dışında çalıştı. 1969’da yeniden kendi adına orkestrasını toparladı.
Türkiye’ye dönünce bir yandan caza yönelirken, diğer yanda çok sayıda albümün kayıtlarında bulundu. Kendi adına da plak çıkaran Baltacıgil’in 1984 yılında Bülent Ortaçgil ve Erkan Oğur’la Çekirdek Sanatevi’nde verdiği konser Rüzgara Söylenen Şarkılar adlı kasetle müziksevere ulaştı.
1977'de yeniden Avrupa'da yaşamaya başladı ve 20 yıl kaldı. İsviçre'ye yerleşti; bas gtarist olarak orkestralarda yer alırken bir süre David Bowie ile dünya turnesine çıktı, albüm kayıtlarında yer aldı. Doksanlar'da Türkiye pazarında Kayahan'ın iki albümünde, MFÖ ile MVAB albümünde çalıştı. Diğer birçok önemli ismin de albümlerinde düzenlemeleri üstlendi. Kendi de, annesine adadığı Fahrünisa.. adlı solo albüm yayınladı.
Metronom’da çok önemli deneylere imza atan, ülkede arabesk müziğin öncülerinden olan, Erkin Koray’la da hit olan parçalar üreten Yıldırımbora, ardından eşi Mine Koşan ile Mısır’a gitmiş, bu ülkede iki yıl Arap müziği üzerine araştırmalar yapmıştı.
1978’de ABD’den Türkiye’ye dönüş yaptı ve Şerif Yüzbaşıoğlu, Mazhar Fuat Özkan, Seyyal Taner, Orhan Atasoy, Nükhet Duru, Neco, Nur Yoldaş, Sezen Aksu gibi isimlerle çalıştı, albüm kayıtlarına katıldı. Bunun yanında Blue Blues Band’in daimi davulcusuydu. Sağlık sorunları nedeniyle istikrarlı bir performans sergileyemese e, yeteneği hep kabul gördü. 2 Kasım 2004 tarihinde yaşamını yitirdi ve 2017’de adına Blue adlı belgesel yapıldı.
Dostlar’ın ardından 1977’de Marşandiz grubunda müzik yapmış, Marşandiz bünyesinde arkadaşlarıyla stüdyo kurarak burada ilginç deneylere girişmişti. Müzikteki yeni teknolojileri yakından izlemeye özen gösteren ve gitarın yanında tuşlularla da önemli performans sergileyen sanatçı, yıllar sonra Grup Destan’ın prodüktörlüğünü üstlenerek Anadolu Pop’un her dönem iş yapabileceğini kanıtlamıştı.
Bas gitardaki ileri tekniğiyle Kurtalan Ekspres’e çok yararlı olan Güvenç’in özellikle kendi bestesi Dönence parçasının girişindeki performansı, tam anlamıyla ‘klasikleşmişti’. Gülpembe de bir Güvenç bestesiydi. Timur Selçuk’un Çağdaş Müzik Merkezi isimli müzik okulunda 13 yıl armoni, bas öğretmenliği yapan, 1991'de açtığı Stüdyo Spectrum'u işleten ve gitar dersleri veren Güvenç, Erkin Koray’ın Devlerin Nefesi (1999) ile Cem Karaca’nın Bindik Bir Alamete Gideyoz Kıyamete (1999) albümlerinde de çalmıştı.
Midas grubu ile Engin Yörükoğlu’nun Jazzstop adlı lokalinde çalışırken yeniden toparlanmayı planlayan Moğollar’ın dikkatini çekmiş ve 1993'te organist olarak ekibe davet edilmişti. Çok kısa sürede gruba uyum sağlamış, düzenlemeleriyle Moğollar’a yeni bir çizgi ve bakış getirmişti. Cahit Berkay’ın film müzikleri albümlerinin düzenlemelerini yazmış; bu yapıtların sahnede icrasında Berkay’a yardımcı olmuştu.
Profesyonel müzik yaşamına 1971’de Bunalımlar grubunda bas gitar çalarak başladı. İki kuzeni Berç Yenal ile Nur Yenal da aynı grupta yer alıyordu. Rock macerasının ardından piyasadaki birçok iddialı albümün kayıtlarında yer alan Melik Yirmibir (Melik Orhanyan) o dönemin toplama albümlerinin de vaz geçilmez bas gitaristiydi
Ergun Özer, Süheyl Denizci, Güner 5, Yalçın Ateş, Norayr Demirci, Erol Pekcan orkestralarında, TRT İstanbul Radyosu Caz Orkestrası’nda trombon ve trompet çalan Halil Gürşan Saçlı, ayrıca birçok plağın kayıtlarında da yer aldı.
Aşk, ayrılık temalarını içeren türkü formundaki deneysel bestelerle devam eden üçlüde davula oturmuş Haldun Hürel’in sıra dışı performansı taklit edilmeye başlanmıştı. Haldun Hürel sürekli yeni ritm arayışlarıyla sıkı bir dinleyici kitlesi kazanmış ve askılı davul, kaşık, dev darbuka, çan, teflerle adeta bir vurmalılar sentezi oluşturmuştu.
Kardaşlar'da ise bas gitarın yanında ıklığla da dikkat çekmişti. Ersen-Kardaşlar döneminden sonra, adını grubun başına ekleyip Kardaşlar’ı devam ettirdi. Kardaşlar’da müzik yaparken Kara Sevda ile Hasan Kalesi’nin bestelerini yazdı.
Seksenler’in başında Gündoğarken kurulunca grupta önce mandolin çalmıştı. O günlerde Yeni Türkü’nün şarkılarından etkilenmiş, Yunan müziğine ilgi duymuş ve babası bu kez de Yunanistan’dan bir buzuki getirmişti. Dört telli buzukiyi kendi keşfetmiş ve Gündoğarken’in müziğine bambaşka bir tat gelmişti.
17 Temmuz 1947 tarihinde Kütahya’nın Tavşanlı kasabasında doğdu. İlk müzik derslerini, amatör müzikolog olan babası Şeref Canku’dan almış, ilkokuldan sonra Ankara Devlet Konservatuarı’nı kazanarak altı yıl (1958-1964) viyolonsel ve piyano eğitimi görmüştü. Konservatuvar sırasında, okul dışındaki derslerle gitara ağırlık vermiş ve 1967’de Ankara Radyosu’nda açılan Klasik Türk Müziği kurslarına katılmıştı.
Erkan Oğur adı ilk kez Mazhar Fuat Özkan’ın 1984 tarihli Ele Güne Karşı Yapayalnız albümünde dikkatleri çekmişti. Güllerin İçinden ile Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da parçalarında ilginç bir gitar tınısıyla tanışmıştı müzikseverler onunla. Oğur’un çaldığı perdesiz gitardı. O günden sonra nitelikli albüm kayıtlarında yer aldı, Bülent Ortaçgil’le çaldı, tabii hep yanında perdesiz gitarı vardı.
Bir yabancı orkestrada davul çalarak profesyonel müziğe adım atmış Erol Pekcan müthiş azmi ve disipliniyle kısa sürede yerli cazın temel isimlerinden biri olmuştu. Pekcan kurduğu orkestralarla, televizyon ve radyo programlarıyla, yerli-yabancı müzisyenlerle yaptığı ortak çalışmalarla Türkiye'de cazın yayılması için uzun yıllar durmadan çaba harcamıştı.
Konservatuarda eğitim görmüş, 1936 Yugoslavya doğumlu Muhittin Paydaş, sanat hayatına Yugoslavya’da bir Macar orkestrasında başlamıştı. Beş yıl klarnet çaldıktan sonra 1958’de Türkiye’ye gelmiş ve Çetin İnöntepe Orkestrası’na girmişti. Devamında Şerif Yüzbaşıoğlu, Ergun Özer, Kadri Ünalan ve Ulvi Temel orkestralarında, ‘Radyo Evi’nde saksafoncu olarak çalışmıştı.
Ali Ulvi ile Sinema adlı YouTube kanalımda, hem gösterime giren filmler ile ilgili film eleştirileri bölümünü, hem de mutlaka izlenmesi gereken filmler hakkındaki önerilerimi sizlerle paylaşıyorum. Film analizleri kapsamında, unutulmaz filmler ve haftanın filmlerine ek olarak, Altın Küre - Golden Globe ve Oscar başta olmak üzere, uluslararası film festivalleri bünyesinde yer alan filmlere ait yorum ve tavsiyelerimi bu kanalda bulacaksınız. Kısaca, vizyondaki filmler ile ilgili, hangi filme gidilir ya da hangi filmler izlenmeli gibi sorularınızın cevapları bu kanalda olacak. Kanalıma abone olmayı unutmayın. ALİ ULVİ UYANIK
Çeyrek yüzyılı aşkın, başta pop olmak üzere müziğin tarihini tutan, radyo programları üreten, kitaplar, eleştiriler yazan, plaklar çalan Naim Dilmener bu uzun yürüyüşün Gazete Pazar ile Radikal adımlarında kaleme aldığı yazılarıyla, müzik serüvenimizden önemli ve değerli isimleri bizlerle paylaşıyor.
‘Sörfçü’, memleketi Avustralya’ya döndükten sonra oğluyla sörf yapmak için çocukluğunun geçtiği sahile inen adamın buradaki bir çetenin engellemeleriyle karşılaşınca verdiği gurur mücadelesini anlatıyor. Filmin giderek yoldan çıkan ve deliliğin çizgilerinde dolaşan ana karakterini Nicolas Cage canlandırıyor. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/23.08.2025)
Gündemdekilere ve vitrindekilere aldırmadan upuzun sinema tarihinden cımbızla seçilen hoş filmler, insan kokan öyküler, gözden kaçanlar, ıskalananlar, pamuklara sarılması gereken mütevazı başyapıtlar ve diğerleri Hilal Çetinder’in kaleminden Film Makarası’nda…
Uçan Süpürge izlenimlerimizin ikinci bölümü epey gecikti. Araya yaz ve başka bir festival de girdi. Ama ilk bölümde de vurguladığımız gibi, bu filmlerin çoğu başka mecralarda henüz karşımıza çıkmadı. Bu nedenle yine filmler eskimez diyoruz ve kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Türk müziği eserlerini yetkinlikle icra eden, adı her dönemin üstatları tarafından övgüyle anılan "İnci Çayırlı"nın hayatını anlatan belgesel bugün 14.30'da TRT Müzik'te.
Yeni fotoğrafı görmek, müzikseverlerin beğenisinin ne kadar değiştiğini öğrenmek için yerli rockta ‘bütün zamanların en iyileri’ni sinemamuzik.com okurlarına ve müzik eleştirmenlerine sorduk. İlginç liste çıktı ortaya:
Her biri meslekte en az 20 yılı devirmiş müzik yazarlarımızın saptadığı yerli grupların ‘şeref tablosu’nda Moğollar, Bulutsuzluk Özlemi ile ‘orta yaş’a dayanmış akranlar mor ve ötesi ile Duman gözüküyor. Hemen enselerinde Kurtalan Ekspres ile Dervişan yer alıyor. Bir alt basamakta ise, az zamanda çok iş yapmış Hardal ve Mazhar Fuat Özkan bulunuyor. Aslında gözler Mazharlar’ı daha üstte arıyor da, ‘ticaret’in dozunu kaçırmak bazen böyle sonuçlara neden oluyor.
Sinemamuzik.com, bir çoğu Altın Portakal’da jürilik de yapmış sinema yazarlarına sordu: ‘Antalya Altın Portakallı en iyi film hangisi’?... Birinciler listesinde ‘kortej’e çıkan ve bütün zamanların Altın Portakal birincilerini değerlendiren 31 sinema yazarının katıldığı araştırmada, Zeki Ökten’in 1980 tarihli Sürü filmi 213 puan toplayarak birinciliği kazandı. Sürü’yü 204 puanla Muhsin Bey (Yavuz Turgul) ve 192 puanla Uzak (Nuri Bilge Ceylan) izledi.
Sinemamuzik.com sinema yazarlarına sordu: ‘İlk uzun filmini 21. yüzyılda çeken en iyi 10 yerli yönetmen kim?... 30 sinema yazarının katıldığı araştırmada bol ödüllü Emin Alper 195 puan toplayarak birinciliği kazandı. Alper’i 145 puanla Pelin Esmer ve 136 puanla Özcan Alper izledi. Emin Alper'i 27 sinema yazarı listesine alırken, Pelin Esmer’e 25, Özcan Alper’e 20 listede yer verildi. Bazı popüler isimler ön sıralarda yer alamadı.
Müzik yazarı, eleştirmen ve program yapımcısı Yavuz Hakan Tok'un yeni kitabı Şarkı Hikayeleri Masa Kitap yayınevi etiketiyle satışa çıktı. 240 sayfalık yapıtta Tok, 60'lardan 90'lara uzanan zaman diliminde yerli popu şekillendirmiş 80 şarkının yaratı öyküsünü, ilginç notları ve toplumdaki yeri ile rolü hakkındaki görüşlerini anlatıyor.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu içeride:
Ünlü grupların kuruluş öyküleri, müzik serüvenleri yakından takip edilse de isimlerinin nasıl doğduğu ve koyulduğu pek bilinmez. Meraklısı için ilginç bir liste hazırladık:
Hemen her öğretmenin, okul müdürünün maratona benzettiği hayatın henüz başında biri Lezzet. Başka bir deyişle; böğürtlenli, limonlu, çilekli, çikolatalı, vişneli, karamelli, karadutlu dondurmalardan henüz tatmadı, sadece vanilyalının tadını biliyor. Onunla tanışmak için sayfaları çevirmen yeterli. Çelişki Bilmez Lezzet’in Geçmiş Zaman Maceraları Uğur Vardan’ın çocukluk anılarından yola çıkarak yazdığı öykülerden oluşuyor.
Popüler orkestralar ile grupların Türkiye serüvenini ‘Günlerin İçinden Canım’ / 100 Yıllık Türkiye Popüler Orkestralar ve Gruplar Tarihi (1923-2022) adlı internet sitesinde anlattım.
İsmi Açık Hava Tiyatrosu; halkın ağzında Harbiye Açıkhava; kartvizitinde ise ‘Türkiye’nin Müzik Mabedi’ yazılı. Hem ülke, hem dünya kültür tarihinde bir Royal Albert Hall, Madison Square Garden, Olympia kadar önemli ve değerli bir amfitiyatro. Kent mimarisi için de önemli merkez. Batılı örneklerine benzer şekilde bir eğlence vadisinin ortasında bulunuyor.