Bir operasyonda işler ters gidince, vicdan azabı çeken Şerif Ray Owens, Los Angeles’ı terk edip küçük bir sınır kasabasına yerleşir. Ancak, günün birinde, batının en azılı, uyuşturucu karteli lideri Gabriel Cortez, FBI’ın hükümlüleri taşıdığı bir konvoydan kaçtığında Şerif Owens’ın yaşadığı huzurlu günler sona erecektir. Olaya karışma vakti gelmiştir.
Hayatı altüst olmuş genç bir kadın olan Mia, kendisine yardım etmeleri için ağabeyi David ve onun kız arkadaşı Natalie ile çocukluk arkadaşları Olivia ve Eric’ten kendisiyle birlikte aileden kalma bir kulübeye gitmelerini ister. Mia oraya vardıklarında ve içeriye girdiklerinde ise, terk edilmiş kulübeye birilerinin izinsiz girmiş olduğunu anlarlar.
Troy, donanmanın araştırma tesisinden kaçarak mercan kayalıklarına döner. Kocaman kalpli küçük balık Pi’nin, Troy’u yenmesinin üzerindense tam bir yıl geçmiştir ve Troy için artık intikam alma zamanı gelmiştir. Mercan kayalıklarındaki su yükseldiğinde Pi’nin oğlu Junior köpekbalığı tuzağını onarır. Troy, tuzağa düşer ve donanmaya geri gönderilir.
Jack Harper, dünyadaki birkaç insansız uçak teknisyeninden biridir. Jack’in görevi neredeyse bitmek üzeredir. Yerden binlerce metre yukarıdaki göklerde devriye gezen Jack’in sürdüğü yaşam, iniş yapmış bir uzay mekiğindeki güzel bir yabancıyı kurtarınca alt üst olur. Yabancının gelişi, Jack’in her şeyi sorgulamasına yol açar ve insanlığın kaderini Jack’in ellerine teslim eder.
Küçük kızı ve annesi ile hayata tutunan Zeynep, bu büyük Evren’de ne kadar yer kaplar? İşsizlikle dolu bir şehirdeki insanlar, yaşadıkları sorunlar ve hayatları, uçuşan sayısız parçacıklar gibi küçücük müdür?
Jack Jansen hayatında bir dönüm noktasındadır. Üniversiteden atılmış, kasabasına geri dönmüştür. Babası da bu kasabanın yerel gazetesini çıkarmaktadır. The Miami Time Gazetesi’nde çalışan ağabeyi Ward, Hillary Van Wetter’ın hüküm giydiği davayı araştırmak üzere iş arkadaşı Yardley Acheman’la birlikte çıkagelince, Jack’ten şoförlük yapmasını ister.
Yaşadıkları mağara depremde yıkıldıktan sonra, Crood’lar yuvaları olan bu kanyondan taşınmak zorunda kalırlar ve ailenin babası Grug’ın önderliğinde bir yolculuğa çıkarlar. Barınabilecekleri yeni bir yer bulmanın ümidiyle ilerleyen Crood’lar bu yolculuk esnasında daha önce bilinmedikleri esrarengiz bir dünyayla karşılaşırlar. Bu yeni dünyada doğa bambaşkadır.
Giresun’lu Osman’ın gönüllü olarak katıldığı Balkan savaşında bacağı sakatlanır ve Topal Osman lâkabını alır. İzmir’in işgâl edilmesinin ardından gönüllü birliklerle Karadeniz bölgesindeki Rum çetelerine karşı mücadele eder. Atatürk’e bir kaç suikast girişimi olunca Ankara’ya çağrılır ve Atatürk’ün korumalığını yapar.
Dan ve Jody mutlu bir evlilik sürdürürken her şey vahşi bir yaşam süren çocuklarının eve gelmesiyle değişecektir. Bu durum kendi iş hayatlarına da yansıyınca çocukların “Mama” diye adlandırdıkları ruhun evden uzaklaştırılmasına karar verirler. Tanışacakları uzman ruh çıkarıcılar ile bu ruhtan kurtulmak için ellerinden geleni yapacaklardır.
Barfi hem duyma, hem de konuşma engelli bir gençtir. Shuriti adında bir kıza aşıktır Fakat kızın ailesi onun normal bir erkekle evlenip mutlu bir aile kurmasını istemektedir. Barfi kaderine razı bir şekilde kendine yeni yol çizmeye çalışırken Shuriti yeniden karşısına çıkar.
11 yaşında zeki bir kız olan Skunk, şeker hastasıdır. Yaz tatili tatlı umutlar getirir Skunk’a. Ta ki komşuları Bay Oswald, sevimli ama rahatsız Rick’i tecavüzle suçlayıp dövene kadar. Evi, mahallesi, okulu onun için hain alanlara dönüşür. Çocukluğunun tasasız belirsizliği, yerini önce korkunç şüphelere, ardından ani, nedensiz, neşeli bir keşmekeşe bırakır.
Karlar Kraliçesi, yeni bir dünya yaratmaya niyetlenir. Bu dünyada, duyguların yerini tekdüzelik alacaktır. Bu amaçla, yeryüzünü buzlarla kaplar ve sanat adına ne varsa, tamamını yok etmeye girişir. Sihirli bir aynanın dediğine bakılırsa, Karlar Kraliçesi’nin bu emeline ulaşmasının önünde son bir engel kalmıştır: Yaptığı aynalarda, insanın sadece sureti değil, ruhu da yansıyan cam ustası Vegard.
Tessa 17 yaşındadır. Hayata tutkuyla bağlıdır. Kendisine konan ölümcül hastalık teşhisinin ardından, hayatının her anını kullanmaya kararlıdır. Bu yüzden 17 yaşındaki her genç kızın yaşamak isteyeceği şeylerden oluşan on maddelik bir liste yapar. Listenin en önemli maddesi ise “aşık olmak”tır. Aşk, Tessa’nın ölüme meydan okumasını sağlayacak mıdır?
Isabelle, Müdürü Christine’ye delicesine hayran olan hırslı bir iş kadınıdır. Isabelle’nin parlak proje fikirleri Christine tarafından çalınınca intikam almaya karar veren Isabelle, farkına varmadan Christine tarafından tehlikeli bir oyunun içine çekilecektir. Suçlu ile kurbanın sürekli yer değiştirdiği film, izleyiciyi labirentlerle dolu bir zihin oyununa davet ediyor.
Gizemli bir virüs, kurbanlarını et yiyen ve geçmişlerini hatırlamayan birer yaratığa dönüştürmüştür. Kurtulanlar her an yakalanma korkusu içindedirler. Fakat salgından etkilenmiş bir zombie, kendisini yok etmeye gelen Julie’ye bir anda aşık olur. Onu ısırıp beslenmesi gerekirken aşık olmuştur, kaybettiği insani özellikleri yavaş yavaş yerine gelmeye başlar.
ABD´nin dünya çapında tehlike gördüğü bölgelerde görev yapan özel birliği, bizzat başkandan gelen emirle bertaraf edilmeye çalışılmış, geriye kalan üç sıra dışı asker başkandan arkadaşlarının intikamını almak üzere harekete geçmiştir.
Hitchcock, sinema tarihinin en etkileyici isimlerinden, korku ustası Alfred Hitchcock ile karısı ve aynı zamanda ortağı da olan Alma Reville’in aşklarını anlatıyor. Film, Hitchcock’un çığır açan filmi, ünlü Sapık’ın (Psycho) yapım sürecinde geçiyor.
Dünya görünmeyen bir düşman tarafından istilâ edilmiştir. İnsan bedenleri bir değişikliğe uğramamış gibi görünse de, zihinler ele geçirilmiştir. Neredeyse herkes teslim olmuştur. Geriye kalan birkaç insandan biri olan Melanie’nin de bedenini alan ruh, yetkililer tarafından zorluklar hakkında uyarılmış olsa da bedeninin sahibi zihninden vazgeçmeyi reddeder.
Gittikleri ülkeleri vatanları, karşılarına çıkan farklı renk ve dildeki insanları ise kardeşleri bilen Zehra, Harun ve Adem öğretmenin İstanbul’dan yola çıkışıyla başlıyor film. Haritada yerini dahi bilmedikleri ülkelere giden fedakâr öğretmenlere destek olmak için vatanlarından ayrılan üç öğretmenin öyküsü tamamen yaşanmış hikâyelerden yola çıkılarak beyazperdeye yansıtılıyor.
Bir gerçek suç yazarı, yeni taşındığı evde, içerisinde evde çekilmiş korkunç görüntülerin olduğu bir kutu bulur. Bunun üzerine kendisi, eşi, oğlu ve kızı korkunç bir kabus yaşamaya başlar. İşlenmiş cinayetleri en ince teferruatına kadar inceleyip yazmaya karar verdiği kitaptan da vazgeçmek zorunda kalır.
SİYAD üyesi deneyimli kalemler vizyonu 5 üzerinden notluyor... Yıldızlı Pekiyi, her hafta sizinle!
Christopher Nolan’ın merakla beklenen yeni filmi Odyssey'in Türkçe alt yazılı ve dublajlı fragmanı yayınlandı. 17 Temmuz 2026’da Türkiye'de gösterime girecek Odyssey’de Matt Damon, Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Lupita Nyong’o, Zendaya ve Charlize Theron rol alıyor.
Sinema tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Audrey Niffenegger'in çizgi romanından uyarlanan, Alice Rohrwacher 'ın yönettiği The Burnt Orange Heresy filminin çekimleri İtalya Stromboli adasında başladı. Filmde Mick Jagger, hikayenin kilit isimlerinden biri olan Strombolicchio deniz fenerinin bekçisini canlandıracak. Jagger, Josh O'Connor'ın canlandırdığı Kyo'nun babası olacak ve filmin üç ana kız kardeşi de Kyto'nun etrafında şekillenecek. Bu kız kardeşler Jessie Buckley, Dakota Johnson ile Saoirse Ronan. Oyuncu kadrosunda ayrıca Isabella Rossellini de yer alıyor.
Venezuelalı şehir bilimci Diego ile Barselona'dan bir dansçı olan Elena, yeni bir hayata başlamak için onaylanan vizeleriyle Amerika Birleşik Devletleri'ne taşınır. Amaçları profesyonel kariyerlerini geliştirmek ve 'fırsatlar diyarında' aile kurmaktır. Ancak New York havaalanının göçmenlik alanına girdiklerinde, sınır görevlileri tarafından tatsız bir teftiş sürecine ve psikolojik olarak yorucu sorgulamaya tabi tutulacakları ikincil teftiş odasına götürülürler. Sonraki birkaç saat boyunca, Elena, Diego'nun kaderi ve hayalleri, onlarla görüşen yetkilinin henüz birbirleriyle paylaşmadıkları veya önceki başvuru sürecinde ifşa etmedikleri sırları açığa çıkarması, tüm süreci ve ilişkilerini tehlikeye atar.
Baba Zula’nın filme yazdığı müzikleri yeterli bulmayan Derviş Zaim, Şenol Filiz-Birol Yayla ikilisinin Bab-ı Esrar albümünden de parçalar alıyor. Hatta bu parçaların sayısı Baba Zula’nınkileri aşıyor. Filiz ile Yayla, istemleri dışında işin içine giriyor açıkçası. 1995 tarihli ikinci albümleri Bab-ı Esrar’daki şarkıların bir bölümünün Tabutta Rövaşata filminde kullanılması albümün tanıtımına önemli katkıda bulunuyor aslında. Özellikle Bab-ı Esrar parçası çok dikkat çekiyor, filmle özdeşleşiyor.
Haftanın filmleriyle ilgili sinema eleştirmenleri köşelerinde neler yazdı; nelere dikkat çekti. İşte eleştirilerden özet bölümler: