ŞARKILAR BİZİ SÖYLER
1999 yılında başlayan ve asıl gücüne 2000 yılında erişen yurt dışındaki Tarkan fırtınası, yalnızca şarkıcıya değil, genel olarak Türk popuna da yaramış ve Tarkan’ın şarkıları listelerin zirvesine oturdukça, Avrupalı prodüktör ve firmaların iştahı iyice açılarak, Tarkan dışındaki isimlere de bu fırtınadan yararlanma imkanı sunmuşlardı. Avrupalı firmalara (kısa vadede) en uygun görünen şey de ‘karışık’ albüm yapmak olmuştu. “Tarkan dışında başka kimi bulup çıkartabiliriz?” sorusuna cevap aradıkları sırada onlarca genç isimle karşılaşan firmalara en makul görünen ‘piyasa yoklama’ metodu buydu. İlerde bir Tarkan gibi patlama ihtimali olan isimler bazen tekli bazen çiftli disklere dolduruluyor ve piyasaya sunuluyordu. Geçen yıl başlayan ve bu yıl daha da şiddetlenen Mustafa Sandal’ın Avrupa seferi hariç, bu ilgiden payımıza pek de fazla şey düşmedi. Birileri gitti – geldiyse bile kurulan bağlantıların hiçbiri işe yaramadı ve biz bu kadar zamanda ancak iki (hatta bir buçuk) ismi Avrupa sahnelerine sürebildik. Ama çabalar tamamen de boşa gitmedi. Geriye son derece derli toplu albümler kaldı; bizde pek yapılması becerilmemiş epeyce ‘karışık’ albüm…
Mustafa Sandal’ın Almanya sınırlarını aşıp diğer ülkelerin de kapılarını (“İsyankar” adlı single ile) çalması nedeniyle bu çaba, bu aralar yeniden hareketlenmişe benziyor. İlki kaç yıl önce piyasaya sürülmüş “Pop Turkish” adlı albümün ikincisi ve “Best of Turkish Pop” adlı albümün birincisi birbirine yakın tarihlerde piyasaya sunuldu… Hemen arkasından da, (aslında bu dalgalanmayla hiç işi olmayan ve böyle bir albümü yapmak için epeydir çaba harcayan) Gülbahar Kültür’ün “”Made In Turkey” adlı albümü yayınlandı. Hande Yener’den Müslüm Gürses’e, Ümit Sayın’dan Funda Arar’a kadar onlarca ses ya da isim bir kere daha Avrupa sınavındaydı bu albümlerle birlikte. Kapılar hafifçe aralanmıştı ve belki de bir ya da birkaç isim bu yayınlanan albümlerden fırlayıp Tarkan ve Mustafa Sandal’ın yanında saf tutabilecekti işte.
SEN İSTE HER ŞEY OLUR
“Pop Turkish 2” adlı albüm, ilki birkaç yıl önce yayınlanan albümün devamı… Sezen Aksu (“Tutuklu” ve “Kusura Bakma”) ve Mustafa Sandal (“Aya Benzer”) gibi ‘ağır silah’ların yanına Burak Aziz ve Emre Altuğ gibi gençleri, Metin Aralot ve Ege gibi daha evvel de çeşitli yollarla denenmiş isimleri koyan bu albüm aslında çok iyi bir derleme sayılmaz. Birkaç yıl evvel yayınlanan Rough Guide’ın “Turkey” albümünde olduğu gibi, bu albüm de biraz ‘tesadüfi’ bir biçimde derlenmiş – toparlanmış gibi. Muhtemelen ‘izin’ konusunda ‘pürüz’ çıkarmayan firma ve şarkıcılar sayesinde repertuar bu biçimde oluşmuş. Bu ‘izin’ konusu, bu tür albümlerin önündeki en büyük engel hala. Gülbahar Kültür’ün her şeye rağmen çok sağlam bir şekilde oluşturduğu “Made In Turkey” albümü de bu tatsız engele çarpan albümlerden. Bu albüm için çok farklı, çok renkli bir repertuvar hazırlayan Gülbahar Kültür, bizim buradakilerin sevinç çığlıkları ile karşılaşacak yerde sürekli olarak bekletilir ve atlatılınca, hazırladığı ilk listeyi giderek daraltmak zorunda kalmış ve düşündüğü albümden daha farklı bir albüm çıkarmış. Ama buna rağmen Kültür’ün “Made In Turkey”i, bugüne kadar yurt dışında basılmış en iyi, en farklı, en kapsamlı albümümüz olmuş. Diğer Avrupalı firmaların bu tür derlemelere almakta pek de istekli olmadığı onlarca isim Kültür’ün “Made In…”inde yer bulmuş. Nilüfer Akbal, böyle isimlerin en başta geleni. Akbal’ın, Almanya’da Ayhan Evci ile birlikte hazırladığı (ve bizim buralarda yayınlanması epeyce zaman alan) “Şeva / Gece” adlı albümünde yer alan “Gorinay Bihar” (ya da “Gorani Buhari”) adlı şarkı, albüm yayınlanmadan önce Kültür’ün derlemesine girmeyi başaran şarkılardan olmuş. Rebel Moves’un, hak ettiği ilginin binde birini bile görememiş denemesi “French Fries a la Turca”, Erkin Koray’ın kırk yıllık hiti “Fesüphanallah”, Funda Arar’ın Erkin Koray’ı 2000’ler usulünce yeniden yorumladığı şarkısı “Arap Saçı”, Nilgül’ün Cem Karaca versiyonu “Gel Efendim” ve Ümit Sayın’ın “Mai”sinde yer alan “Mavi Geceler” (Jam Factory remix) de, Gülbahar Kültür’ün epeyce geniş ve güçlü olan Türk popu tutkusunun bir sonucu olarak bu albüme girebilmiş şarkılar. Kültür’ün çok sevdiği isimlerin başında gelen Ajda Pekkan ise, iki yıl evvel listeleri birbirine katmış şarkısı “Sen İste” ile bu çok güçlü albüme konuk olmuş. Tamamen yoktan var edilmiş, tamamen Gülbahar Kültür’ün Avrupa’daki gücü nedeniyle ortaya çıkabilmiş bu albüm, muhtemelen Türk popu dendiğinde hep aynı şarkıyı hatırlayıp mırıldananlara çok başka şeyler söyleyecek–gösterecek…
“Best of Turkish Pop vol. 01” adlı geçen yılın sonlarında yayınlanmış double albüm ise, Duman ve Feridun Düzağaç gibi ‘farklı’ isimler ile dikkati çekiyor ilk elde ama işin gerisi hep bilinen biçimde getirilmiş: Levent Yüksel ve Seden Gürel gibi ‘pop’ yaparken elinden geleni ardına koymayan sağlam ve yenilikçi isimler, Gülben Ergen, Serdar Ortaç ve benzerleri ile yan yana getirilmiş. Ama 32 şarkılık bu albüm makul fiyatı nedeniyle bu tür albüm sıkıntısı çeken bizim buralardaki müzikseverlerin derdine rahat rahat çare olacak… Tarkan’dan sonra, şimdi de Mustafa Sandal Türk popunu görücüye çıkartıyor Avrupa’da. Bu işlerin peşini kovalayan, dışardaki firmaların önüne bin tane engel çıkartmayanlar, günün birinde karışık bir albümden fırlayıp kendi albümlerine sahip olma umudu taşımakta. Diğerleri içinse sınır belli; her şey burada başlıyor, burada bitiyor. Burada da pek ümit kalmadı gibi.
BULURSANIZ KAÇIRMAYIN
Başta “Made In Turkey” olmak üzere Gülbahar Kültür’ün bütün albümleri
“Pop Turkish” serisinin her iki albümü
“Best of Turkish Pop…” albümü
“Şıkıdım” serisinin her iki albümü
“Bodrum Nights – The Finest In Turkish Pop” albümü
SAKIN YAKLAŞMAYIN
Rough Guide’ın “Turkey” albümü
İçerde ya da dışarda yayınlanmış her türden ‘bellydance’ etiketli albüm
KEŞKE OLSA
Bütün dünyada pazarlanacak bir Ajda Pekkan best of’u
Bütün dünyada pazarlanacak bir Sezen Aksu – Tarkan düeti
NAİM DİLMENER




.jpg)


.jpg)
(5).jpg)
.jpg)






