Evet, birileri için tehlikeli ve o birileri ya da -memleketi düşünürsek- biri bunun için elinden geleni ardına koymuyor, müziği yasaklıyor, müzisyeni aç bırakıyor. Tam bu noktada başka bir soru ekleyeyim ve cevabını size bırakayım: Bütün bu engellemelere rağmen müzik biter mi? MURAT MERİÇ (gazeteduvar.com.tr/07.03.202 )
Vokal ve akustik gitarda Cenk Taner, bas gitarda Demirhan Baylan, davulda Gökhan Özcan, piyanoda Özgür Ulusoy’dan oluşan Kesmeşeker yine de hız kesmiyor ve 30. yaşını 45 devirlik bir plakla kutluyor: Eskilerin maxi-single ya de EP tabir ettikleri dört şarkılık bir “büyük” plak bu. MURAT MERİÇ (gazeteduvar.com.tr/21.02.2021)
Müzeyyen Senar ve Cem Karaca, kendi kulvarlarında bir okul gibi hareket eden iki isim. Karaca ve Senar, on bir yıl arayla 8 Şubat’ta aramızdan ayrıldı. Onları hasretle anıyor, her şey bir yana bana kattıkları güzellikler için teşekkür ediyorum. MURAT MERİÇ (gazeteduvar.com tr./07.02.2021)
Şanslı insanlardanım: Barış Manço’yu çok kez sahnede gördüm, şarkılarına eşlik ettim. İlk dinlediğimde on üç yaşındaydım, son dinlediğimde yirmi altı. Öldüğü gün şaşırmıştım. “Ölmez” dediklerimdendi ama öldü. En erken gidenlerdendi. Ardından çok yazı yazdım ama söyleyeceklerim hâlâ bitmedi... MURAT MERİÇ (gazeteduvar.com.tr/31.01.2021)
2020 iyi geçmedi ama iyi şeyler oldu. Küçük bir kısmını, bana dokunanları bu yazıda andım. Bu yıl yayımlanan üç özel toplamadan söz edeyim çünkü 2020 yılında bir şeylerin hâlâ iyi gittiğini bize gösteren, 2021 ve sonrasına dair umutlarımızı yeşerten bir seri bu. Dayanışmanın en güzel örneklerinden biri çünkü bu yıl, bunun ne kadar önemli olduğunu anladık. MURAT MERİÇ (gazeteduvar.com.tr/27.12.2020)
14 Aralık’ta bizi terk edenler kervanına Erkut Taçkın da katıldı. Onu, kendi yazdığı sözlerle uğurlayayım: Güneş bile artık artık parlamaz olsun... MURAT MERİÇ (20.12.2020/gazeteduvar.com.tr)
Düğünler, asker uğurlamaları, çarşı-pazardaki mesafesizlikler tüm hızıyla devam ederken çılgın kalabalıktan uzak kalmayı sürdürüyoruz. Maskeyle sokakta var olmak yaz sıcağında o kadar meşakkatli ki, bazen hiç çıkmayıp kendi çapımızda karantinayı devam ettiriyoruz. Bir şekilde bireysel karantinalar sürer ve sinemalarımız boşken kaçırdığımız filmlere bakmaya devam.
Sinemamız sizce nasıl? Anlatılan hikayeler? Türlere dağılışı? Yönetmenlerin anlatmak istedikleri? Dertleri, tezleri, işaret ettikleri, sordukları sorular, bizlere göstermek istedikleri? Bireye dair hikayeleri mi toplumsal dertleri anlatan hikayeleri mi seviyorsunuz? İzlediklerinizden memnun musunuz? Bu soruları sormamın nedeni, Anvita Dutt imzalı gerilim filmi “Bulbbul” oldu.
Yeni filmlerle buluşma şansımızın olmadığı şu tuhaf günlerde bazen rotayı sinemanın klasik eserlerine, usta yönetmenlere çevirmek gerekiyor. William Wyler’ın Henry James’in “Washington Square” romanından uyarlama “The Heiress / Miras”ını izlemek de bugünlere rastladı. Aslında ikinci kez izledim, fakat hafızam ya da hard diskim o kadar dolmuş ki, önce hiç izlemediğim yeni bir filmle karşılaştığımı sandım. Peki filmi izlediğimi nereden yakaladım, Morris’i canlandıran Montgomery Clift’in piyanoda çalıp söylediği “Plaisirs d’amour”u duyunca.
Anneler Günü’nü kutlarken sinemanın tuhaf annelerini yazmıştım, Babalar Günü’nde de sinemanın “Bağzı (!)” babalarını hatırlatayım dedim.
Boğazın Üstünde 90’ların en sıradışı ve o kadar da en arada kalmış şarkılarından biri. Üstelik klip çılgınlığının yaşandığı dönemde öne çıkan iyi kliplerden birine sahip. Aynı zamanda gerçek bir İstanbul şarkısı ama turistik-otantik İstanbul şarkıları albümlerinde rastlayamayacağımız cinsten. Belki de şehir müziği denen olgunun karşılığı olarak gösterilebilecek türde bir İstanbul şarkısı.
Avni Anıl, alaturka mûsikînin seyrini değiştirenlerden. Münir Nurettin Selçuk’un mirasını sürdürmüş, yüzünü Batı’ya dönmüş ve aruz vezninden hece veznine geçişte bir köprü olmuş. “Ağla Gitar”, Batı müziğinin popüler olmaya başladığı yıllarda yapılmış. Bu müziğe alternatif çalışmalardan. O dönem, bu yüzden, ciddi tartışmalara vesile olmuş... MURAT MERİÇ (gazeteduvar.com.tr/ 14.06.2020)
Filmin bir diğer ilginç tarafı da Johnny ile Mora’nın tanıştığı barda karşımıza çıkan ve Mora’ya Yunanca bir şeyler söyleyen gizemli kadının kim olduğunun muğlak kalması. Johnny ısrarla gördüğünü, takip ettiğini söylediği bu tuhaf görünümlü kadının sırrını çözemiyor, tabii biz de. Kadını canlandıran Marjorie Cameron Parsons Kimmel’ın yaşamı ise başlı başına bir filme konu olabilir.
Film gerçek bir olaydan yola çıkılarak iki psikiyatrist tarafından yazılmış bir kitaba dayanıyor. Aslında vakanın 26 farklı karaktere sahip olduğu teşhis edilmiş. Fakat Nunnaly Johnson senaryoyu da yazıp çektiği filmde üç karakterle hikayeyi sınırlamış.
Şehir müziğini genç isimler taşıyor. Genç müzisyenler üretiyorlar, kaydediyorlar ve yayımlayabiliyorlar. Bu onların müzikal bağımsızlığını sağlayabiliyor. Bu nedenle, plak şirketi sahibinin söylediğini giyen, müzik kanalının istediği türde kategorize edilen ‘şahane 90’lar’ bölümü tarihe karışmış gibi görünüyor. Bakalım ne kadar devam edebilecek?
Resim sanatına merakınız varsa, Timothy Spall’un Cannes Film Festivali’nde altı yıl önce kendisine en iyi erkek oyuncu dalında ödül kazandıran “Mr Turner”ın ardından bir kez daha Britanya ressamlarından, bu kez Laurence Stephen Lowry’ye hayat verdiği ‘Mrs. Lowry & Son / Bayan Lowry ve Oğlu’nu tavsiye ederim.
Bayram haftasındayız ve bağlarımızı, dayanışma ruhumuzu güçlendirme zamanı. Bu vesileyle sinema mönümüzde aile filmlerine yer verdik. Kimi trajik, kimi komik, kimi gotik, kimisi de fantastik öyküler anlatan yapımlar bunlar. Yani her türden aileye kapımızı açtık. İyi seyirler! UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/23.05.2020)
... Bazen eskiden izleyip sadece rayihası kalmış filmlere dönmek de keyif verebiliyor. Aklımda sadece Susan Sarandon’ı karşı pencereden gizlice, beğeniyle izleyen yaşını başını almış Burt Lancaster’ın kaldığı “Atlantic City, USA” de işte böyle, yeniden izleme fırsatı yakaladığım filmlerden oldu. Michel Piccoli’nin varlığını bile unutmuşum. Louis Malle’in yönettiği bu suç filmi, tabii aynı zamanda bir kara film örneği.
Türküleriyle bize yol gösteren ozanlardan biri, Âşık Mahzuni Şerif. On sekiz yıldır aramızda değil, yeni türküler söyleyemiyor belki ama ölümüne dek söyledikleri, kuşaklar boyu dilden dile aktarılacak. Üstelik “Yuh Yuh” örneğinde olduğu gibi, bu türküler kırk yılı aşkın bir süredir güncel, her döneme uyuyor. Büyüklüğü, hem de burada: Sözünü sadece düne ve yaşadığı güne dair söylememiş, geleceği de işin içine katmış.
Uzun süredir beklenen, ESPN ile Netflix ortaklığında yapılan, Michael Jordan’ın basketbol kariyerini merkeze alan, The Last Dance isimli belgesel serisi Nisan ayında yayınlanmaya başladı. Bizde de büyük ilgiyle karşılanan seri haftada iki bölüm şeklinde ekranlara geliyor. Netflix’in yakın zamanda geçtiği “top 10” yayınlama özelliği sayesinde de The Last Dance’in ne kadar “reyting” aldığını görebiliyoruz.
Ali Ulvi ile Sinema adlı YouTube kanalımda, hem gösterime giren filmler ile ilgili film eleştirileri bölümünü, hem de mutlaka izlenmesi gereken filmler hakkındaki önerilerimi sizlerle paylaşıyorum. Film analizleri kapsamında, unutulmaz filmler ve haftanın filmlerine ek olarak, Altın Küre - Golden Globe ve Oscar başta olmak üzere, uluslararası film festivalleri bünyesinde yer alan filmlere ait yorum ve tavsiyelerimi bu kanalda bulacaksınız. Kısaca, vizyondaki filmler ile ilgili, hangi filme gidilir ya da hangi filmler izlenmeli gibi sorularınızın cevapları bu kanalda olacak. Kanalıma abone olmayı unutmayın. ALİ ULVİ UYANIK
Çeyrek yüzyılı aşkın, başta pop olmak üzere müziğin tarihini tutan, radyo programları üreten, kitaplar, eleştiriler yazan, plaklar çalan Naim Dilmener bu uzun yürüyüşün Gazete Pazar ile Radikal adımlarında kaleme aldığı yazılarıyla, müzik serüvenimizden önemli ve değerli isimleri bizlerle paylaşıyor.
Finlandiya’nın bir ormanlık bölgesinde geçmişte babaannesinin yaşadığı eve İngiliz eşi Jon’la birlikte taşınan Saga çok geçmeden bir erkek çocuğu doğurur. Ne var ki ailenin bu yeni üyesi tuhaf bir varlıktır. Hanna Bergholm imzalı ‘Karanlıktan Gelen’ anne olma olgusunu korku-gerilim motifleri eşliğinde perdeye taşıyan son derece çarpıcı bir çalışma. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/09.08.2026)
23 Şubat 1966 Adapazarı doğumlu Murat Özer, ilk ve orta öğrenimini bu kentte tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde toplam 11 yıl öğrenim gördü; ancak üçünü de bitirmedi. 1990’da 2000’e Doğru dergisinde sinema yazılarına başladı...
Gündemdekilere ve vitrindekilere aldırmadan upuzun sinema tarihinden cımbızla seçilen hoş filmler, insan kokan öyküler, gözden kaçanlar, ıskalananlar, pamuklara sarılması gereken mütevazı başyapıtlar ve diğerleri Hilal Çetinder’in kaleminden Film Makarası’nda…
Bu yaz sinemalarda büyük beklenti yaratan bazı filmler, bekleneni veremedi. Spielberg’in yıllar sonra tekrar bir uzaylı hikayesi anlattığı İfşa Günü ve DC’nin yeni evreninin ikinci filmi olan Supergirl bu filmler arasındaydı. Onlar kadar iddialı olmayan Robin Hood’un Ölümü ise, hiç iz bırakmadan geldi, geçti. Bu yazımızda, onlara bir bakalım. Bir de Hollywood büyük bütçeli aksiyon sinemasını model alarak yapılmış bir Suudi Arabistan filmine göz atalım.
Sevilen şarkılar, Baki Kemancı’nın orkestra şefliğinde, Seda Gökkadar’ın yorumu ve sunumuyla bugün 20.45'te TRT Müzik'le yayınlanacak Bir Hoş Seda programında ekrana geliyor.
Yeni fotoğrafı görmek, müzikseverlerin beğenisinin ne kadar değiştiğini öğrenmek için yerli rockta ‘bütün zamanların en iyileri’ni sinemamuzik.com okurlarına ve müzik eleştirmenlerine sorduk. İlginç liste çıktı ortaya:
Her biri meslekte en az 20 yılı devirmiş müzik yazarlarımızın saptadığı yerli grupların ‘şeref tablosu’nda Moğollar, Bulutsuzluk Özlemi ile ‘orta yaş’a dayanmış akranlar mor ve ötesi ile Duman gözüküyor. Hemen enselerinde Kurtalan Ekspres ile Dervişan yer alıyor. Bir alt basamakta ise, az zamanda çok iş yapmış Hardal ve Mazhar Fuat Özkan bulunuyor. Aslında gözler Mazharlar’ı daha üstte arıyor da, ‘ticaret’in dozunu kaçırmak bazen böyle sonuçlara neden oluyor.
Sinemamuzik.com, bir çoğu Altın Portakal’da jürilik de yapmış sinema yazarlarına sordu: ‘Antalya Altın Portakallı en iyi film hangisi’?... Birinciler listesinde ‘kortej’e çıkan ve bütün zamanların Altın Portakal birincilerini değerlendiren 31 sinema yazarının katıldığı araştırmada, Zeki Ökten’in 1980 tarihli Sürü filmi 213 puan toplayarak birinciliği kazandı. Sürü’yü 204 puanla Muhsin Bey (Yavuz Turgul) ve 192 puanla Uzak (Nuri Bilge Ceylan) izledi.
Sinemamuzik.com sinema yazarlarına sordu: ‘İlk uzun filmini 21. yüzyılda çeken en iyi 10 yerli yönetmen kim?... 30 sinema yazarının katıldığı araştırmada bol ödüllü Emin Alper 195 puan toplayarak birinciliği kazandı. Alper’i 145 puanla Pelin Esmer ve 136 puanla Özcan Alper izledi. Emin Alper'i 27 sinema yazarı listesine alırken, Pelin Esmer’e 25, Özcan Alper’e 20 listede yer verildi. Bazı popüler isimler ön sıralarda yer alamadı.
Gazeteci Mansur Forutan, Doğan Kitap etiketiyle yayınlanan ‘Riff: 20. Yüzyılda Popüler Müzik’ kitabında 1950’lerin o ilk asi tınılarından 90’ların dijital devrimine popun tarihini, 'rock’n roll’ ruhuyla anlatıyor. 90’larda medya sektöründe dergiler yayımlayan, yazılar yazan Mansur Forutan, “Riff: 20. Yüzyılda Popüler Müzik” kitabında, 50’lerin o ilk asi tınılarından 90’ların dijital devrimine kadar uzanan gürültülü yüzyılın; tasarım, teknik ve ruh arasındaki o görünmez bağlarını inceliyor.
Popüler orkestralar ile grupların Türkiye serüvenini ‘Günlerin İçinden Canım’ / 100 Yıllık Türkiye Popüler Orkestralar ve Gruplar Tarihi (1923-2022) adlı internet sitesinde anlattım.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu içeride:
Hemen her öğretmenin, okul müdürünün maratona benzettiği hayatın henüz başında biri Lezzet. Başka bir deyişle; böğürtlenli, limonlu, çilekli, çikolatalı, vişneli, karamelli, karadutlu dondurmalardan henüz tatmadı, sadece vanilyalının tadını biliyor. Onunla tanışmak için sayfaları çevirmen yeterli. Çelişki Bilmez Lezzet’in Geçmiş Zaman Maceraları Uğur Vardan’ın çocukluk anılarından yola çıkarak yazdığı öykülerden oluşuyor.
Ünlü grupların kuruluş öyküleri, müzik serüvenleri yakından takip edilse de isimlerinin nasıl doğduğu ve koyulduğu pek bilinmez. Meraklısı için ilginç bir liste hazırladık: