NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

MEVSİMLER KİMSEYİ DİNLEMEZKEN

29 Ağustos 2023 Salı 22:09
NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

Yunanların ünlü sanatçısı George (yani Yorgo) Dalaras, geçtiğimiz Pazar akşamı Rumelihisarı sahnesinde olmalı, bir konser vermeliydi. Fener Rum Patrikhanesi’nin düzenlediği “2. Uluslararası Ortodoks Gençliği Konferansı” çerçevesinde olacaktı bu konser; konferansa katılan gençlere bir tür hediye, bir çeşit ikramiye babında. Hediye ya da ikramiye yalnızca “Ortodoks gençler”e mi isabet edecekti? Hayır; sayısı azımsanmayacak miktarda çok Dalaras hayranı da bu fırsatı kullanacak ve ünü bütün dünyayı çoktandır sarmış bu dev müzisyeni-şarkıcıyı nihayet canlı canlı dinleyip, seyredecekti. Olmadı ama. Tam anlamıyla “sudan bahane”lerle Dalaras’a, “Dur! Olmaz!” dendi. “Gerekli evrak tamamlanmadığı için Valilikçe izin verilmemiştir…” gibi bir açıklama yapıldı; ne evrakıydı, nasıldı-niçindi, tamamlanamaz mıydı, süre yok muydu… belli bile değildi. “Evrak eksikse konser yok!”tu işte… Hem de Julio Iglesias’tan Chaka Kahn’a, Enrico Macias’tan bilmem kime kadar (neredeyse) ipini koparan herkesin orda-burda konser verdiği günlerde oluyordu bu! Olmaz mı, olur tabii: Dalaras’ı buralara getiren kişi ya da firma hatalıdır, eksik evrak vermiştir, bazı formları doldurmayı unutmuştur ya da yanlış doldurmuştur; süre verirsiniz, “Tamamla kardeşim,” dersiniz, tamamlanır, konser de beklendiği gibi yerinde ve zamanında yapılır. Ama olur mu? Birileri ayaklanmıştır, “Elin milliyetçisi, şu bu…” demiştir; korkar ya da ürkersiniz, “neme lazım,” dersiniz ve ‘evrak’ları bir kere daha kontrol edersiniz; bakarsınız artık, vesikalık resim mi eksik, pasaport fotokopileri mi, başka şey mi?
 

ESKİDENDİ ÇOK ESKİDEN
Dalaras, buralara gelmemiş, bu topraklarda konser vermemiş de değildi. Üç beş yıl önce, Ağustos ayı ortalarında kutlanan “Meryem Ana Bayramı”içerisinde Dalaras Gökçeada’ya gelmiş ve konser vermişti. Ama biraz üstü kapalı, biraz ona buna duyurulmadan yapılmış, halledilmişti bu iş. Böyle yapanlar da haksız değilmiş nihayetinde; adıyla-sanıyla yapmaya kalkıştığınızda, “Dalaras geliyor; hayranları-sevenleri, dalmayın, kaçırmayın!” dediğinizde “YASAK” ile karşılaşıyordunuz işte; olmuyor, iş tamamına erdirelemiyordu. Keşke izin vermeyen merciler-kişiler, kime izin vermedikleri konusunda bir araştırma yapsalar, bir sağa-sola bakınsalardı. Bir tek Google araması yapmak bile bu işi çözmeye yetebilirdi; yetkililer binlerce Dalaras sayfaları arasından (aralarında Radikal İki’nin de olduğu) Türkçe olanları seçer, bakar-okurlardı. Ve belki de, bu iş sonrası, “Bu adam yasaklanacak bir adam değil, bu adamın bizim buralara gelişi bizim için bir şeref,” denebilecek, iş tatlıya bağlanacaktı.
Onların yap(a)madığını biz yapalım ve Google’a dalalım: George Dalaras 1950 Pire doğumlu. Baba Loukas Ntralas’ın  müzisyen olması, Dalaras’ın müziğe erken yaşlarda ilgi duymasını sağladı. Çocuk yaşlarda bir dolu işe girip çıkmasına rağmen  müziğe olan ilgisini hiç kaybetmedi ve nihayet, yalnızca on yedi yaşındayken “Stou Stelaki” adlı klüpte sahneye çıkmaya başladı. Kısa bir zamanda çok iyi bir gitarist ve çok iyi bir şarkıcı olarak ünlendi. Aynı sıralarda “Expectation” adlı ilk şarkısını kaydetti. Masal bu ya, aynı günlerde babasının dostlarından biri araya girdi ve ülkenin en büyük plak firması (ki, hala da öyle) Minos’tan bir yetkiliyi, gelip Dalaras’ı dinlemesi için ikna etti. Minos-Dalaras beraberliği, o gün bugundür sürmektedir zaten. 1969 yılında, sanatçının kendi adını taşıyan ilk albümü yayınlandı. Ardından ülkenin en önemli müzisyenlerinden Apostolos Kaldaras ile birlikte çalıştı ve Kaldaras’ın şarkılarını “O Giorgos Dalaras Tragouda Apostolo Kaldara” adlı bir albümde topladı. “Dalaras Kaldara Şarkıları Söylüyor”ken, çalışmalar daha da hızlandı ve ikili “Mikra Asia (Asia Minor)” ve “Byzantine Vespers (Byzantine Evening)” gibi projelere imza attı.
1974 yılında ise Theodorakis ile çalıştı, “18 Lianotragouda Tis Pikris Patridas (18 Short Songs of the Bitter Homeland)” adlı albüm oldu bu işbirliğinin sonucu. Artık ülkedeki bütün ‘baba’ müzisyenlerin favori  şarkıcısıydı Dalaras ve herkes şarkılarını Dalaras söylesin istemekteydi artık. 1976 yılında ülkenin bir başka efsanesi Manos Loizos ile çalıştı ve “Ta Tragoudia Mas (Our Songs)” adlı albüm yayınlandı. Bu albüm, hem Loizos’un hem de Dalaras’ın hanesine büyük bir başarı olarak yazıldı. Dalaras, her çıkan  albümle birlikte ülkesinin ‘en büyük’ sanatçısı olmakla kalmadı, dışarıda da sesini duyurmaya başladı. 1987 yılında kendisini her zaman çok yakın hissetmiş olduğu Paco de Lucia ve Al di Meola ile birlikte çalıştı mesela; Paco de Lucia ile çalışmalarını “Live Recordings” adı ile yayınlarken, Al di Meola ile ortak çalışmasının sonucu “Latin” adlı ikili albüm oldu; hala yere göğe konamıyor olan, evladiyelik albüm “Latin”. Bu albüm hem ülkesinde hem de Avrupa’da fırtınalar estirdi. O güne kadar sanatçıya karşı ancak “makul bir ilgi” göstermiş olan ülkeler, bu albüm sonrası kollarını açtı, davet daveti, konser konseri takip etti.
Hala da öyle. Davet daveti, konser konseri takip edebiliyor, çünkü dünyanın çoğu ülkesinde “Sen burada şarkı söyleyemezsin!” gibi saçma ötesi bir yasak yok. Birileri ülkene gelip çalmak-söylemek istiyorsa, “Başımla beraber; buyrun gelin, söyleyin,” demektir normal ya da makul olan. “Olmaz!” dediğinde ne olacak, ne değişecek ki? Dalaras sevenler, bir gün denk getirir, yandan çarklı bir ada vapuruna atlayıp gider, seyrederler nasılsa; hem de müslümanı, yahudisi, rumu, eski 45’likçisi, ihtiyarı, ‘ben’i birlikte; hep birlikte.

 

BULURSANIZ KAÇIRMAYIN
Başta aşağıdakiler olmak üzere Dalaras’ın her şeyi:
Latin (Minos-EMI), CD

Mi Milas Kindinevi Ellas (Minos-EMI), CD

Thessaloniki-Yannena With Two Canvas Shoes (EMI), CD

Me To Na Podi St Astra Ke Ta Dio Kolasi (Minos), CD

George Dallaras Box-Set (Minos),  9 CD+1 CD-Rom

Başta aşağıdakiler olmak üzere Manos Loizos ve Haris Alexiou’nun her şeyi:
Manos Loizos’un “Me Faro To Feggari” kutusu (Minos), 4 CD

Haris Alexiou’nun “10 Hronia Meta Live” paketi, 2 CD+1 DVD

KEŞKE OLMASA
Ne şarkı ne şarkıcı, ne konser ne müzikal, ne film ne de oyun yasağı; hiçbir biçimde ne sansür ne de yasak

NAİM DİLMENER

 



Diğer Yazılar