Murat Erşahin Sinemadan Çıkmış İnsan

29 ARALIK 2023

28 Aralık 2023 Perşembe 14:40
Murat Erşahin Sinemadan Çıkmış İnsan

2023’u uğurluyoruz ve koca yılın sinema sezonu bu hafta sona eriyor... Bu yılın vizyon istatistiğine gelirsek… 6 Ocak 2023’de başlayıp, 29 Aralık’ta sona eren 2023 vizyonunda, 226 yabancı, 142 yerli yapım olmak üzere; toplam 368 yeni film yansımış beyazperdeye!
Sinemamuzik.com yazarları olarak sezon boyu izlediğimiz filmlerden en çok beğendiklerimizi yani listelerimizi sizlerle paylaşıyoruz. Benim listem dahil olmak üzere ‘Yıldızlı Pekiyi’ yazarları ve diğerlerinin ‘en iyileri’ yayında!

Haftanın şiiri bu kez Cahit Külebi’den gelsin: ‘Kış Yorumu’…

‘Karanlık kış günü akşamüstü

Bırak kendini sokaklara,

Git bakalım gittiğin kadar!

Freni bozuk kamyonlar gibi.

Sevda mı umut mu arkadaş mı

Anılar mı? Nerde...

Ölüm mü? Doğduğun günden beri

Ardından gezer caddelerde.

Karanlık kış günü akşamüstü

Bir gülüş mü? Sıcak

Dükkânların ışığı mı? Tramvaylar mı?

Geçen kıvılcımlar saçarak.

Bütün trenleri kaçırdın,

Acıklı bir roman gibisin şimdi.

İşte milyon insanda milyon yürek

Senin için çarpar mı biri?

Karanlık kış günü akşamüstü

Dost diye sokaklarda kendini ara,

Sevdalı kimsesiz sarhoşlar gibi

Sarıl gizlice ağaçlara.’

 

Nâzım Hikmet’in ‘Yılbaşı’ şiiriyle noktalayalım 2023 yılının son vizyon haftasının giriş yazısını. Herkese farkındalığı yüksek, mutlu, sağlıklı, başarılı, huzurlu, özgür, barışçıl, umutlu, sinema ve sanat dolu keyifli bir yeni yıl dilerim. Dostluk ve sevgiyle…

YILBAŞI

Yağdı, bütün gece yağdı kar,

Yıldızlarla aydınlanarak.

Bir şehir, bir sokak, bir ev var,


Ahşap bir ev, uzak mı uzak.

Yatıyor minderde bir çocuk,

Benim oğlan, sarışın, tombul.

Misafir yoktu, kimseler yok.

Pencerede fakir İstanbul.


Öttü acı acı düdükler.

Hapislik gibidir yalnızlık.

Kapadı kitabı münevver.

Ağlayıverdi yumuşacık.

 

Bir şehir, bir ev, bir sokak var,

Ahşap bir ev, uzak mı uzak.

Yağdı bütün gece yağdı kar

Yıldızlarla aydınlanarak.

 

 

SİNEMA TARİHİNDEN 5 KLASİK

A Christmas Carol / Bir Noel Şarkısı

(Yönetmen: Edwin L. Marin / 1938)


It’s a Wonderful Life / Şahane Hayat

(Yönetmen: Frank Capra / 1946)


Miracle on 34th Street / 34. Caddedeki Mucize

(Yönetmen: George Seaton / 1947)


Scrooge

(Yönetmen: Ronald Neame / 1970)


A Christmas Story / Bir Yılbaşı Hikâyesi

(Yönetmen: Bob Clark / 1983)

 

 

Vizyonda bu hafta (29 Aralık 2023)
İkisi yerli yapım olmak üzere toplam yedi yeni film içeriyor 2023 sezonunun son vizyon haftası!

Haftanın notlarımızda yer alan tek filmi, yirmi yıl aradan sonra yeniden gösterime giren ‘Aşk Her Yerde’! Yirmi yıl önce çekilen ‘Love Actually / Aşk Her Yerde’ ülkemizde gösterime 23 Ocak 2004 tarihinde çıkmıştı. O hafta kaleme aldığım yazıyı aynen paylaşıyorum sizlerle…


AŞK HER YERDE
-Tek ihtiyacımız aşktır!-

Noel’den bir ay önce… Londra’dayız… Emektar pop şarkıcısı Billy Mack yeni çıkardığı ve ‘Love is All Around’ parçasının tek kelime farklı cover’ı olan ‘Christmas is All Around’la yaklaşan Noel’in bir numaralı hiti olmaya çalışmaktadır. Tam o sıralarda İngiltere’nin yeni, genç ve bekâr başbakanı da yeni konutuna yerleşmektedir. Eve adım atar atmaz çalışanlardan biri olan Natalie’yi çok beğenir ama sorumluluk sahibi bir başbakan olarak bu durumu doğru bulmaz ve duygularını ötelemeye çalışır. Eşini yeni kaybeden Daniel ise üvey oğlunun bu acıyı nasıl karşılayacağını bilememektedir. Yeni yazdığı romanı tamamlayabilmek için kırsaldaki evine giden Jamie de orada kendisine ev temizliğinde yardımcı olacak Aurelia’yla tanışır. Bir reklam şirketinde çalışan Sarah, çalışma arkadaşı Karl’a aşıktır ve aynı şirketin sahibi Harry ise sekreteri Mia tarafından devamlı taciz edilmektedir. Peter ile Juliet ise dünya evine yeni girmişlerdir ve Peter’in en yakın arkadaşı bundan hoşlanmaz. İnsanlar, karmaşık ilişkiler ve o en tuhaf fakat sahici duygu olan aşk!
Başrolde aşk var tabii… Richard Curtis’in yazıp yönettiği hakiki romantik komedinin oyuncu kadrosuna gelirsek… Hugh Grant, Laura Linney, Bill Nighy, Liam Neeson, Colin Firth, Emma Thompson, Alan Rickman, Keira Knightley, Martine McCutcheon, Chiwetel Ejiofor, Martin Freeman ve Rowan Atkinson… Yıldızlar, yüreğinizi ısıtan performanslarla arzı endam ediyorlar…
‘Aşk Her Yerde’, İngiltere’den çıkagelen romantik bir komedi filmi ve oldukça başarılı. Dünyadaki tek gerçeğin ‘aşk’ olduğunun altını çizen film, özellikle aşıkların kaçırmaması gereken duygu yoğun bir yapım. ‘Ben aşık olamıyorum’ diyenler için de bir umut ışığı. Unutulmamalı ki, ‘tek ihtiyacınız olan ‘aşk’tır’ ve ‘aşk her yerdedir’. Keyifle izlenen ve insana kendini iyi hissettiren ‘şık’ bir romantik komedi duruyor perdede! Bu aşk çağrısına kayıtsız kalmayın! (3,5 / 5)

(23 0cak 2004 tarihinde kaleme alınmıştır)

 

Haftanın diğer yenilerine bakacak olursak…

‘Velvet Goldmine’, ‘Far from Heaven / Cennetten Çok Uzakta’, ‘I’m Not There / Beni Orada Arama’ ve ‘Carol’ gibi nitelikli filmleriyle pek sevdiğimiz usta yönetmen Todd Haynes imzalı ‘May December / Bir Skandalın Peşinde’, Cannes’de Altın Palmiye için yarışmıştı! İki kadını izliyoruz: Popüler TV oyuncusu Elizabeth ile onun filmde canlandıracağı Gracie. Elizabeth’in, hayatını gözlemlemek için binlerce kilometre aşarak Georgia eyaletine geldiği Gracie ve genç eşi, zamanında bütün ülkeyi ayağa kaldıran bir skandala yol açmışlardır. Şimdiyse, aradan yirmi yıl geçtikten sonra, evlilikleri Elizabeth’in ısrarlı sorularıyla sarsılır. Gerçek olaylara dayanan bu camp kara komedi, Amerika’nın skandallara olan takıntılı zaafını su yüzüne çıkaran eğlenceli bir psikolojik dram. Başrollerde iki yıldız isim var. Natalie Portman ve Julianne Moore.
Luc Besson’un yazıp yönettiği ‘Dogman’, gerilimi yüksek bir dram. Babası tarafından şiddet gören Douglas, evden kovularak köpeklere yem olarak atılır. Fakat beklenenin aksine köpekler Douglas’a saldırmak yerine onu korurlar ve en yakın dostu haline gelirler. Seneler geçtikçe köpeklerle olan bağını kuvvetlendiren ve onları adeta kendi ordusu haline getiren Douglas, bu özel yeteneğini kullanarak hayatta kalmaktan daha fazlasını yapar, sisteme karşı gelip oyunun kurallarını baştan yazar! Başrolü üstlenen Caleb Landry Jones’a, Marisa Berenson, Christopher Denham, Jojo T. Gibbs, Clemens Schick ve Grace Palma eşlik ediyorlar.
Korku-gerilim ‘It Lives Inside / İçimdeki Şeytan’, Bishal Dutta imzalı. Yönetmenin ilk uzun metraj kurmacasında başlıca rolleri Megan Suri, Neeru Bajwa ve Mohana Krishnan üstleniyorlar. Okula uyum sağlamak için ailesini ve kültürünü yok sayan Sam, eski yakın arkadaşına mitolojik kötü bir ruhun musallat olmasıyla, kötü ruhu yenmek için kökleriyle yüzleşmek zorunda kalır.
Lori Evans Taylor’un yazıp yönettiği gizem yüklü korku öyküsü ‘Bed Rest / Karanlık Ruhlar’, yine bir ilk film! Julie hamileliğinin son zamanlarında bebeğinin ve kendisinin sağlığının riskli bir döneme girdiğini öğrenir. Doktorların doğuma kadar zorunlu yatak istirahati vermesi üzerine, eşiyle birlikte sakin bir bölgede yeni bir eve taşınırlar. Ancak Julie, yeni evde tüyler ürpertici olaylar yaşamaya başlar. Başrolü üstlenen Melissa Barrera’ya eşlik ede isimler, Guy Barnet, Edie Inksetter ve Erik Athavale.
Yerli komedi ‘Mutluyuz’u, İbrahim Büyükak yazıp yönetmiş. Başrolü de Yasemin Sakallıoğlu ile paylaşmış Büyükak. Yakın arkadaş olan Ferhat ve Aslı, sevgilileri tarafından terk edildikten sonra beraber olmaları gerektiğini anlarlar. Evliliklerinin üçüncü yılında, artık ilişkileri adına işler pek yolunda gitmemektedir. Ferhat, ilişkilerine iyi gelmesi umuduyla Aslı’yı çift terapisi yapılan bir otele götürür.
Senaryosunu Arzu Yurtseven’in kaleme aldığı, yönetmenliğini İsmail Fidan’ın üstlendiği yerli animasyon ‘Rafadan Tayfa 4: Hayrimatör’, popüler serinin dördüncü filmi. Rafadan Tayfa bu kez, Ajan ve adamları tarafından kontrolden çıkarılmış olan Hayrimatör’ü kurtarmak için bir araya gelirler. Uzaya çıkan en genç insan olan Hayri, artık meşhur biridir. Sadece üstün zekâlı öğrencilerin kabul edildiği bir bilim teknik okuluna kabul edilen Hayri, zamanının çoğunu ‘Yüzyılın İcadı’ olan dev robot Hayrimatör’e harcar. Ancak Hayri, bir mühendislik harikası olan Hayrimatör’ün çalışmasını sağlayacak güç kaynağını bir türlü elde edemez. Sonunda, uzaylı kahramanımız Zobi’nin de yardımıyla Hayrimatör’ü çalıştırmayı başarır. Ancak Hayrimatör’ün çalışmaya başlamasıyla kötüler de onun peşine düşer. İcadın kötülerin eline geçmesiyle dünya büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalır. Bu durum üzerine ekip, Hayrimatör’ü kurtarmak için zorlu bir mücadeleye girişir.
İçinizde yaşayan sinemadan çıkmış insanın elini sakın ha bırakmayın

İyi seyirler herkese!

 


TARİHTE BU HAFTA
On yedi ve altı yıl öncesine, 2006 ve 2017 yıllarına dönüyor, tarihte bu haftayı anımsıyoruz!

 

Vizyonda bu hafta (29 Aralık 2006)

BEYNELMİLEL
12 Eylül döneminde Adıyaman’dayız. Baskıcı rejim, ülkeyi olağanüstü hal altında yönetmektedir. Bütün sosyal yaşam bir kışlanın içindedir adeta. Düğünlerde ve cenazelerde çalan yörenin yerel müzisyenleri Gevendeler, askerler tarafından zoraki bir bandoya dönüştürülürler. Zor yaşam koşulları bando şefi ve ailesini olduğu kadar bütün çevrelerini etkilemektedir. 12 Eylül döneminin bütün acıları oldukça hüzünlü ve etkileyici biçimde beyazperdeye yansımış. Yönetmenliğini Sırrı Süreyya Önder ve Muharrem Gülmez’in üstlendikleri trajikomik filmin senaryosu da Süreyya Önder imzalı. Başrolleri paylaşan Cezmi Baskın ve Özgü Namal çok iyi birer performans sergiliyorlar. İzleyin.


ÇILGIN DOSTLAR
İki boyutlu çizgi film ilkeleriyle üç boyutlu teknolojiyi birleştiren animasyon, son derece gelişmiş tekniği ve eğitici öyküsü ile küçük seyirciler için bir şölen. Boog adındaki büyük boz ayı, küçüklüğünden beri kendisine bir anne gibi davranan iyi yürekli park korucusu Beth ile birlikte yaşamaktadır. Kasabadakilere ve turistlere gösteriler yapan evcilleşmiş kahramanımızın huzur ve konfor dolu günleri, cılız ve geveze geyik Elliot ile tanışınca sona erer. Bir sabah uyandığında kendini vahşi doğanın göbeğinde bulan sevimli ayı, tehlikeli bir maceranın tam ortasına düşmüştür. Av sezonu açılmış, avcılar dağa akın etmiş, hayvanlar için can pazarı kurulmuştur. Özellikle çocuklar kaçırmamalı.

 

MÜZEDE BİR GECE

Milan Tranc’ın aynı adlı çocuk kitabından beyazperdeye uyarlanan fantastik aile komedisinin yönetmeni, ‘Pembe Panter’in yeni versiyonunu yöneten Shawn Levy. Başroldeki Ben Stiller’a, güzel aktris Carla Gugino ve minik rollerinde döktüren Robin Williams, Mickey Rooney, Dick Van Dyke gibi ustalar eşlik ediyor. Hayalperest bir adam olan Larry, girdiği hiçbir işte uzun süre kalamamaktadır. Aradığı işi bir türlü bulamayan kahramanımız, son çare olarak ‘doğal tarih müzesindeki’ güvenlik işini kabul eder. Gece güvenlikçisi olarak çalışan Larry, akşam olup, müze kapanınca müzede sergilenen bütün canlılar ve tarihi kişiliklerin canlandığını görür. Nefis görsel efektlerle süslenmiş film, küçük izleyicilere seslense de, yetişkinlerin de beğenisini kazanacak cinsten.

 

TATİL
İngiltere’de yaşayan Iris ve Amerika’da yaşayan Amanda farklı hayatlar sürmektedirler. Tek ortak noktaları, aşkta aradıklarını bulamamış ve çok mutsuz olmalarıdır. İnternette karşılıklı ev değişimi yapılan bir web sitesinde tanışan iki kadın, noel tatili için evlerini, otomatikman kendi hayatlarını, geçici olarak değiş tokuş etmeye karar verirler. Iris ve Amanda, yeni evlerine taşındıklarında kapılarını çalan ilk şey aşk olacaktır. ‘What Women Want / Kadınlar Ne İster?’ ve ‘Something’s Gotta Give / Aşkta Her şey Mümkün’ filmlerinden anımsayacağınız Nancy Meyers’ın yönettiği romantik komedide Cameron Diaz, Kate Winslet, Jude Law ve Jack Black gibi ünlü yıldızlar başrolleri paylaşıyorlar. Usta aktör Eli Wallach’un da konuk oyuncu olarak yer aldığı şirin film, sevimli bir tatil kaçamağı kadar keyifli. Nefis bir tatil sizi bekliyor, hadi bavulunuzu hazırlayın!

 

 

Vizyonda bu hafta (29 Aralık 2017)
Yılın, 2017 vizyonunun son haftası, beraberinde üçü yerli toplam sekiz yeni filmle geldi… 2017 genel anlamda keyifli ve kaliteli bir film sezonu oldu. 2018 sezonunun daha da iyi filmlerle dolu olması en büyük dileğimiz. Mutlu, umutlu, sağlıklı, sevgi dolu bir yeni yıl! İçinizde yaşayan sinemadan çıkmış insanın elini yeni yılda da sakın ha bırakmayın! Herkese iyi seyirler!

 

MUHTEŞEM SHOWMAN

-Sevdiklerimizi mutlu etmektir amaç!-

P.T. Barnum, küçük adının açılımıyla Phineas Taylor Barnum, Amerikalı girişimci, iş adamı ve ‘Ringling Bros. and Barnum & Bailey’ sirkinin kurucularından. Eğlence sektörünün ‘yeni dünya’daki efsane isimlerinden olan Barnum, ‘living wonders’ adı verdiği müzesiyle ünlü olmuştur. Müzede, dev adamlar, cüceler, sakallı kadınlar, kelimenin tam anlamıyla ‘normal’de seyreden geniş kalabalık tarafından, ‘tuhaf’ görülen bütün ötekiler gösteriler yaparlar. Özel efekt departmanından gelen Michael Gracey, ilk yönetmenlik denemesinde, işte bu renkli girişimcinin hayatından ve hayal gücünden esinlenmiş. Jenny Bicks’in kaleme aldığı öykünün senaristlerinden biri de usta yönetmen ve senarist Bill Condon!
Dünya çapında sansasyon yaratan bir gösteriyi ilk kez sergileyen adam olarak tarihe geçmiş Barnum’un, yoksulluktan gelip, hırsı ve engel tanımaz hayal gücü sayesinde, düşlerini gerçek kılmasının öyküsü ‘Muhteşem Showman’. Aynı zamanda yapım tasarımına ve orijinal müziğine epey çalışılmış sıcak ve seyri keyifli bir müzikal! Biyografik bir dramı perdeye taşıyan müzikalde başrolü, ‘komple’ aktör Hugh Jackman üstleniyor. Rol yapan, dans eden ve şarkı söyleyen ‘hakiki’ sahne adamı özelliği, Jackman’ı canlandırdığı Barnum karakteriyle özdeşleştirmiş neredeyse! Michelle Williams, Zac Efron, Rebecca Ferguson ve Zendaya, cazibeli kadronun öne çıkan diğer isimleri olmuşlar.
İnsanları, özellikle çevremizdekileri ve en çok sevdiklerimizi mutlu etmektir hayatın amacı diyen biyografik müzikal, sanat yönetimiyle de alkışı hak ediyor. Bildik öykü gidişatı, özenle kurulmuş sıcak ve içten yapıyı zedelemiyor bile! Kızlarının okul gösterisinde Barnum, balede başarılı olandan öte, sahnede ağacı canlandıran diğer kızını daha dikkatle izliyor ve film bütün tutunamamışlara, toplum dışına atılmışlara, farklılık gösterenlere, düşkünlere, ikinci planda kalmışlara, arka beşlidekilere, genel anlamda bütün ‘ötekilere’ sevgi ve şefkatle sarılmayı bir an olsun unutmuyor. ‘Şov sürmeli’ diyor Barnum kısaca; insanların kendilerini iyi ve özel hissetmeye, en çok da mutlu olmaya ihtiyaçları var; hakları da! (4 / 5)

 

LOVING VINCENT
-Sanatçının gerçeği, eserlerinde yatar!-

Polonya-İngiltere ortak yapımı, kelimenin içi dolu anlamıyla, ele emeği göz nuru, enfes bir animasyon. Beyazperdenin ilk tamamen yağlı boya animasyonu, resim sanatının efsane isimlerinden Hollandalı sanatçı Vincent van Gogh ve eserleri üzerine. 1853 yılında dünyaya gelen, 1890’da hayata veda eden ressamın öyküsü, tablolarından hazırlanan bir fon üzerinde yansıyor perdeye.
Filmde yer alan altmış beş bin karenin her biri, yüz ressamdan oluşan bir ekipçe van Gogh’un kendi tekniği kullanılarak boyanmış. Altı senelik kolektif sürecin ürünü olan filmin sahneleri, van Gogh’un ünlü tablolarından yola çıkılarak resmedilmiş. Adeta resmin ve şiirin buluşması olan biyografik animasyon, Dorota Kobiela ve Hugh Welchman imzası taşıyor. İkilinin birlikte yazıp yönettikleri el yapımı bir biblo değerindeki yapım; ünlü ressamın ölümünün ardından, vam Gogh’un gerçek ölüm nedenini, dolayısıyla hayatını araştırmak için onun izini süren genç adamın buldukları ve tanıklıklar üzerine…
Ressamın tablolarına aktardığı gerçek karakterler yer alıyor öykünün odağında. Postacı Joseph Roulin, van Gogh’un, kardeşi Theo’ya yazdığı ve ölümünün ardından teslim edilmeyip geri dönen mektubunu, kendi varoluş sıkıntısını alkolle bastıran oğlu Armand Roulin’e verir ve gerçeği bulmasını ister ondan! Armand, yolculuğunun her etabında, kendini vurduktan iki gün sonra ölen van Gogh’un hayatına değmiş olan kişilerle karşılaşır ve sanatçının hayatında yer alan ‘gizemli’ gerçeğe ulaşmaya çalışır.
Ölümle değil, yaşamla ilgilenmesi gerektiğini fark eden karakterin, van Gogh’un kırılgan dünyasını aralayıp, bize nakletmesi son derece incelikli bir metinle kotarılmış! Filmin yağlı boyayla yaratılan üstün animasyon tekniği, göz alıcı. Hayatın dışına düşmüş, insanın izini süren sorunlu sanatçının resimlerinde yatan gerçeğe ve hayat algısına tanık oldukça, sanatın var eden gücüne de tanıklık ediyorsunuz bir yandan, an be an! Gerçek oyuncuların performanslarının çizgi ve yağlı boyalarla animasyon haline gelip, perdeye yansıması, sezonun en önemli filmlerinden birini izlemenizi sağlıyor. Dokunaklı, gerçekçi, derinlikli ve hepsinden önemlisi Van Gogh’un dehasına yakışır bir sanat eseri. (4,5 / 5)


KALP ATIŞI DAKİKADA 120
-İçerden ve hakiki!-

Altın Palmiye adayı olduğu Cannes’den, Jüri Büyük Ödülü ve FIPRESCI dahil toplam dört ödülle ayrılan dram, 1990’ların başında Paris’te, AIDS’e karşı farkındalık yaratmaya çabalayan aktivist Act-Up örgütünün hikâyesini anlatıyor. 2008’de Altın Palmiye kazanan ‘Entre les Murs / Sınıf’ filminin senaristi olarak tanıdığımız Robin Campillo’nun yönettiği yapım, son derece gerçekçi ve oldukça içerden didikliyor meselesini.
Aktivist örgütün üyelerinin mücadeleleri ve gündelik hayatları, tamamen içerden ve son derece gerçek biçimde nakledilmiş. Neredeyse bir ‘MR’ görüntüsü veriyor senaryo ve sizi alıp, 90’lı yılların başına, o örgüt toplantılarına, örgüt eylemlerine, devletin ve ‘sistemin’ mesele üzerine görüşlerine, kamuoyunun ilgisine götürüp, orada bırakıyor! Arjantinli aktör Nahuel Pérez Biscayart, Arnaud Valois ve Dardenne kardeşlerin ‘La Fille Inconnue / Meçhul Kız’ adlı filminden anımsayacağınız Adèle Haenel, filmin başlıca oyuncuları olarak öne çıkıyorlar.
Toplumsal farkındalık için son nefesine kadar mücadele eden oğlunu AIDS hastalığı yüzünden yitiren annenin vakur ve sakin acısı, dostlarının ona vedası, grubun eğlence sahneleri ve finalde ölümüyle bile eyleme devam eden genç adam, gerçekten zihne takılıp kalan anlar oluyorlar. Tek eksisi, 140 dakikalık uzun süresi filmin! Bir takım tekrarlar, can alıcı mesele, durum ve en önemlisi ‘duygunun’ içini bir nebze boşaltıyor sanki. İzlenmesi önemli bir dram orijinal adıyla ‘120 battements par minute’! (3,5 / 5)


JUMANJI: VAHŞİ ORMAN
-Kutu oyununda kendini bulmak!-

Joe Johnston’un yönettiği, başrolünü Robin Williams’ın üstlendiği 1995 tarihli fantastik macera ‘Jumanji’, sihirli bir kutu oyunu sayesinde iki arkadaşın, kendilerini başka bir dünyada bulmalarını ve yaşadıkları avantürü taşıyordu perdeye. Yirmi iki yıl aradan sonra, kutu oyunu tekrar harekete geçiyor ve dört genç, tesadüf eseri buldukları oyunla, kendi benliklerini bulacakları, dostluklarını sınayacakları heyecan dolu bir maceraya atılıyorlar yine!
Usta yönetmen Lawrence Kasdan’ın oğlu olan, ‘Zero Effect’, ‘Orange County / Gençlik Hayalleri’, ‘Bad Teacher / Kötü Öğretmen’, ‘Sex Tape / Kaset İşi’ filmleriyle tanıdığımız yapımcı-yönetmen Jake Kasdan’ın yönettiği aile boyu avantür; ilk filmde olduğu gibi yine Chris Van Allsburg’un ‘Jumanji’ adlı orijinal kitabından uyarlanmış perdeye. Allsburg’u, aynı adlı kitaplarından perdeye uyarlanan ‘The Polar Express / Kutup Ekspresi’ ve ‘Zathura: A Space Adventure / Zathura: Bir Uzay Macerası’ adlı filmlerden anımsayacaksınız!
Dört liseli arkadaş, mahsur kaldıkları kutu oyununun tehlike dolu dünyasında, her biri özel güçlere sahip ‘avatar’lara dönüşerek, oyunu kazanmak adına ellerinden geleni yapmak zorundadırlar. Aynı zamanda filmim yapımcıları arasında olan namı diğer ‘The Rock’, Dwayne Johnson’a, Jack Black, Kevin Hart, Karen Gillan ve Bobby Cannavale eşlik ediyorlar. Alex Wolff, Ser'Darius Blain, Madison Iseman ve Morgan Turner, kadronun genç yıldızları. Orijinal filmin çekim yılından günümüze uzanan macera ve kutu oyunlarının yerini son derece gelişmiş sanal oyunlara bıraktığı günümüzün değer yargıları. Zorlu şartlarda oturtulan karakterler, sevgi ve fedakarlıkla gelişen, büyüyen insanoğlu! Yediden yetmişe, hemen herkesi eğlendirmeye odaklı, keyifli bir macera yeni ‘Jumanji’ filmi. Bildik içerik, lezzeti eksiltmiyor! (3 / 5)

Başrolünü Maggie Q’nun üstlendiği korku türündeki İngiltere-ABD ortak yapımı ‘Slumber / Karabasan’ ile birlikte üç yerli yapım; Mahmut Fazıl Coşkun imzası taşıyan dram ‘Anons’, Murat Aslan’ın yönettiği ‘Asya’ ve yönetmen koltuğunda İhsan Taş’ın oturup, başrolü Ersin Korkut’un üstlendiği ‘Parayı Bulduk’, haftanın notlarımız arasında yer alamayan diğer yenileri. Tekrar mutlu yıllar ve iyi seyirler herkese!
MURAT ERŞAHİN



Diğer Yazılar