NİLÜFER'İN KARARI KESİN KESİN KESİN: KALIYOR
Popüler müziğimizin en üretken, en faal isimlerindendir Nilüfer; onun için ferah ferah “Popun Kraliçesi” diyebiliriz. Müziğe vakfettiği yıllar, bu süre zarfında yaptığı şarkı ve albüm miktarı, hele hele hit sayısı hesaba katıldığında, bu unvanın canı gönülden verilmesi gerekiyor. Ama Nilüfer gibilere tek kraliçelik yetmez; çok kraliçelerdendir o, aynı anda birden fazla kraliçe. “45’lik Kraliçesi”dir de mesela; 70’lerde albüm değil 45’liklerle başlayan, bir müddet öyle süren müzikal yaşamı, popüler müziğin bu çok eski ve çok kıymetli formatına çağ atlatmıştır. “Kalbim Bir Pusula” ile başlamıştır, bu sonraları çok başarılı olacak macera ve hiç aksamadan onlarca 45’lik ile sürmüştür. Çok sevilen, binlerce satan plaklarının listesini yapmak dahi güç bir iştir; saya saya, yaza yaza bitirilemez çünkü. “O da vardı, şu da vardı, bu da vardı…” diye diye başlanır listelere ve bir de bakılır ki, bu işe sayfalar yetmiyor.
Her dönemini başarıyla geçirmişlerdendir; ne yaparsa yapsın iyi yapmışlardan. Türkçe sözler yazılarak popüler müziğimize kazandırılmış yabancı şarkıları söylerken de mükemmeldi; Mustafa Alpagut’un, daha sonra Kayahan, Adnan Ergil ve diğerlerinin bestelerine hayat verirken de. Oryantal (hatta arabesk) ezgili şarkıları seslendirirken zaptedilemiyordu Nilüfer; en Batılı havalardan çalarken de. Çünkü “müzik”, üzerine boylu boyunca uzandığı asıl evrendi onun için; ne-nasıl olursa olsun, her şarkı ile kanatlanıyor, ardından şarkıyı havalandırıyordu. Sonra da, biz sevenlerinin-dinleyicilerinin ayakları yerden kesiliyordu.
Bizde Hayat Bitmiyor
Sevenleri-dinleyicileri de çeşit çeşittir Nilüfer’in; ne yaparsanız yapın, ortak bir şemsiye altında asla toplanmayacak kadar karmaşık ve birbirine benzemezdir. Mavi yakalısı da vardır içinde, beyaz yakalısı da, sağcısı-solcusu-ortacısı da; entelektüeli de, hayatı boyu tek bir kitabın sayfalarını çevir(e)memişi de, bu sayısı milyonlarla ifade edilebilen hayran grubunun içinde. Fanatikleri arasında, yüz binlerce okuru olan yazarlar dahi vardır; Buket Uzuner mesela, Nilüfer der başka bir şey demez; iki eli kanda dahi olsa, Nilüfer konserlerinde yoklamayı kaçırmaz. Hepimize olduğu gibi, ona da çok şey söylüyor olmalı Nilüfer ve şarkıları. Esasında, Nilüfer’in seslendirdiği şarkıların dizeleri arasında, ya da melodi ve alt yapılarında, “İşte bu, sadece bu!” diyebileceğimiz pek fazla şey de yoktur. Hepsi ama hepsi (istisnasız) derli topludur ama (mesela Nazan Öncel ya da Sezen Aksu’nun bazı şarkılarının sahip olduğu “can yeleği” özelliği gibi) “Bu şarkı olmasaydı, hayatımız kayardı!” diyebileceğimiz, fazla bir şey de yoktur.
Ama Nilüfer budur işte, özelliği budur. Bütün bir müzikal yaşamının toplamı ile bizi kendine bağlamışlardandır; tamamı ile. Her anı ve her şarkısı ile. İster divaların divası Mina’dan, ya da bir çeşit Erkilet Güzeli sayılması gereken Mireille Mathieu’dan söylüyor olsun, ister Adnan Ergil ya da bir başkasının ona özel yazdığı bir şarkıyı, hiç farketmiyor. Doğal seçilimin ince ince, süze süze ona bahşettiği ses, şarkıya başladığı an avlıyor sizi; hep söylesin, hiç susmasın istiyorsunuz.
Bu Şarkılarla Yaşarız
Son şarkı “Zalimin Kararı”nda da durum değişmiyor. Enerjik mi enerjik bir Nilüfer ile karşı karşıyayız yine-yeni-yeniden. Genç kuşağın en kayda değer müzisyen ve şarkı yazarlarından Sinan Akçıl, “Tam Nilüfer’lik!” denebilecek bir şarkı yazmış her devrin kraliçesine; gürül gürül akıyor şarkı, önüne dinleyeni de katarak akıyor.
Popüler müziğimiz zor dönemlerden geçiyor. O “CD mi yoksa download mu?” çelişkisine, bir de başı sonu olmayan bir ekonomik kriz eklendi. Müzik piyasamız değil, genel olarak müzik ellerimizin arasından kaymış gidiyor, son birkaç yıldır. Nilüfer ve benzeri büyük starların, yolun başında olanlara göre çok daha ağır bir sorumlulukları var; onlar örnek olmak durumunda. Nilüfer, kendisinden bekleneni de yapıyor bu son single ile. Açık Radyo’da katıldığı bir programda söyledikleri, bu işi rastgele değil, düşüne taşına yaptığı anlaşılıyor. Şöyle demişti: “Artık albümlere değil, şarkılara zaman ve para harcamak gerekir. Çok hızlı yaşıyor, çok çabuk tüketiyoruz; bu nedenle 10-12 şarkılık bir albüm yaptığınızda, ancak birkaç şarkısı dikkat çekiyor-öne çıkıyor, gerisi görülmüyor bile. Böyle bir zamanda bir ya da iki şarkılık single’lar yapmak en doğrusu. Ben öyle yapacağım; bir zaman sonra, tıpkı eskiden yaptığım(ız) gibi, yeni birkaç şarkı ekleyerek bu single’ları bir albümde de toplayabilirim.”
Haklı, çok haklı. Gülten Akın’ın o ölümsüz dizelerinde söylediği gibi hayatımız; “Ah, kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya.” Bir albüm çıkacak, bu albümü alıp sıkı bir şekilde dinleyeceksiniz; mesai ve emek harcayarak anlamaya-keşfetmeye gayret edeceksiniz! Mümkün mü bu? “Hiç vaktimiz yok!”
Ama bir geçiş döneminde olduğumuz da kesin; böyle dönemlerde ne olursa olsun, şaşırmamak gerekiyor. Şimdi ve ardından feraha çıktığımızda, Nilüfer ve şarkılarına başımızı ya da sırtımızı yaslayabileceğimizi bilmek, insana benzersiz bir huzur veriyor. ÇOK YAŞA Nilüfer.
Bulursanız Kaçırmayın
Dört disklik “1970&1980 Odeon Yılları” kutusu; popun gerçekten de pop, hem de saf pop olduğu yıllara ait tam dört albüm var içinde. “Dünya Dönüyor”dan “Başıma Gelenler”e, “Selam Söyle”den “Kim Arar Seni”ye varana kadar, onlarca hit. Dördüncü disk “Sürprizler” özellikle kıymetli. Bu diskte yer alan şarkılar daha önce hiç yayınlanmamıştı; hatta bu bir yana, varlıklarından dahi kimsenin haberi yoktu. Odeon’un müziğe derinden bağlı yöneticilerinden Dani Grünberg’in özel çaba ve mesaisi ile bu şarkılar gün yüzü görebildi.
Keşke Olsa
Nilüfer’in 12 Eylül öncesi ve hemen sonrası yaptığı Nilüfer ‘79” ve “Nilüfer ‘80” albümlerinin CD’leri keşke basılabilseydi. “CD’yi ne yapacağız, geçti artık!” denirse eğer, bir flash disk-kart da kabülümüzdür.
Zalimin Kararı, Nilüfer, DMC
NAİM DİLMENER




.jpg)


.jpg)
(5).jpg)
.jpg)






