MURAT BEŞER'İN KALEMİNDEN 'APTULİKA'NIN GİTARİSTLER TEFRİKASI'
Çizer, müzik yazarı, program yapımcısı ve sunucusu Aptulika'nın Stüdyo İmge etiketiyle yayınlanan Gitaristler Tefrikası'yla ilgili müzik yazarı Murat Beşer'in Gazete Kadıköy'le yayınlanan yazısı:
Üç hafta önce, 12 – 13 Eylül 2026 tarihlerinde iki gün boyunca belediye binasının bahçesinde artık gelenekselleşmiş olan “10. Kadıköy Plak Günleri” yapıldı. Her iki gün de beklediğimden daha kalabalık ve coşkuluydu. Özellikle pazar akşamı kadim dostum karikatürist Aptulika (Aptülkadir Elçioğlu) ile yaptığımız söyleşi, orada bulunan tüm roker ahalisini geçmişe ışınladı. Zira sohbetin konusu Aptulika’nın yeni kitabı “Gitaristler Tefrikası” idi. Ancak bizi eskiye oranla biraz daha birbirimize bağlayan halat Stüdyo İmge oldu.
Stüdyo İmge, 1985 yılında Levent Erseven tarafından kitap yayınlamak amacıyla kurulmuş, ancak kısa bir süre sonra müzik dergiciliğine başlayarak kuşağın tüm rakçılarının buluştuğu ortak bir sığınma evi haline gelmişti. Darbe sonrası yıllarda hemen hemen herkesin kimlik aradığı bir süreçte, sırtımızı yaslanacağımız duvarlardan biri de rock müzik olmuştu.
Levent ile Aptulika Mimar Sinan Üniversitesi’nden tanışıyordu. Ben de aynı okulda olmama rağmen üçümüzün yolları doksanların başında Stüdyo İmge dergisinin ikinci döneminde kesişmişti. “Pankçı Editör”e çıkan lakabımla uzun süre derginin editörlüğünü yaparken etrafımızda kuşağın neredeyse tüm rokerleri toplanıvermişti. Stüdyo İmge’nin insan malzemesi Beyoğlu’nun en güzel zamanlarını yaşamış, beraberinde Türkçe Rock müziğin çoğaldığı ve kabul gördüğü günlere tanıklık etmiş bir kuşaktan oluşuyordu.
İki binli yıllara ayak basarken Stüdyo İmge (yine editörlüğümde) dijital platforma geçmiş ama çok kısa bir süre kendini feshederek sessizliğe bürünmüş, insanları da hayat katarında başka başka vagonlara binmişti. O yüzden yıllar sonra birbirini gören insanlar vardı, o pazar akşamı Kadıköy Belediyesi’nin bahçesindeki yeşilliklerin üzerinde...
Kitap festival kapılarını açmadan, plakçılar henüz kendilerine ayrılan alanlara yerleşmeden sadece birkaç saat önce fırından çıkmış, ucu ucuna yetişmişti. Rainbow45 eliyle tüm stantlara satılmak üzere dağıtılmıştı.
“Gitaristler Tefrikası”, birbirini ne kadar sevdiğini, ne kadar özlediğini yıllar sonra daha iyi anlayan insanlar için belki de biraz bahaneydi, ama olabilecek en güzel bahaneydi. Çünkü bu buluşmada sadece eski kuşak değil, hayli genç de vardı.
Kendinden sonraki kuşakların Aptül’e ilgi göstermelerinin bir nedeni de, rock tarihini anlatmanın yolunu çizgiler aracılığı ile bulmuş olmasıydı. Kitap tam 29 gitarcı hakkında (Meral Akman, Hacer Erişkin, Levent Erseven, İzzet Eti, Recep Karaş, Özgür Poyrazoğlu, Bülent Seyitdanlıoğlu, Hakan Türkoğlu olarak) sekiz ayrı yazar tarafından kaleme alınmış kısa bio’vari makaleden oluşmuş; Aptül de her birine irili ufaklı, farklı tekniklerle çalışılmış desenler yapmıştı. Hem görselliğinin zenginliği, hem de arşiv niteliği taşıması bu kitabı cazip kılan nedenler arasındaydı. Bunların hepsi bir yana “Gitaristler Tefrikası” ayrıca 2005 yılından tam 21 yıl sonra Stüdyo İmge’nin tekrardan yayın hayatına dönüşünün ilk belgesiydi. Yaşadığımız günlerin koşulları düşünüldüğünde bu son derece gözü kara bir karardı ve belli ki yapılacak işler büyük ölçüde rock kültürümüze bir katkı babından bir misyona sahip olacaktı.
Kitaba tekrar dönecek olursak... Herşeyden evvel “Gitaristler Tefrikası” kolektif bir çabanın ürünüydü ve aralarında eski-yeni Chuck Berry’den Joe Bonamassa’ya listeye alınmaya değer görülen gitarcılar tamamen Aptül’ün gönül bağı ve duygusal tercihlerinin sonucuydu. Şüphesiz Aptül gibi yarım asrı rock müzik dinlemekle geçiren biri için sadece 29 gitarcıyı seçmek çok zordu ve muhakkak birileri listenin dışında kalacaktı. Ancak bunun da bir çaresi bulunmuş ve kitabın adına “Gitaristler Tefrikası - 1” denmesi ihmal edilmemişti. Bu seri neyle devam edecek ve nereye kadar gidecek sorusunun ise net bir yanıtı yoktu. Söyleşide bir iki yetkili ağızdan gelen tek yanıt “gittiği yere kadar” oldu. Ancak yorumlardan oluşan intiba şuydu ki, kadınlar, yerli müzisyenler, cazcılar gibi bazı kategorilerin ilk kitapta dışarıda tutulması, onlar hakkında ayrı birer kitabın geleceğine işaretti.
Yaklaşık 40 dakika süren söyleşimizin ardından Aptül’ün imza töreni başladı. Ucu plakçı stantlarına kadar uzanan bir kuyruk oluştu. Masanın önüne gelen kısa sürede uzaklaşmıyor, imzanın ardından muhakkak iki lafın beli kırılıyor ve elbette olmazsa olmaz sosyal medyada paylaşmak üzere bir fotoğraf çekimi oluyordu. Ancak bunu da dahil etmeliyiz; iki saati bulan töreni uzatan şeylerden biri de Aptül’ün imzasına dahil ettiği portresindeki burun çiziminin hayli zaman almasıydı.
Murat Beşer



.jpg?width=500&height=300)
.jpg?width=500&height=300)

.jpg?width=500&height=300)


.jpg)





(1)(1)(1).jpg)
.jpg)
(2182).jpg)



