NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

KENDİMDEN KAÇAK

19 Eylül 2021 Pazar 21:19
NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

Nihayet farklı bir tasarım ve ambalaj ile bir albüm çıkartabildi Sezen Aksu. En pahalı projeleri en sıradan kapaklarla piyasaya vermekten hiç imtina etmemiş olan sanatçı bu sefer albümün dışını da çok fazla önemsemiş. Kağıdından biçimine, fotoğraflarından grafiğine kadar mükemmel bir paket olarak tasarlanmış albümün kapağı. Albümün kendisi kadar, bu tür incir çekirdeğini doldurmaz şeylerden de haz edenler mest olmuş olmalı. Raflarındaki sıra sıra plastik kutulu Sezen Aksu albümlerinin yanına bu sefer sıra dışı bir albüm koyacak olmanın keyfini çıkarmaktalar şu ara. Bütün bu yapılanlar kimin eseridir diye çok gezindim sayfaların arasında ama bulamadım, ben görmedim ya da yazılmamış. Muhteşem fotoğrafların arasına karışıp gitmiş de olabilir bu bilgiler. Kapağın içindeki kitapçıkta inanılmaz güzellikte ‘an’ ve ‘ayrıntı’ fotoğrafları yer almakta. İnsanın kıskanmaktan kendini alamadığı, “ahh, keşke bütün bunlar olup biterken ben de orada olsaydım” diyeceği güzellikte fotoğraflar. Kendinden geçerek şarkısını söylemekte olan  Sezen Aksu, bir sonraki sayfada Haris Alexiou’nun yanında durmakta, muhtemelen yaptıkları ya da yapacakları düet üzerine konuşmakta. Sehpa ve masaların üzerinde, o aralar en ihtiyaç duyulmakta olan şey: Onlarca pet şişe su. Bir sonraki sayfa ise boydan boya Haroula... Dünyanın gelmiş geçmiş en önemli şarkıcılarından biri olan Haris Alexiou dimdik ayakta ve şarkısını söylüyor: “Ah, beni en çok bu kahrediyor.” Sonra Bülent Ortaçgil, sonra Gürol Ağırbaş, sonra da diğer müzisyenler. Çalarken, söylerken, dinlenirken ya da sadece beklerken. Ahh, orada olmak varmış.

NEREDE BENDE O YÜREK
Sezen Aksu için, ülkenin en önemli müzisyenleri bir araya gelmiş, saymakla bitmez: Bülent Ortaçgil, Gürol Ağırbaş, Arto Tunçboyacı, İsmail Soyberk, Erdinç Şenyaylar, Ercan Irmak, Erdem Sökmen, Aykut Gürel, Demir Demirkan, Erkan Oğur, Armen Donelian ve hatta Ara Dinkjian... Vokal kadrosu ise başlı başına bir yıldızlar topluluğu zaten. Hiç şaşırtıcı değil ama. Sezen Aksu’nun albümü bu ve  Sezen Aksu  çağırdı mı, iki eliniz kanda da olsa gidiyorsunuz. Önünüze serdiği imkanlar başkalarının serdikleri ile karşılaştırılmayacak kadar fazla, üstelik sonsuz bir özgürlük içinde yapmaktasınız her şeyi. Üstelik çok seviliyor da. Bu son saydığım sebep dışında, başka hangi sebep Bülent Ortaçgil gibi bir devi başkasının albümü için stüdyoya sokabilirdi ki... Ama bu mucize gerçekleşmiş işte. Bülent Ortaçgil, Aksu-Alexiou düetine eşlik etmekle kalmamış bir de şarkıyı düzenlemiş. Ne iyi etmiş. Türk Popu için paha biçilmez kıymette olan bu şarkı, Bülent Ortaçgil’in katkıları ile de, şimdiden ‘ölümsüz’ şarkıların arasında yerini aldı. Haris Alexiou’yu  önce konser için buralara getirtmek, sonra da bir düet yapmaya razı ettirmek gerçekten inanılmaz bir şey. Sezen Aksu, bu zor olanı becerdikten sonra, karşısına çıkan daha da zor bir konuyu, bu ‘ikili’ye layık bir şarkı çıkarabilme konusunu da kolaylıkla çözmüş: “Gidiyorum Bu Şehirden” delicesine hüzünlü bir şarkı. Yalnızca bu şarkıyı dinleyerek günlerce kendi içinize kapanabilirsiniz. Aslında bir-iki şarkı dışında, albümün bütünü için de bunları söylemek mümkün. Artık bütün dünyada, ‘world-music’ dendi mi adları en üst sıralarda anılmakta olan Arto Tunçboyacıyan ve Ara Dinkjian ve çoğu şarkıda çok yerinde kullanılmış; ut, ney ve kanun nedeni ile albümün bütününde tarifsiz bir hüzün bulunmakta. Ben, çoğu şarkıyı gözlerim dolmadan dinleyemedim. Sözler, notalar hemen içinize işliyor. Bir kendine ağlama, yakınma, bir ‘kadere sitem’ gibi de dile getirilmemiş üstelik bütün bunlar, çok daha ince... Bu nedenle çok daha yürek yaralayıcı.

YARDAN CAYACAK
Her ayrıntının üstünde durmuş, böylesine kılı kırk yarmışken albümü “Oh Oh” gibi bir şarkı ile açmak istemek için insanın deli olması lazım. “Oh Oh” gibi bir şarkının nasıl olur da yazılabildiğini de ben zaten anlayamıyorum. “Eleştirel” olmaya niyetlenen birinin, bu işi bu kadar basit sözcüklerle yapmaması gerektiğini daha ilk satırda anlaması gerekir diye düşünüyorum. Ama Sezen Aksu bu. ‘Bizim mahalle’ ile dirsek temasından hiçbir zaman vazgeçmedi ve vazgeçmeyecek de. Belki de ‘pop’ starlarımızdan, hem bir sosyolog hem de bir şair gibi davranmalarını beklememeliyiz. Belki de zaten bu, hiçbir zaman altından kalkabilecekleri bir yük değildir. Belki de böyle olduğu için; iş, 'birey'i değil de 'toplum'u anlatayım noktasına geldiğinde her şey  baş aşağı gitmekte ve yerlerde sürünmekte. Başka ne olabilir?  “Nerde bende o Yürek, yardan cayacak” diye bir dize yazabilmiş birinin, aynı zamanda,  “suyundan, şuyundan, buyundan” koydurmak istemesini başka türlü nasıl açıklayabiliriz? 
Bu hep böyle gidecek gibi. Sezen Aksu albümlerinde, iyiler ve kötüler hep yanyana duracak ve herkes gönlünün çektiğini seçip alacak içinden. Hayat, kimileri için “give me five” yapa yapa geçirilecek kadar kolay ve hafiftir,  kimileri için değil.


BULURSANIZ KAÇIRMAYIN
Haydi Şansım – Melodi – 45’lik
Kusura Bakma / Yaşanmamış Yıllar – Doğan – 45’lik
Olmaz Olsun / Vurdumduymaz – Hop – 45’lik
Allahaısmarladık – Hop – LP
Serçe – Kent – LP
Hadi Bakalım – Polydor – 45’lik
Gülümse – Coşkun – CD

NAİM DİLMENER



Diğer Yazılar