1950’lerin başında kuruldu ve gazinolarda, radyoda programlar yaptı. Berç Kürkçüyan (bas gitar), İhsan Moray (tenor saksafon) gibi isimlerin çaldığı orkestra, 1960’larda yoluna Melodi Sekstet adıyla devam etti. Kadroda Arman Harput (davul), Garbo Mayk (piyano), Varujan Sirapian (gitar), Karekin Emirze (vokal), Berç Kürkçüyan (bas gitar) vardı.
27 Kasım 1980’de Halil Bal (gitar), Gökhan Pekkaya (bas gitar), Selami Sevinç (davul) tarafından İstanbul’da heavy metal grubu olarak kuruldu. Bir yıl sonra Nejat Tekdal (tuşlular, Ercan Birol (gitar) ile Gürdal Polat (vokal) katıldı. Grubun verdiği ilk konser 31 Mayıs 1981’de Beyoğlu Fitaş sinemasında gerçekleşti ve bu adım bir avuç yerli rock dinleyicisinde büyük heyecan yarattı.
Bülent Özdikici (bas gitar), Murat Ulus (davul), Hurşid Yenigün (gitar), Şebgün Tansel (org), Semra Muratoğlu (vokal), Memduha Muratoğlu’dan (vokal) oluşan Ankara Deneme Lisesi grubu, 1969’da Milliyet Liseler Arası Hafif Batı Müziği Yarışması’nda, Hurşit Yenigün’ün (Daha sonra yerli popun önemli isimlerinden biri haline gelecek) şarkısı La La La ile beste dalında beşinciliği kazandı.
Grubun adını önce Şeşen düşünmüşler, sonra İlhan-Burhan-Gökhan’ı seçmişlerdi. Kardeşlerin babası Gündoğarken’i bulmuştu. Gündoğarken 1984’de yaz boyu Bodrum ‘Mavi Bar’da söylemeye başlamış, özel dinleyicileri oluşmuştu. Orada çalarken kaydettikleri kaset elden ele çoğaltılmış ve çok beğenilmişti. Bu arada, üçlünün Çekirdek Sanatevi konseri de kasete aktarılmıştı…
Gida Kornfilt Orkestrası tromboncularından Arto Haçaturyan, kardeşleri Dikran, Victor ile Hrant Lusigyan ve Niko’nun da aralarında bulunduğu ‘Swing Amateur’ adlı 15 kişilik topluluk kurdu. Özel gecelerle birlikte sık sık Saray Sineması'nda konserler veren orkestra, Amerikan Haberler Merkezi'nden notaları temin edip provaları Tünel'deki Musevi Kulüp’te yapıyordu.
1955 İstanbul doğumlu Ulvi Kırımlı, ortaokul sıralarında akordeon dersleri aldı ve 1971’de İstanbul Belediye Konservatuvarı çello bölümüne yazıldı. Bir yıl sonra, profesyonel hayata atılarak orkestralarda org çalmaya başladı. En fazla topluluk değiştiren isimlerden olan Kırımlı, adını verdiği orkestrasıyla birçok ünlüye yurtiçi ve yurtdışında eşlik etti.
1984’de Vulture ismiyle kurulan ekip, 1985’de bu İngilizce kelimenin Türkçe karşılığı olan Akbaba adını aldı. Kadıköy çıkışlı Akbaba’nın ilk kadrosunda Can Orkan Özülkü (vokal), Serhat Çiftdal (gitar), Tuncay Gündüz (tuşlular), Taylan Ersavaş (trompet), Aykut Demirel (saksafon), Hakan (bas gitar), Barış (davul) vardı. 1986’da kadro oturdu: Serhat Çiftdal (gitar), Tamer Turna (gitar), Can Orkan Özülkü (vokal), Haydar Tacettin (bas gitar), Aykut Sabak (davul).
1974’de davulcu Ahmet Balkır tarafından kurulan orkestra, Türkiye’nin en uzun ömürlü topluluklarından biri oldu. Bir dönem Ertuğrul Çayıroğlu’nun da yer aldığı Topkapı Orkestrası’nda Seksenler’de Rıdvan Yılmaz (gitar), Aykut Gürel (bas gitar), Tarık Sezer (tuşlular), Erol Erginer (saksafon), Murat Demiral (trombon), Mehmet Çelik (trompet) çalıyor, vokalleri ise Tuna Taşkın, Nilay Alsan, Nilüfer Balkır üstleniyordu.
70’lerin başında St. Joseph Lisesi’nde bir araya gelen Eril Tekeli (gitar, flüt), Can Kozlu (davul) ile Setrak Bakırel (bas gitar) okul orkestrasıyla Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’na katılıp birinci olmuştu. Aynı üçlü, yükseköğrenim için bulundukları Fransa’da birlikte müzik yapmayı sürdürdü. Can Kozlu ABD’ye gidince, Tekeli ile Bakırel, birkaç eleman değişikliğinin ardından, aralarına Lionel Beltrami (vokal, gitar) ile Robert Kempler’i (tuşlular) alarak Asia Minor’u kurdu.
Caz piyanisti Atilla Berkan, 60’ların başında İstanbul’un gözde lokallerinde orkestrasıyla sükse yapmıştı. Atilla Berkan Orkestrası’nın vokalini üstlenmiş isimler arasında Erol Börtlüce ile Ajda Pekkan da vardı.
1935 İstanbul doğumlu Yavuz Özışık, bir süre Şevket Uğurluer’le çalıştıktan sonra 60’ların başında orkestrasını kurdu ve altı yıl İstanbul Radyosu’nda program yaptı. Ömür Göksel (vokal), Orhan Şevki (vokal), Güngör Uygurer (davul), Uğurtan Günal (kontrbas, org), Cankut Özgül (davul), Attila Özdemiroğlu (trombon, vibrafon), Selçuk Başar (gitar), Eray Turgay (kontrbas) gibi önemli müzisyenlerin yer aldığı orkestrasını dağıtıp solo işlere yönelen Yavuz Özışık, televizyonun ülkede yaygınlaşmaya başladığı dönemde piyanosuyla sık sık ekranda gözüktü.
Yıl 1964; Türkiye Müzisyenler Sendikası’ndan Muammer Yeşil, Yugoslavya’nın başkenti Belgrad’da 1-2 Eylül’de düzenlenecek Balkan Melodileri Festivali’nde Türkiye’yi temsil edecek Milli Orkestra’nın elemanlarını Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası’ndan seçmişti. Boğaziçi Müzik Festivali’nde başarı kazanmış bu orkestranın Türkiye adına yarışmasının uygun olduğuna karar vermişti. Daha sonra Türkiye Müzisyenler Sendikası sürpriz bir açıklamayla orkestra şeflerinin oylarıyla yeni liste çıkarılacağı duyurmuştu.
1990’ların başında yerli popun hareketlenmesiyle ortaya çıkan ikili ‘Ajlan ve Mine’, temiz yorum, popa yedirdikleri caz dokunuşlarıyla sevilen isimler arasına girdi. 1994’de çıkardıkları 12 şarkılık Aşkolsun albümüyle listelerde yer bulan ikili, bu başarıya rağmen tanıtım konserlerinin ardından dağıldı.
Önemli orkestralarda gitaristlik yaptıktan sonra solo enstrümantal albümler yayınlayan Zafer Dilek, gitarı bırakıp şarkı söylemek istemiş ve Yonca Plak’ın girişimiyle Hülya-Banu Kırbağ kardeşlerle bir araya gelmişti. Zafer-Banu-Hülya üçlüsünün hedefi vokal müziğini ileriye taşımaktı. Evlilik nedeniyle müziğe uzak kalan Banu Kırbağ bu projeyle yeniden stüdyolara ve sahnelere dönmüştü. İstanbul Belediye Konservatuarı şan bölümünde eğitim görmüş ablası Hülya Kırbağ ise aynı dönem Ah Neyleyim Gönül, Ilgaz gibi şarkılarla listelerin üst sırasında yer almayı başarmıştı.
Radiodays grubundan Tan Tunçağ (düzenlemeler, vokaller, bas gitar) ile Maya grubundan Deniz Cuylan (düzenlemeler, gitar, davul) ‘liman yankısı’ anlamına gelen Portecho (liman yankısı) adıyla İstanbul kulüplerinde çalışmaya başladı ve kısa sürede ilk albümü çıkardı: Undertone (2005). 11 İngilizce parçadan oluşan albümde flamenco, Balkan, Kuzey Avrupa elektronik müziği, Akdeniz soundları bir aradaydı. Elektronik müziğe çok hakim ikili Avrupa kentlerinde de konser verme olanağı buldu.
1971’de Burhan Tonguç, Vedat Yıldırımbora ile Orhan Gencebay, Doğu müziği üzerine deneyler yapmak amacıyla güçlü bir grup oluşturmayı planlamıştı. Gencebay’ın bireysel çalışmaları nedeniyle proje bir türlü hayata geçemeyince, 1972’de Tonguç ile Yıldırımbora 'Grup Metronom’u kurdu. Amaç, plaklardaki müzikal performansı gazino sahnesinde yakalayamayan yıldızlara, aynı kaliteyi sunabilecek bir grup yaratmaktı.
Blue Jeans ismiyle başlayıp, milli duyguların ağır bastığı dönemde Türkçe 'Mavi Pantolonlular'ı benimseyen grup, dönemin amatör topluluklarının İngilizce isim alışkanlığına bu ilginç eylemiyle karşı çıkmıştı. Ankaralı grubun kuruluş tarihi Kasım 1959’du. Sarper Özsan’ın da (vokal) yer aldığı Mavi Pantolonlular’da vokalde Zafer Türkmen, Doğan Sencer, solo vokalde Okan Akansel, gitarlarda Ertan Güran, Ali Rıza Ekemen ve Ferit Ergin, piyanoda Yavuz Ergüven, davulda Ayberk Temel vardı.
L.S.D. grubu ya da o günlerdeki adıyla orkestrası 1967'de İstanbul’da Ali İhsan Kabaoğlu (gitar, vokal), Bülent Ali Hergül (bas gitar) ile Erhan Özdeniz (davul) tarafından kuruldu. Yeni anayasanın getirdiği görece özgürlük ortamında, seçtikleri bu isim pek de garip gelmedi müziksevere. Müziklerinin popa meyletmesi eleştirildi sadece böyle bir psychedelic kartvizitle. İlk iş olarak 165 topluluğun yer aldığı amatör orkestralar yarışmasına katıldılar. FİTAŞ Sineması’ndaki yarışmada ilk beşe kadar kaldılar ve sonunda üçüncü oldular.
Tarsus Amerikan Koleji 1968’de ilk kez Milliyet Liseler Arası Hafif Batı Müziği Yarışması’na katılmış ve finale kalamamıştı. 1969’da Vecdi Geray (gitar), Ali İpek (vokal, gitar), Haldun Emrealp (bas gitar), Semih Fırıncıoğlu (org), Ayhan Sicimoğlu’lu (davul) kadroyla yarışan kolej, I Don’t Care (söz-beste: Ali İpek) şarkısıyla beste dalında üçüncü, icrada altıncı olmuştu. Kırmızı ceketleri, boyunlarında kocaman sarı madalyaları ve uzun saçlarıyla dikkat çekmiş, Şeyh Şamil düzenlemesiyle müzik otoritelerinin takdirini kazanmışlardı.
Aralık 1968’de Ankara’da Tezer Naşit (vokal, org), Ferit Ergin (gitar), Meriç Dumlu (bas gitar), Yalçın Antakya (davul) tarafından kuruldu. Türkiye’de görevli ABDli çavuş Sam Johnson da (vokal) yaz tatilinde gruba vokal olarak katıldı. Ankara’nın ilk gruplarından Oksijen (Oxygen) bol konser vererek, dünya çapında moda olan psychedelic müzikle gençlerin sevgisini kazandı. Ankara’da büyük sükse yapan grup İstanbul’da da konserlere çıktı.
Müzik listelerinde Mabelmatiz ‘Umrumdışı'yla ile birinci, Sibel Can ile Eypio 'Kıyamam'la ikinci, Oğuzhan Koç 'Bunun Adı Aşksa' ile i üçüncü oldu.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
Prince'in ölümünden sonra yayınlanacak yeni bir albüm daha geliyor. 1977'den 2016'ya kadar uzanan, neredeyse kırk yıllık kariyerini kapsayan, daha önce yayınlanmamış on kayıttan oluşan "Timeless" albümü piyasaya sürüldü. Prince Estate tarafından Legacy Recordings ve Sony Music iş birliğiyle yayınlanacak albüm, sanatçının ünlü arşivinden materyalleri bir araya getiriyor ve Minneapolis'teki ilk kayıtlarından son canlı performanslarından birine kadar yaratıcı evriminin tüm sürecini anlatan ilk proje olma özelliğini taşıyor .
Simple Minds ikilisi, yeni albümleri “Sacrosanct”ı 29 Ocak 2027'de BMG etiketiyle yayınlamaya hazırlanıyor. Bu, Jim Kerr ile Charlie Burchill'in 2022'deki “ Direction of the Heart ” albümünden bu yana çıkardığı ilk yeni çalışma olacak. Kuzey Amerika turnesi üzerine inşa edilen Sacrosanct'la, Simple Minds art-rock ve new wave köklerine geri dönüyor.Sekiz parçalık yeni albüm, “ Walk Between Worlds ” ile başlayan ve “Direction of the Heart” ile devam eden üçlemeyi ideal bir şekilde tamamlıyor.
Duman grubunun solisti Kaan Tangöze'nin, 2022 yılında Kurukafa Müzik etiketiyle yayınladığı ikinci solo albümü 'Aşık Mahzuni Şerif' Türküleri'ni şimdi de plak formatıyla müzikseverlere sundu. Aşık Mahzuni Şerif'in 10 bestesinin Kaan Tangöze tarafından akustik yorumlandığı albümde 'Çeşmi Siyahım', 'Boşu Boşuna' ve 'Haşlayın Beni' gibi besteler de bulunuyor.
1970’lere bir adım kala pop pazarına düşmüş müthiş bir parça Brüksel çıkışlı Belçikalı grup Wallace Collection’ın Daydream’i. Grup üyeleri Sylvain Vanholme (gitar, vokal) ile Raymond Vincent (keman) tarafından bestelenmiş Daydream çok kısa sürede Avrupa çapında hit oluyor. Şarkı aslında senfonik pop/rock örneği ve yoğun biçimde yaylılarla flütleri içeriyor. Melodisi açık açık Çaykovski’nin Kuğu Gölü yapıtının ikinci perde finalinden alınma.
Yerli müzikte Hadise 'Ara Beni' ile birinci, Manifest-Ajda Pekkan 'Hileli' ikinci, Blok 3 'Sebebi Var' ile üçüncü oldu.
Rock ve müzik tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için rap şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu fotoğrafı tıklayınca:
Murat Coşgun, Fatih Ahıskalı ile Göktuğ Varyozdöken’in sunumu ve icrasıyla hazırlanan Aşk ve Ötesi programı bugün 22.00'de TRT Müzik'te.
Ersen’in yoldaşı olacak Dadaşlar grubunun kuruluşuna daha iki yıl vardır ve bu parçaların kayıtlarında Kardaşlar’dan Seyhan Karabay akustik gitar ile ıklığı, Taner Öngür bas, gitar ve kaşığı, Hüseyin Sultanoğlu davul ile bongoyu çalar; gitar ve bağlama bölümleri de Zafer Dilek’in elinden çıkar. Derli Kaval ve Kozan Dağı ile Ersen, Anadolu Pop’ta ağırlığı hissedilen bir isimdir artık. Kozan Dağı’na Ersen’in bestesi Anadolu ozanlarını aratmayacak derecede başarılıdır; Zafer Dilek’in düzenlemesi de.
İsmi Açık Hava Tiyatrosu; halkın ağzında Harbiye Açıkhava; kartvizitinde ise ‘Türkiye’nin Müzik Mabedi’ yazılı. Hem ülke, hem dünya kültür tarihinde bir Royal Albert Hall, Madison Square Garden, Olympia kadar önemli ve değerli bir amfitiyatro. Kent mimarisi için de önemli merkez. Batılı örneklerine benzer şekilde bir eğlence vadisinin ortasında bulunuyor. En üstte Hilton, biraz altında, günümüzde adı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı olmuş meşhur Spor ve Sergi Sarayı, Açıkhava Tiyatrosu, Küçük Çiftlik Park lunaparkı ve ismi sürekli değişen stadyum…
House of Rock sitesi, izleyicileri arasında anket düzenleyerek bütün zamanların en iyi rock gruplarını sıraladı. Bazı okurlar, yarıştırmanın rock müziğin ruhuna aykırı oluğunu iddia ederek oylamaya katılmadı: