Paylaş   
09.12.2011

´DİYARBAKIR´A İNDİĞİM AN KOŞMAN OLDUM´

/

Aslında üç yıl önce Yeşim Ustaoğlu'nun 'Pandora'nın Kutusu' filmindeki oyunculuğuyla ilk kez dikkatleri üzerine çekmişti. Altın Koza'da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü aldıktan sonra da onu daha sık perdede göreceğimizi düşünmüştük. Ama öyle olmadı. Osman Sonant, yoluna tiyatroyla devam etti. Ta ki, TRT'de ekrana gelen 'Leya ile Mecnun' dizisine kadar... Kısa sürede fenomen haline gelen bu dizinin 'Yavuz' hırsızını canlandıran oyuncu, bugünden itibaren 'ilk başrolü'yle beyazperdeye dönüş yapıyor. 'Yangın Var'da Karadenizli bir itfaiye erini canlandıran Sonant bir kez daha oyunculuğunu konuşturuyor. Bu rol için 10 kilo alan, Gürcüce öğrenen ve çekimler süresince 1200 kilometre kol kat eden oyuncu, 'Koşman' karakteriyle çıktığı yolculuğu anlattı.

'Koşman' rolü için yapılan seçmelerde sizin isminizde karar kılmak bayağı kolay olmuş. Doğru mu bu?
Onlar ne dediyse öyledir. Ben deneme çekimine girdim ve okuduğum senaryodaki adamın naif ve samimi olmasını istiyordum sadece. Deneme çekiminde de buna göre bir şey göstermeye çalışmıştım. Yani onlar o samimiyet ve sıcaklığa çok inandılar ve benden sonra galiba bir başkasıyla görüşmediler.

'Pandora'nın Kutusu'ndan sonra sinemaya uzun bir ara verdiniz. Bu tercih miydi yoksa uygun teklif mi gelmedi? Çünkü o filmde de çok iyi eleştiriler almıştınız.
Evet ama öyle bir imaj çizildi ki 'Pandora'nın Kutusu'na, birçok insan benim gerçekten öyle takıldığımı düşündü. Aslında öyle umursamaz takıldığım bir dönem var, evet, filmin sürecini de kapsayan... Ama sonrasında o koşullar biraz değişmişti biraz rahatlamıştı. Ben başka filmler de yapmak istiyordum ama böylesi kısmetmiş diyelim. Ben bir iki film için görüşmeye gittim. Ama gittiğimde aslında çok uygun olmadığımı fark ettim. Onun dışında da en sıcak ve en olabilecek gibi gelen bu projeydi zaten.

Peki filmin anlattığı hikâyenin içinde iki farklı coğrafya iki farklı kültür iki farklı dünya var. Yakın mıydı size bunlar yoksa çekimlerde mi keşfettiniz?
Ben senaryoyu okuduğumda gerçekten beni düşünmelerinin, görüşmek istemelerinin nedenini çok anlamadım. Böyle bir şey yapıp yapamayacağımı biliyorlar mıydı, nerden biliyorlardı bir fikrim yoktu. Hatta ben de yapıp yapamayacağım hakkında endişeliydim. Yani daha öncesinde hiç dahil olmadığım bir tarzdı bu. En ufak bir bilgim olmayan bir şive vardı. Karadenizliydi. Denemediğim şeyleri denemem gerekecekti. Bir şey oldu. Tam olarak ne olduğunu ben de açıklayamayacağım ama Diyarbakır'a indiğimde zaten Koşman inmiş gibiydi. Bir şey hissettim o an ve çekime başladığımızda da artık Koşman gibiydim. Yönetmenimiz Murat Saraçoğlu da aynı şeyi söyledi geçen gün. Beni uzun süreden sonra ilk defa gördü ve "Şu anda seni Osman olarak görebiliyorum. Gerçekten kilitlenmişim o Koşman'a. Yaptığın her hareketin Koşman'a dair olduğunu düşünmeye başlamıştım" dedi.

Bir yola çıkıldığında, yol bitince artık başladığınız yerdeki gibi düşünemezsiniz. Başka türlü bir serüven geçmiştir. Bu film açısından yolun başı ile sonu açısından Osman Sonant'ta ne gibi farklar oldu?
İnsan olarak Osman Sonant'ın büyük bir dönüşümü söz konusu bin 200 kilometrenin sonunda. Çünkü gerçekten hiç görmediğim yerleri gördüm hiç tanımadığım insanları tanıdım. Hiç fikrim olmayan bazı konulara dahil oldum. İki günü geçtiğin an o bölgede yaşar hale geliyorsun. O insanların sorunlarını, sıkıntılarını, anılarını ve hayatlarındaki bazı detayları öğrenme fırsatı buluyorsun. İstanbul'a tıkılı kalmış bir Osman'ın değişmemesi mümkün değildi.

'Leyla ile Mecnun' kafası başka!
Leyla ile Mecnun nasıl gidiyor?
Leyla ile Mecnun şahane gidiyor.

Bunu sormazsam olmaz. Sette yaşanan tatsızlıklar ortamı etkiledi mi?
Etkiledi evet, etkilememesi imkânsızdı. Ama sonuçta bizçok severek yaptığımız bir işin içindeydik, öyle devam etmesi için de herkes olayların üstüne bir perde çekti. Kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Karakterleri oturmuş bir proje bir anda yeni bir hikâyeye evrilmek zorunda kaldı. Bunun geri dönüşlerini nasıl alıyorsunuz?
Biz çok zorlayıcı olacağını düşündük. Çünkü yeni katılımlar, çok sevilmiş ve alışılmış yüzlerin ayrılması zor iş. Seyirci tarafından nasıl karşılanacağını bilmiyorduk. Ama 'Leyla ile Mecnun' kafası önemli olan. Çünkü kendine has bir illüzyonu var ve onu sürdürebilecek oyuncular olduğu ve geldiği sürece bu illüzyon sürer diye düşünüyorum.

Dizinin formatı değiştikten sonra Mecnun'un hikâyesi akmaya başladı ama değişmeden önce Yavuz'un da akan bir hikâyesi vardı. Sizin karakteriniz biraz havada kalmış gibi oldu. Orada bir değişim olacak mı?
Şu anda bir bilgim yok. Ancak tabii ki onun çok özel bir aşk durumu vardı yani. O kitap okuyan bir hırsız figürü. Bunu aşkı için yapan, aşkı için öğrenen bir karakterdi. Bu ona bir boyut katıyordu. Onu biraz daha derinlemesine sevmemizi sağlayan bir unsurdu. Şu anda sadece bir arkadaş ve yalnız Yavuz olarak gözüküyor. Ama zaman içinde gelişecektir yeni bir serüvene girecektir diye düşünüyorum.

ŞENAY AYDEMİR (RADİKAL/09.12.2011) ÖZGÜN HABERE GİDİN

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0