Paylaş   
11.11.2011

´YAŞANAN ACILAR TARİFSİZ´

/

İlk filmi Sonbahar ile sinemaya çok iyi bir başlangıç yapan, ulusal ve uluslararası alanda 39 ödül kazanan yönetmen Özcan Alper´in merakla beklenen ikinci filmi Gelecek Uzun Sürer, bugün seyirciyle buluşuyor. Gaye Gürsel, Durukan Ordu, Sarkis Seropyan´ın başrolde oynadığı filmde, Alper´in ele aldığı tema, 90´larda yaşanan faili meçhul cinayetler. Yakınları ´kaybedilen´ insanların da bizzat yer aldığı film, seyirciyi de bir yüzleşmeye davet ediyor. Dünyadaki ilk gösterimini Toronto Film Festivali´nde, Türkiye´deki ilk gösterimini ise Altın Koza Film Festivali´nde yapan ve buradan Yılmaz Güney Ödülü dahil beş ödül alan film, Güney´in senaryosunu yazdığı Şerif Gören´in yönettiği Yol ile de aynı kulvarda saf tutuyor. 12 Eylül darbesinin hemen ertesinde çekilen Yol´da Güney ve Gören ülkeyi büyük bir hapishane benzetirken, Alper de faili meçhuller aydınlatılmadığı sürece memleketin ´kayıplar mezarlığına´ dönüşebileceğini anlatmaya çalışıyor. Adana´da kazandığı Yılmaz Güney Ödülü için "Aldığım en güzel ve en anlamlı ödül" demesi bu yüzden olsa gerek. Alper, ikinci filmini ve çekim sürecini sıcağı sıcağına SABAH´a anlattı.


SİLVAN´DA 1200 KİŞİ ÖLDÜRÜLMÜŞ: "Silvan´a gittik. Küçük bir kasaba... Ama orada 1200 kişi faili meçhul cinayete kurban gitmiş. Bu rakam bile insanın tüylerini diken diken ediyor. Bu insanların yakınlarıyla konuşunca, onların yaşadıkları acının tahmin edilemeyecek kadar derin olduğunu gördüm. Mesela bir evden beş kardeş faili meçhul cinayete kurban gitmiş. Evde beş erkeğin fotoğrafı asılı. Mezarları olmadığı için fotoğraflarının üzerini tülbentle kapatmışlar. Düşünün bu beş kardeşin annesinin yaşadığı acıyı, tarif etmek imkansız. Bu anne oğullarının kemiklerini istiyor, birer mezarı olsun diye. Ben de filmle de olsa ´Hangi neden bu annenin böyle bir acı yaşamasına neden olabilir ki?´ diye sormak istedim."

´ÇOCUĞUM BİSİKLETE BİNSİN´: "90´larda çocuk olan ve bu faili meçhullere tanıklık edenler şimdi 25-30 yaşındalar. Elbette içlerinde öfke var. Ama, bu öfke insana değil, bu acıları onlara yaşatanlara. Ama bu insanların küçük çocukları var artık. Onlar çocuklarının böyle acılar yaşamalarını istemiyor. Mesela onlardan birisi ´Çocuğum böyle bir şey yaşamasın, bisiklete binsin´ dedi."

TÜRKİYE ÇOK ŞEY KAYBETTİ: "Türkiye´de son 30 yılda 17 bin 500 faili meçhul cinayetten söz ediliyor. Bu kadar insan yan yana gelse bir stadyumu rahatlıkla doldurur. Peki bu insanlar kimdi, onların yakınları neler yaşadılar ve yaşıyorlar? Benim amacım, bütün bu politik meselenin içerisinde, taraf olma derdine düşmeden bu insanları anlamak ve anlatmaktı. Film sonunda gördüm ki, 1990´larda Türkiye insana dair birçok şeyi hatta hukuk devleti olma özelliğini kaybetmiş."

90 KUŞAĞI DA HIRPALANDI: "90´ların başında ilk gençliğini yaşayan, bu ülkenin politik sorunlarının içerisine doğan, kişisel ya da ailesiyle birlikte devletin şiddetine maruz kalan bir kuşak var. Belki 78 Kuşağı gibi adlandırılmadı bu kuşak. Belki onlar gibi toplu olarak büyük bedeller ödemediler. Ama bu kuşağın da çok hırpalandığını düşünüyorum. Kimi faili meçhule kurban gitti, kimi uzun yıllar hapis yattı. Hem Sonbahar´da hem de Gelecek Uzun Sürer´de bu kuşaktan karakterlerin başrolde olması bu yüzden."

KARİYER Mİ SORUMLULUK MU?: "Türkiye´de 30 yıldır devam eden ve süregiden bir politik mesele üzerine film çekiyorsanız zaten risk alıyorsunuz demektir. Açıkçası başka projelerim de vardı, birçok arkadaşım o projeleri çekmemi söyledi. Ama ben kendi kendime ´Kariyerim mi yoksa, yoksa böyle hayatımızın her alanına sirayet eden bir meseleyi anlatma sorumlulu mu daha önemli?´ diye sordum. Sorumluluk duygusu ağır bastı. Bence tam da şimdi taşın altına insan elini sokmalı."

ACI KİLİTLENMEZ: "Sinema siyasal bir araç değildir. Bir gün sinemaya böyle baktığımı hissedersem film çekmem. Ben, politik meselelere, insan odaklı projeksiyon tutmaya çalışıyorum. 90´larda böyle bir süreç yaşandı. Bu acı hâlâ insanların yüreklerinde. Türkiye´deki çoğunluğun da bu acıyı farketmesini istedim. Çünkü bu acıyı bir odada kilitli tutarak soğutamayız."

SUSURLUK´UN ÜZERİNE GİDİLEMEDİ: "Susurluk kazasıyla devlet-mafya-siyaset ilişkileri ortaya çıktı. Bu bir kirlenmeydi. Toplum, aydınlanma istese de Susurluk´un üzerine gidilemedi. Kazayla ortaya çıkan devletteki kirlenme ile faili meçhullerin ilişkisi artık biliniyor. Bu kirlenmenin, bugün günlük hayatımızda bu kadar şiddet olmasıyla direkt ilişkisi var."
OLKAN ÖZYURT (SABAH/11.11.2011) ÖZGÜN HABERE GİDİN

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0