Paylaş   
10.03.2019

DÜNYAYI KURTARAN KADIN

/

Marvel'la DC Comics'in çizgi roman sayfalarından beyazperdeye taşınan ve bazen solo, bazen de koro kahramanlar eşliğinde süregelen 'ezeli rekabet'inde bu hafta yeni bir perde açılıyor. Çünkü Marvel cephesi öyküsü solo olarak anlatılan 'ilk kadın süper kahraman'ını sahaya sürüyor. Doğrusu vizyon tarihi olarak '8 Mart' gibi bir günü seçmek takdire şayan bir hareket, peki ya filmin içeriği?
'Captain Marvel' adlı bu karakter, DC Comics'in 'Wonder Woman'ına rakip gibi görünse de aslında tarihsel çıkışı (1960'ların sonu) 'Supergirl'le ilgili ama bu durumu anlatmak, uzun bir ansiklopedik hatırlamaya dönüşebilir, dolayısıyla biz doğrudan bu yeni kahramanın sinema macerasıyla haşır neşir olalım. Önce kısaca konu: Kree ırkının yaşadığı Hala gezegeninin savaşçılarından Vers'in geçmişe dair hiçbir hatırası yoktur. Zihni, zaman zaman onu kimi görüntüler, olaylar ve yaşanmışlıklarla buluştursa da her şey bulanıktır. Komutanı Yon-Rogg'la birlikte ezeli düşmanları Skrull'ları yok etmek için giriştikleri operasyondaki bazı gelişmeler onu C-53 adlı bir gezegene taşır. Çok geçmeden C-53 dedikleri yerin Dünya, uğranılan zamanın da 1995 yılı olduğu anlaşılır. Dolayısıyla Kree'lerle Skrull'ların mücadeleleri yerküreye taşınmıştır...

Hafiften 'feminist okumalar'
Birlikte 'Sugar', 'It's Kind of a Funny Story', 'Half Nelson', 'Mississippi Grind' gibi bağımsız yapımları çekmiş olan Anna Boden-Ryan Fleck ikilisinin imzasını taşıyan 'Captain Marvel', aynı zamanda ana karakterinin hafızasının yerine gelmesi ve kendisinin Amerikan Hava Kuvvetleri'nde pilot olarak görev yapan Carol Danvers olduğunu anlaması üzerine gelişen bir sürece de odaklanıyor. Bu süreç boyunca da öyküdeki taşlar yerlerini değiştiriyor; iyiler ve kötüler yeniden tanımlanıyor. Vers-Captain Marvel ve Carol Danvers kimlikleri ortak bir bedende buluşurken ortaya fiziken olduğu kadar ruhen de güçlü bir kadın karakteri çıkıyor. Filmin güzelliklerinden biri de, düştüğü her yerde yeniden ayağa kalkmasını bilen ve mücadelesini sürdüren bu kişilik. Buradan elbette bir 'feminist okuma' yapmak mümkün ama öykünün öncelikli derdinin bu olduğunu iddia edemeyiz; bu sadece pozitif bir yan unsur. Öte yandan film çağdaş acılarımızdan 'göçmen meselesi'ne de kendince bir bakış atıyor, bu da bir başka olumlu yan. Ama 'Captain Marvel'ı asıl tanımlayacak özellikler öykünün 90'larda geçmesi ve bu döneme ait birçok kültürel kodları bize hatırlatması (No Doubt'ın 'I'm Just A Girl', R.E.M.'in (Man on the Moon', Nirvana'nın 'Come As You Are' parçaları mesela ya da Arnold Schwarzenegger ve Jamie Lee Curtis'le 'True Lies' filmi gibi, ayrıca kimi sahnelerde 'Top Gun' göndermeleri görmek de mümkün).

Kedidir kedi...
Ayrıca Anna Boden-Ryan Fleck ikilisinin filmi, işin 'süper'liğini nispeten kısıtlı tutmuş ve kahramanın insanlığını daha bir öne çıkarmış. Kendi adıma ben ister Marvel, ister DC Comics üyesi olsun; öyküsü dünyada geçen ve ayakları daha bir yere basan serüvenleri daha çok seviyorum. 'Captain Marvel'ın böyle bir yapısı var ama salona 'Süper Kahraman' filmi seyretmeye gelen seyirciyi de düşünmek lazım, nihayetinde bu mesele 'Captain Marvel'ın finaline doğru kıyıya vuruyor ve etraf bilgisayar destekli sahnelerden geçilmiyor.
Brie Larson'ın 'Captan Marvel'da sırıtmadığı, Jude Law'un Yon-Rogg'la, Annette Bening'in Mar-Vell'le 'Süperler dünyası'na dahil olduğu, Skrull'ların lideri Talos'ta Ben Mendelsohn'u izlediğimiz, Nick Fury'de Samuel L. Jackson'ın ise 'gençleştirilmiş' versiyonuyla karşımıza geldiği 'Captain Marvel'ın asıl yıldızı 'Goose' adlı kedi (özellikle yerçekimsiz sahnede muhteşemdi)
olmuş.
Sinema artık eski bir sanat ve birçok yeni yapımda izlediğimiz kimi sahne ya da görüntü, bize eski filmleri, eski anları, eski kadrajları hatırlatıyor. Yolu bir şekilde 'Avengers: Endgame'e bağlanan 'Captain Marvel'ın da asıl problemi bu olmuş: İzlenmesi zevkli ama yeni bir şey sunmuyor... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/09.03.2019)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
177
0
128
0
164
0
125
0