Paylaş   
02.02.2019

YİNE ŞİDDET, YİNE ANATOMİSİ...

/

En derin etki elbette 'The Godfather'dan gelmişti. Ama iş sadece Francis F. Coppola'nın klasikleriyle sınırlı kalmadı; kuşaktaşları De Palma ve Scorsese de bazen romantize ederek bazen de şiddet sarmalı içinde sundular ve 'mafya', zamanla sinema için özel bir alana dönüştü. Meseleye bizatihi İtalya içinden bakan Matteo Garrone ise 'Gomorro' adlı enfes filminde bize özetle şunu söylüyordu: "Davulun sesi ancak uzaktan hoş
gelir"...

İkna edici bir dönüşüm...

Şimdiki zaman İtalyan sinemasının sağlam yönetmenlerinden Garrone, son çalışması 'Dogman'de şiddetin ve erkeklik hallerinin daha bireysel ölçekteki yansımalarında geziniyor. 'Gomorro'daki organize suç yapısı, adeta burada iki kişilik düete dönüşüyor...

Filmin konusu kısaca şöyle: Bir köpek kuaförü olan Marcello'nun hayatında en kıymetli varlık, eşinden boşandığı için çok sık göremediği kızı Alida'dır. Öte yandan yörenin kabadayısı konumundaki Simone'yle sıkı dosttur. Lakin bu dostluğun tanımı zamanla tehlikeli sulara kayar. Kokain bağımlısı olan eski boksör Simone, aynı zamanda kendisine 'mal' bulan Marcello'yu bir soyguna alet eder ve suçu onun üzerine yıkar...

'Dogman'e var olan kötülüğe ve onun yıkıcı etkilerine karşın koşulların ve savunma mekanizmasının yarattığı başkaldırı diyebiliriz. Yakın çevresinin sevdiği bir kişilik olan Marcello, babalık görevini yerine getirme yolunda çabalayıp kızını sürekli olarak güzel bir tatilin hayaline ortak ederken psikopat Simone'nin tekinsiz dostluğuna bel bağlamanın bedelini ödüyor. Garrone'nin Ugo Chiti ve Massimo Gaudioso'yla birlikte kaleme aldığı senaryo, seyirciyi insan ruhunun derinliklerinde incelikli bir yolculuğa çıkarırken ikna edici bir dönüşün tanıklığına da ortak ediyor. Kötüyle dostluğuna karşın özellikle iş köpeklere geldiğinde şefkatli yanını ve iyilik dolu yapısını ortaya koyan Marcello, kaba kuvvete ve şiddetin mezalimine boyun eğer gibi görünse de bir noktada korkuyla ve siniklikle olan yüzleşmesinin üstesinden geliyor ve bir tür kendi 'hesap kesim günü'nün peşine düşüyor.

Gerçek bir hikaye

'Dogman'e esin kaynağı olan cinayet, Şubat 1988'de Roma'daki işçi mahallelerinden Magliana'da (gerçi Garrone filmini, tıpkı 'Gomorro' gibi Napoli yakınlarındaki Caserta'ya bağlı Castel Volturno kasabasında çekmiş) işlenmiş. Failin ismi Pietro De Negri, kurbanın ismi de amatör bir boksör olan Giancarlo Ricci. Komşuları tarafından "Herhangi bir mekâna girdiğinde hemen sigarasını söndürecek ölçüde nazik ve kibar biri" olarak tanımlanan De Negri'nin öyküsü sinemaya taşınırken ortaya çıkan yapıt gücünü ve büyüsünü, büyük ölçüde ana karakter Marcello'yu canlandıran Marcello Fonte'nin yeteneğinden alıyor. Genel çizgileriyle -kimi yabancı eleştirmenlerin sıkça vurguladığı gibi- stilinde Peter Lorre ve Buster Keaton esintileri sunan (bence bu ikiliye Roberto Benigni'yi de eklemeliyiz) Fonte, performansıyla geçen yıl Cannes'da 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülüne
uzanmıştı.

Filmin reji, senaryo ve oyuncu performansı türünden başarı hanesine görüntü yönetmeni Nicolaj Bruel'in koyu karanlık renklerin hâkim olduğu etkileyici kadrajlarını da eklemeliyiz.

İnsan ruhunun suçla olan ilişkisi üzerine basit ama unutulmaz bir sinema deneyimi sunan 'Dogman', yılın en iyi yapımlarından biri. Bu yıl Oscar'ın 'Yabancı Dilde En İyi Film' kategorisinde İtalya'yı temsil eden bu özel çalışmayı kaçırmayın derim. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/02.02.2019)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
177
0
128
0
164
0
125
0