Paylaş   
17.01.2019

ÇİÇERO

/

İlyas Bazna, 2. Dünya Savaşı sırasında Ankara'daki İngiliz Büyükelçiliği'nde uşak olarak çalışmaktadır. İçeriden birçok bilgiye ulaşabilen Bazna, Almanlar için casusluk yapmaya başlar ve kendisine "Çiçero" kod adı verilir. İlyas Bazna savaşın seyrini değiştirmesine rağmen T4 uygulamasıyla engellilerin gaz odalarına gitmelerine, iğneyle uyutulmalarına engel olamaz. Çiçero, İlyas Bazna'nın savaştaki etkisini ve savaş sonrası yaşadıklarını anlatıyor.

SEANSLAR


YÖNETMEN:
Serdar Akar



OYUNCULAR:
Erdal Beşikçioğlu
Burcu Biricik
Ertan Saban
Murat Garipağaoğlu
Tamer Levent
Mehmet Ulay
Çiğdem Selışık Onat
Levent Ülgen
Mehmet Esen
Selen Öztürk
Altan Erkekli



SENARYO:
Gürkan Tanyaş



GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:
Peter Steuger



MÜZİK:
Onur Özmen


YAPIM:
2019, Türkiye


DAĞITIM:
CGV Mars D.


SÜRE:




FİLMİN SİTESİ:
Web sitesine gidin





Yazar
- -
MEHMET AÇAR (haberturk.com): ´... "Ayla" ya da "Müslüm" gibi çok göz yaşartıcı bir film olduğu söylenemez ama hikâyenin melodram yanının, aksiyon ve gerilime oranla bile isteye köpürtüldüğü kesin. Bu melodram zorlaması, bence filmin zaafı... Milliyetçiliğin filmin ana fikri olarak ağır bastığını da not edelim ... Kuşkusuz, yönetmen Serdar Akar bütün sahneleri özenle çekmiş, Mustafa Presheva da akıcı şekilde kurgulamış. Film akıp gidiyor ve hikâye odağını kaybetmiyor ama o kadar çok sahne ve olay üst üste geliyor ki ilgimiz dağılıyor. Mekânlar, olaylar, karakterler arasında bu kadar çok dağılmak yerine daha az sahne ve daha az olaya yoğunlaşmak belki daha iyi sonuç verebilirdi. Karakterlerin derinlikli çizildiğini söylemek de zor. Özellikle filmin süprizli hikâye akışı nedeniyle ana karakter İlyas Bazna´nın gerçek hedeflerini, arzularını anlamak kolay değil. Bu durum sadece onunla özdeşleşmeyi zorlaştırmıyor, filmin temel duygusunu da belirsizleştiriyor... Filmde kendi adıma en çok Erdal Beşikçioğlu ve Tamer Levent´in ikili sahnelerini sevdim. İlyas ile Sir Hughe Knatchbull-Hugessen arasındaki sahnelerde gerilim ve mizah gerçekten iyi işliyor... Sonuç olarak, İlyas Bazna´nın hikâyesi gerçekten şaşırtıcı ve etkileyici. Giderseniz "Çiçero"yu sonuna kadar merakla izlemeniz mümkün... Ama bu, filmin kaçırılmış bir fırsat olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Türkiye´de sinemacıların seyircinin melodram tutkusuyla kaliteli dram arasında bir denge bulması gerekiyor. Aksi halde, böylesi iyi hikâyeleri "duygu fırtınaları" yaratma derdiyle elimizden kaçırmaya devam edebiliriz... ´

ATİLLA DORSAY (t24.com.tr): ´... Başrollerde, yani Çiçero ve Cornelia´da ise Erdal Beşikçioğlu ve Burcu Biricik ikilisi çok iyi. Özellikle Beşikçioğlu o özel fiziğiyle Çiçero´nun çok-yönlü, gizemli ve sorunlu kişiliğine cuk oturmuş. Andığım klasik filmde o rolü ünlü ve yetenekli İngiliz oyuncusu James Mason oynamıştı. Tüm kadroyu kutluyorum. Ama, işte... Birkaç kez kullandığım abartma sözcüğü boşuna değil. Çünkü film baştan sona belli bir abartma içeriyor. Aslında çok güzel olan müziğinin de desteklediği... Bu elbette filmin dramatizasyon, bir diğer deyişle duygusallığı daha da kışkırtma çabasına katkıda bulunuyor. Ama filmin sinemasal ve de etik düzeyine hizmet etmiyor. Keşke her şey bir ölçü daha sade olabilseydi...Ve kimi yerlerde önleyemediğimiz gözyaşlarımızdan hiç pişmanlık duymasaydık...´

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET): ´... Film bazı yerlerde tarihi gerçeklere uyuyor, bazı yerlerde kendi tarihini yaratıyor. Mesela Sırpların katlettiği ´down sendromlu´ kardeş ve onun hatıralarda bıraktığı derin yara; sonrasında Bazna´nın Alman Büyükelçiliği´nde görev yapan sekretere (ismi Cornelia Kapp )olan aşkı ve sekreterin down sendromlu oğlunu ´ari ırk´ın kıyımından kurtarma çabaları gibi. Tarihe birebir sadık kalma gibi bir zorunluluk yok elbette. Serdar Akar imzalı ´Çiçero: İlyas Bazna´, dönem filmi denen meselenin üstesinden gelip kostüm ve mekân tasarımı, sanat yönetimi gibi alanlarda standartları tuttururken senaryo cephesinde benzer bir çizgiyi yakalayamıyor. Kimi sahneler, "Evet böyle olabilir, olmuştur da" dedirtse bile kendi içinde inandırıcılıktan uzak seyrediyor. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, dönemin Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu, Winston Churchill, Adolf Hitler, Alman Büyükelçi Franz von Papen gibi tarihi kişiliklerin yer aldığı; Türkiye´nin savaşa girmemek için uyguladığı akıllıca politikaya vurgu yapıldığı, şimdiki zamanın ruhuna uygun olarak ´yerli´ ve ´milli´ dokunuşların öyküde hayat bulduğu ´Çiçero: İlyas Bazna´, sonuç olarak vasatı aşamıyor. Erdal Beşikçioğlu, Tamer Levent, Erkan Saban gibi deneyimli isimler oyunculuk açısından üzerlerine düşeni yerine getiriyor, Burcu Biricik de Alman sekreter Cornelia Kapp´ta gayet iyi oynuyor...´

OLKAN ÖZYURT (SABAH): ´... Gerçekte, karşı casusluk konusunda sicili parlak olmayan MI6´nın James Bond sayesinde nasıl namını yürüttüğü ya da CIA´in sinema üzerinden kendine biçtiği imaj düşünüldüğünde Çiçero iddialı bir çıkış. Çünkü namlı bir ajanın aslında nasıl bir vatansever olduğunu anlattığı gibi Çiçero´nun kendisiyle ilgili algıların da bilerek yaratıldığını gösteriyor film bize. Fakat bu iddialarını biraz melodram anlatıma biraz da Yeşilçam usulü hamasete kurban ediyor. Bir casusluk ve kahramanlık hikayesi mi anlatacak yoksa bir aşk hikayesi mi karar verilememiş. Türler arasında savrulma yaşayıp duruyor film. Sıkışılan noktalardaysa hamaset kendini gösteriyor. Oysa hamasete gerek yok ortada zaten başarılı bir casusluk öyküsü var. Bu odaklanamama sorunu sadece anlatıda değil hikayede de var. 2. Dünya Savaşı´yla ilgili her şey anlatılmaya çalışılmış neredeyse... Açıkçası Serdar Akar´ın sinematografik yetenekleriyle belli bir seviyeye ulaşan film senaryodan kaynaklanan yaklaşım nedeniyle vasat bir yapım olarak kalıyor...´


Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
177
0
128
0
164
0
125
0