Paylaş   
30.12.2018

SUDA AKSİYON OYNUYOR

/

O ünlü DC-Marvel rekabetinde sahne sırası 'Aquaman'de... Önce 'Batman v Superman: Adaletin Şafağı'nda, ardından da 'Justice League: Adalet Birliği'nde koro elemanı olarak hatırladığımız bu 'sulu' karakter, adını taşıyan filmde bizleri "Kimdir, nedir, kimlerdendir?" sorusunun cevabıyla buluşturuyor. Peki bu cevapta ne var?
Kısa özet: 'Aquaman', ilginç bir oluşumun eseridir. Bir deniz feneri bekçisi olan babası Tom, günün birinde yaralı bir şekilde bulduğu Atlanna adlı kadını önce tedavi eder, sonrasında âşık olur ve nihayetinde ikilinin Arthur adlı çocukları dünyaya gelir. Bu mutlu aile tablosu, bir süre sonra yerini acıya bırakır; çünkü Atlanna, Atlantis Krallığı'na ait önemli bir şahsiyettir ve babası Kral Nereus'un kocasıyla oğlunu öldürmemesi için 'yüzeydeki' hayatından feragat ederek suya döner... Arthur ise büyüme sürecinde, annesinden kendisine geçen özel yeteneklerin farkına varır. Daha da önemlisi, o büyük bir uygarlığın en büyük
vârisidir.

Kral Arthur'un mızrağı!
Yönetmenliğini James Wan'ın üstlendiği 'Aquaman', seyircisini adeta suyun içine çekiyor ve sürekli ıslatıyor. Öykü aslında son dönemde sıkça rastladığımız bir formüle dayanıyor; hareket alanı geniş bir krallık ve bu krallığın, gezegenin barışına hizmet edecek bir önder arayışı... Akla önce 'Thor ve Loki ikilisi', sonra da bu sezon izlediğimiz 'Black Panther'daki T'Challa ve Erik Killmonger çekişmesi (ki burada 'The Lion King' durumu da vardı) geliyor. Yani ortada bir taht kavgası var, 'Aqua
man'in bu klişe iktidar temasına farklı olarak baktığı yer ise Arthur'un kendisini hiçbir zaman 'Kral' ya da adayı olarak görmemesi, yetişme dönemi itibariyle da daha çok yüzeydekilere yakın hissetmesi. Bunun nedeni ise ana karakterin kendisini 'resmi' bir sıfatla ve görevle yaşama zorunluluğundan uzak tutmak istemesi ve hayatını başına buyruk sürdürme çabası. Lakin eğer taht, zaten bu görevi sürdüren üvey kardeşi Orm'a kalırsa Atlantis uygarlığı, sualtı dünyasının kimi bileşenleriyle birlikte insanlığa karşı savaş açacaktır. Yani Arthur Curry, 'Dünya barışı' için kral olmak durumundadır. Bunun yolu da uzun süredir kayıp olan 'Üç Çatallı Mızrak'ı ele geçirmektir...

Denizler altında 20 bin yaratık!
Senaryosunu David Leslie Johnson-McGoldrick ve Will Beall ikilisinin biçimlendirdiği 'Aquaman', aslında satır aralarında kimi hoşluklara sahip; mesela insanların sürekli denizleri kirletmesi ve bunun Atlantislileri çileden çıkarması, öykünün 'çevreci' mesajı. Keza Arthur Curry'nin 'tatlı anarşist' karakteri (ve olur olmaz yerde espri yapma çabası da) benzer şekilde filmin 'aykırı' yanlarından. Lakin o kadar çok özel efekte yüklenmişler ki! Daha da yıpratıcı olanı, öyküyü derin sulara çektikten sonra ardı arkası kesilmeyen bir görsel bombardımanla öylesine yoğurmuşlar ki, seyirci olarak çok fazla yoruluyorsunuz. Malum 'Süper kahraman'lı büyük prodüksiyonlar belli bir yaş için aşırı gürültü demektir, 'Aquaman' benzer bir etkiyi kulakta değil gözde yapıyor sanki...
'Krallık' müessesesine 'Game of Thrones'dan ('Kral Drogo') aşina olan (ben ise ona şimdiki zamanın 'Conan'ı vasfıyla aşina olmuştum) Jason Momoa'nın 'Aquaman'de gayet iyi bir performans sunduğu filmin diğer ana karakterlerine Amber Heard ('Prenses Mera'), Willem Dafoe ('Vulko'), Patrick Wilson ('Kral Orm'), Nicole Kidman ('Kraliçe Atlanna'), Yahya Abdul-Mateen II ('Black Manta') gibi oyuncular hayat veriyor.
Sicilya'da geçen aksiyon bölümünün bir adım önde gözüktüğü, davul çalan ahtapotlardan denizatlarının, köpekbalıklarının ve envai çeşit sualtı yaratığının cirit attığı kaotik savaş sahneleriyle bezeli 'Aquaman', aslında 'uzay operası' geleneğine yakın duran bir yapıya sahip. Özetle 'suda aksiyon oynuyor' diyebiliriz... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/29.12.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
177
0
128
0
164
0
125
0