Paylaş   
10.10.2018

EL ROYALE´DE ZOR ZAMANLAR

/

BAD TIMES AT THE EL ROYALE

Karanlık geçmişleri olan yedi yabancı farklı yerlerden, farklı hikayelerle yola çıkmışlardır. Sonunda hepsi Tahoe Gölü´ndeki yıkık bir otel olan El Royale´de bir araya gelirler. Hepsinin birbirinden sakladıkları ve geçmişe gömmeye çalıştıkları önemli sırları vardır. Bu gece her şeyin sonudur ve onların geçmişleriyle yüzleşip kendilerini kurtarabilmeleri için son bir şansları vardır. Geçmişin acı verici yaralarına rağmen bunu yapabilecekler midir?

SEANSLAR


YÖNETMEN:
Drew Goddard



OYUNCULAR:
Cynthia Erivo
Jeff Bridges
Dakota Johnson
Jon Hamm
Chris Hemsworth
Cailee Spaeny
Lewis Pullman
Nick Offerman



SENARYO:
Drew Goddard



GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:
Seamus McGarvey



MÜZİK:
Michael Giacchino



YAPIM:
2018, ABD


DAĞITIM:
TME Films


SÜRE:
141 dakika



FİLMİN SİTESİ:
Web sitesine gidin





Yazar
- -
ATİLLA DORSAY (t24.com.tr): ´... Bir eleştirmen film için "Tarantino'yla Hitchcock arasında" demiş. Doğru yanları olan bir yaklaşım. Ama hikayenin bir Hitchcock filmi için çok dağınık olduğu söylenebilir. Usta daha çok 'konsantrasyon' severdi. Tarantino içinse yeterince geveze değil!... Oyuncular harika. Jeff Bridges ve Jon Hamm zaten birer usta. AmaCynthia Erivo'ya nasıl hayran olmazsınız? Şarkıcılığıyla atbaşı giden giden oyunuyla? Hele gözde şarkılarımdan Unchained Melody'yi söylerken gözümden yaşlar geldi. Yepyeni Lewis Pullman, otel çalışanında öylesine iyiydi ki.. Ayni şey, bu filmdeki tarikat lideriyle yakışıklılığıını unutturacak kadar sağlam bir oyun veren Chris Hemsworth için de söylenebilir. Ayrıca 60'lardan gelen şarkılar da çok iyi kullanılmış. Hem bir dönem, hem bir gizem filmi olan, entrikası kadar müziğiyle de seçkinleşen bu ayrıksı filmi kaçırmayın.´

ŞENAY AYDEMİR (gazeteduvar.com.tr): ´... Drew Goddard, tıpkı "Dehşet Kapanı"nda olduğu gibi bu filmde de iki taraflı ayna esprisini kullanıyor. Bu buluş, tıpkı aynanın gerçek işlevi gibi filme de genişlik kazandırıyor ve mekânı çok boyutlu hale getiriyor. Aynanın bir yanına, banka soygunu, adam kaçırma, cinayet, Vietnam Sendromu, güç ve suçluluk duygusu yansırken diğer tarafında birbirinin içine geçmiş ve artık kontrolden çıkmış 'derin' devlet oyunları görülüyor. Özel hayatın ihlali, şantaj için kurulan tuzaklar ve bir tür panoptikon olarak tasarlanmış otel ile her şeyiyle gözetim altına alınmış Amerikan toplumu ironisi. Hikayesiyle James Mangold'ın 2002 tarihli "Identity" (Kimlik) filmini, estetiği ve kurgusuyla Tarantino'nun ilk dönemini hatırlatan yapım, geçtiği zamanın estetiğine ve filmlerine saygı duruşunda bulunmayı da ihmal etmiyor. Birbirinden yetenekli oyuncularıyla bu alanda sıkıntı çekmeyen filmin tek 'eksik' tarafı biraz 'fazla' olması. Drew Goddard, seyircinin ilgisini diri tutmayı başarsa da kimi yerlerin uzaması filmin gücünü azaltan faktörlerin başında. Bu fazlalıkları görmezden gelirsek, "El Royale'de Zor Zamanlar" yılın sürpriz ve en iyi filmlerinden birisi olarak dikkat çekiyor.´

OLKAN ÖZYURT (SABAH): ´... Drew Goddard, filminde 60´ların sonu ve 70´lerin başında ABD´nin toplumsal ruh haline sırtını dayıyor. ABD eski başkanı Nixon´ın ve FBI eski başkanı J. Edgar Hoover´ın kaset şantajlarıyla devlet yönetme tercihiyle inceden bağlantı kuruyor. Bu dinleme, kaset, şantajın yarattığı ruh halinin insanları nasıl şizofren hale getirdiği, bu işlere bulaşanların yaşadığı ahlaki çıkmazı, bunun yarattığı şiddeti bir otelde geçen hikayede harmanlıyor. Mesela otelin ikiye bölünmüşlüğü bile toplumsal şizofreninin bir göstergesi. Şiddeti estetize etme çabaları, karakterlerin gevezeliği ilk elden Tarantino´nun sinemasıyla akrabalık kurulmasına neden olsa da Goddard´ın kamerası daha sakin. Hikaye anlatma biçimi Tarantino gibi sert ve laubali değil. Büyük laflar etmeden derdini anlatma peşinde.
Lakin Goddard´ın kendi yazdığı senaryoya kıyamamış gibi bir durum var ortada. Ya da belki de her biri önemli oyuncuların performanslarına alan açmak istedi. 141 dakikalık film hikayeye göre uzun kalıyor. Ama buna rağmen Drew Goddard iyi bir sinemacı kumaşı olduğunu gösteriyor. Hem bir oyunculuk şovu sunan hem de iyi bir sinemacıyı müjdeleyen bir yapım karşımızda. Ne diyelim Goddard´ı takibe devam...´

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET): ´... 'El Royale'de Zor Zamanlar'da Drew Goddard, 'film-noir' tadında bir dünya kurarken seyircisini kat kat açılan bir anlatımın peşine takıyor. Öykü, motelin farklı odalarından ilerlerken bu, bir anlamda her bir karakterin epizodik manada serüvenlerinin ifadesine dönüşüyor. Önde 'pulp' romanların havası eserken arkaplanda dönemin Amerika'sının alegorik bir tarifi var. Yani 'Başkanlık' koltuğunda Richard Nixon'ın oturduğu, Vietnam bataklığında sürüklenen bir ülke: Motel ise sistemin bir aynası adeta... Geçmiş konukları arasında iş insanları, politikacılar, kalburüstü simalar var ve bu artık demodeleşmiş mekân, uzun süre onların 'gizli kapaklı' kaçamaklarına şahitlik etmiş. Ucu FBI'ın, J. Edgar Hoover usulü 'gözetleme ve dinleme' tekniklerine uzanan göndermeler de cabası... Filmde bu dönemin panoramasından kimi unsurlar filizlenirken öyküye sonradan eklemlenen Billy Lee karakteri de Charles Manson'vari bir tipleme sunuyor. Müzikleri ve kostüm tasarımıyla da dönem ruhu başarıyla yansıtılıyor...´
Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
177
0
128
0
164
0
125
0