Paylaş   
27.09.2018

KARANLIKLA KARŞI KARŞIYA

/

BLACKKKLANSMAN

1970'lerin ilk yıllarında ırkçılıkla ilgili sivil haklar konusunda büyük karmaşalar yaşanmıştır. Ron Stallworth, Colorado Springs Polis Merkezi'nde çalışan ilk Afrikalı - Amerikalı olur ve Ku Klux Klan'ın içine sızarak onlarla yüzleşmeye karar verir. Grubun toplantılarına davet edilir. İş arkadaşı Flip Zimmerman ise bir komployla ilgili bilgilere ulaşır. İkisinin de amacı oluşumu sona erdirmek için birlikte çalışmaktır.

SEANSLAR


YÖNETMEN:
Spike Lee



OYUNCULAR:
Adam Driver
John David Washington
Topher Grace
Laura Harrier
Ryan Eggold
Robert John Burke
Alec Baldwin



SENARYO:
Spike Lee
David Rabinowitz


GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:
Chayse Irvin



MÜZİK:
Terence Blanchard



YAPIM:
2018, ABD


DAĞITIM:
UIP


SÜRE:
135 dakika



FİLMİN SİTESİ:
Web sitesine gidin





Yazar
- -
ATİLLA DORSAY (t24.com.tr): ´... Film en başta Alec Baldwin´in azılı Amerikan ırkçılığına şapka çıkaran bir konuşmasıyla açılıyor. O konuşan Dr. Kennethbrew Beaurgard imiş: anlaşılan işin önemli bir kuramcısı! Sonra ünlü Rüzgar Gibi Geçti filminden bir bölüm izliyoruz (ama adı verilmiyor). Daha sonra sessiz sinemanın başyapıtlarından Bir Milletin Doğuşu geliyor: zenci düşmanlığıyla da ünlü bir film. Ve üzerinde hayli konuşuluyor. Sonra yine siyahları ön plana çıkaran filmler anılıyor Bu bölümler konunun bir tür belgeseli gibi sanki... Sonra bir ara perdeye siyahi sanatçıların en ünlülerinden, ´calypso kralı´ Harry Belefonte geliyor. Davanın öncülerinden aktivist Jerome Turner olarak...Onu 91 yaşında yeniden görmek ilgi çekici... Bu karmaşık film biraz ıskaladığı gerçeklik duygusuna belki finaliyle erişiyor: çağdaş Amerika´da hala süregelen ve de giderek artan ırkçılık belasına, ülkede yakın dönemde yaşanan önemli olaylardan verdiği iyi seçilmiş belgesel kesitler sayesinde. Arada en kaba haliyle gösterilen Donald Trump´ın da yer aldığı bu bölümler, filme kaçırır gibi olduğu gücü veriyor. Ve en azından bu konularla ilgilenenler için görülmesi gerekli konumuna getiriyor.´

MEHMET AÇAR (haberturk.com): ´... ´Karanlıkla Karşı Karşıya´da Spike Lee, David W. Griffith´in 1915 yapımı ´Bir Ulusun Doğuşu´ (The Birth of a Nation) adlı ırkçı filmiyle hesaplaşmayı da ihmal etmiyor. Spike Lee, film dilinin evrimi açısından bir mihenk taşı olan ´Bir Ulusun Doğuşu´nun Ku Klux Klan ideolojisine ne kadar çok hizmet ettiğini ısrarla vurguluyor. Bir sahnede ´Rüzgar Gibi Geçti´yi eleştiren Spike Lee, dönemin popüler kültürüne damga vurmuş ´blaxploitation´ filmlerine de gönderme yapıyor.
´Karanlıkla Karşı Karşıya´yı saç, makyaj, giysi tasarımı ve sanat yönetimiyle bir dönem filmi olarak mükemmel bulduğumu söylemeliyim. Terence Blanchard´ın müzikleri bizi adeta 1972´ye ışınlıyor. Sadece şarkılar değil, o dönemin müzikal ruhunu yansıtan elektro gitar soloları da harika. Ron´u oynayan John David Washington (Denzel Washington´un oğlu) başta olmak üzere Flip´te Adam Driver, Ron´un telefonda kafaya aldığı Ku Klux Klan lideri David Duke´de Topher Grace ve Patrice´de Laura Harrier de çok iyi performanslar sergiliyorlar... Son olarak görüntü yönetmeni Chayse Irvin´in, eski usul 16mm ve 35mm filmler kullanarak, 1970´li yıllar sinemasının görsel dokusunu ustalıkla yakaladığını belirtelim. Bildiğimiz 2.35:1 formatından biraz daha geniş bir kadraj formatının (2.39:1) kullanıldığı ´Karanlıkla Karşı Karşıya´nın bu yılın Oscar ödüllerinde adından söz ettireceğini tahmin etmek pek zor değil. Kesinlikle kaçırmayın.´

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET): ´... Spike Lee daha çok siyahilere ve Yahudilere olan nefretin geçmişteki uzantılarında dolaşıyor; bizi de sakin, meselelere mesafeli yaklaşan ve "Sistemin içinde de ´doğru´ insanlar bulunmalı" diyen bir karakterin peşine takıyor. Parantez kapanırken de meselenin bugününe geliyor ve ´Trump gerçeği´yle karşı karşıya kalıyoruz. Filmde karikatür kişiliklerle karşımıza çıkan ırkçılık ve ´Ku Klux Klan örgütü´, ne yazık ki gerçek hayatta yansımasını bulmuş durumda ve bugün itibariyle bir ´karikatür´ ABD´ye ve elbette ki dünyaya hükmetmeye çalışıyor...
Filmde dönem atmosferi ve ruhu, kılık-kıyafetleriyle çok gerçekçi bir şekilde yaratıymış. Oyunculuklar da tatminkâr; Ron Stallworth´te karşımıza çıkan Denzel Washington´ın oğlu John David Washington gayet başarılı, Zimmerman´da izlediğimiz Adam Driver zaten her daim çizgi üstü. Harry Belafonte gibi ulu bir çınarı ´ustalara saygı´ kabilinden izlemek de keyif vericiydi. Griffith´in ´Bir Ulusun Doğuşu´nun nasıl bir anlama geldiğini didikleyen bölüm ise sanırım filmin en iyi yanıydı.
Sonuç olarak ´anaakım sinema´ içinde mesajını bağırıp çağırmadan, hafif perdeden veren, izlenmesi keyifli bu filmi kaçırmayın derim...´


Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0