Paylaş   
29.07.2018

HEM YERDEN HEM HAVADAN OYNUYOR...

/

Bir önceki adım olan 'Mission Impossible: Rouge Nation'a ilişkin eleştiri yazımda da belirtmiştim, bu serinin ana karakteri Ethan Hunt, kendisini canlandıran Tom Cruise için bir anlamda 'Benjamin Button' işlevi üstleniyor. Amerikalı aktör 'Mission: Impossible-Ghost Protocol'de (o zaman yaşı 49'du), dublör kullanmadan 'Dünyanın En Büyük Gökdeleni' unvanına sahip Dubai'deki 'Burç Halife'ye tırmanıyordu. 'Rouge Nation'da (53 yaşındaydı) ve bu kez hareket halindeki bir kargo uçağının kanatlarında koşuşturup duruyordu. Bu hafta salonlarımıza uğrayan serinin son adımı 'Yansımalar'da ('Mission Impossible: Fallout') ise 56 yaşında ve filmin 2 saat 27 dakikalık süresi boyunca nefes aldığı bir sahne yok gibi: Ya gökyüzünde turluyor ya da yeryüzünde motosiklet üzerinde gaza basıp duruyor...
Hem yerden hem havadan oynuyor...

Serinin beşinci hamlesi 'Rouge Nation' gibi Christopher McQuarrie'ın yazıp yönettiği 'Yansımalar', bir tür devam filmi niteliğinde... İki karakter dışında iyiler ve kötüler aynı kadroyla yola devam ediyor. Hikâye Belfast'ta açılıyor, Paris'e taşınıyor, oradan Londra'ya geçiliyor ve son nokta Keşmir'de konuluyor.


Paris sokaklarında aksiyon
'IMF' ('Impossible Mission Force') üyesi Ethan Hunt, "Beş saniye sonra yok edilen" mesajını aldıktan sonra üç adet nükleer bombanın peşine düşüyor. Ekip elemanlarını kurtarma adına başarısız bir takasın ardından açıldıkları suyun çapı ve derinliği genişliyor. Yollar tekrar, 'Rouge Nation'da tanıştığımız ve 'Skyfall'da Javier Bardem'in canlandırdığı Silva benzeri özel bir psikopat olan Salomon Lane'e çıkarken Hunt ve takımı Benji'yle Luther, 'Beyaz Dul' lakaplı 'aracı kurum' üzerinden Paris'te bir kaçırma operasyonuna girişiyorlar. Londra'da takip, Keşmir'de de nükleer bombaların işlevsiz hale getirme gayreti var...
Eski MI6 üyesi Ilsa Faust, aynı zamanda eski bir göz ağrısı olarak da öyküde yer alırken CIA ajanı August Walker da, en çok öne çıkan yeni karakter olarak dikkat çekiyor.
Bir zamanların çok tutmuş TV dizisi 'Görevimiz Tehlike'nin sinemasal uzantısı, tıpkı James Bond gibi 'İki kutuplu bir dünya'dan miras kalıp 'şimdiki zamanlar'da da mevcudiyetini sürdüren bir yapı. Bazen işin içine entelektüel derinlik katılmak istense de doğaları gereği Bond da Hunt da daha çok aksiyonel varlıklarını sürdürmek zorundalar ve bu yönde hareket ediyorlar. Ben, McQuarrie imzalı bir önceki filmi aksiyon-içerik dengesi açısından bir hayli beğenmiştim. 'Yansımalar' içeriğe önem veriyor gibi yapıyor ve kaygan zeminlerin (kimse kimseye güvenmiyor ve ortalığa sürekli kumpaslar hâkim oluyor, ayrıca McQuarrie'ın 'Olağan Şüpheliler'in senaristi olması da zaten öyküye şaşırtıcı unsurların katılmasını zaruri hale getiriyor) tasvirine soyunuyor. Bir de ekip bu kez ABD, İngiltere, Fransa gibi 'muktedirler' yerine 'Üçüncü Dünya'yı (Pakistan, Hindistan vs.) kurtarmaya çalışıyor. Ama filmin asıl belirleyici yanı aksiyon sahneleri. Dar Paris sokaklarındaki takip bölümleri, an geliyor yerini Keşmir semalarındaki helikopter kovalamacasına bırakıyor. Seyircinin adrenalini film boyunca her daim yüksek tutuluyor.

Jason Bourne gibisi var mı?
Yani 'Yansımalar' birinci sınıf bir aksiyon filmi. Ancak birçok yabancı eleştirmenin vurguladığı gibi serinin en iyisi mi, burası tartışmalı. Sanırım ben bir önceki filmi, yani 'Rouge Nation'ı yeğlerdim. Ama tabii 'arkaik' bir eleştirmen kuşağının mensubu olarak tarafım belli; benim için 'casus ya da ajan filmi' kategorisi ve yakın çevresinde gezinen yapımlar için tarif, John Le Carré ekolü ya da tadıdır... Bu geleneğin günümüzdeki uzantısı da birebir olmasa da belli çizgiler itibariyle Jason Bourne'dur...
Özellikle final bölümündeki kimi sahneler itibariyle James Bond'un Roger Moore'lu filmlerini (ki 'Beyaz Dul' karakteri de ruhu ve tavırları açısından 'Majestelerinin Ajanı'nın kadınları ekolünden gibi görünüyor) çağrıştıran, 'Beş saniye içinde' repliğiyle 'retro' tadını bırakmayan (oysa bu çağda mesajlar böyle mi gelir!), Hunt'ın iki kadın arasında kalan kalbiyle romantizm peşinde de koşan 'Mission Imposibble: Yansımalar', klas bir aksiyon filmi olarak kayıtlardaki yerini alacak gibi. McQuarrie'ın yapıtı, ayrıca zamanımızın 'Superman'i Henry Cavill'i de 'Kod Adı: U.N.C.L.E.'dan sonra tekrar ajanlar dünyasına, bu kez bıyıklarıyla dahil ediyor...
Sonuç? Özellikle gözü yükseklerde adrenalin bağımlısı seyirciye gönül rahatlığıyla tavsiye edebiliriz. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/28.07.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
177
0
128
0
164
0
125
0