Paylaş   
08.07.2018

SÖMÜRGECİLİĞİN EVRENSEL TARİHİNDEN...

/

8. yüzyıl... Asunción'da (Paraguay'ın başkenti), sömürgeci İspanyol yönetiminin 'resmi' temsilcisi konumundaki Don Diego de Zama, Buenos Aires'e tayinini beklemektedir. Lakin bütün girişimleri sonuçsuz kalır... Bu, kendisini ait hissetmediği yörede, adeta çile çekerken umudunu yitirmeden hayatını sürdürür...

Arjantinli Lucrecia Martel'in uzun bir bekleyişten sonra (dokuz yıl) tekrar kamera arkasına geçmesine vesile olan 'Zama', kolonyal dünyadaki çelişkili hayatlar üzerinden Batı'nın tarihsel günahlarına göz atıyor. Aslında Martel'in yapıtını, İngiliz bir eleştirmenin de altını çizdiği gibi "Kendi hayatını yaşayabilmek için mutsuz bir şekilde bekleyen bir adam hakkında bir film" olarak da nitelemek mümkün.

Antonio di Benedetto'nun 1956 tarihli romanından perdeye taşınan 'Zama', bu tür ortamlarda daha önce gezinen 'Aguirre: Tanrı'nın Gazabı' ya da 'Kıyamet' gibi yapımların izini sürüyor ve 'uygarlık' temsilcisinin giderek delilik sınırlarına uzanan haletiruhiyesinin profilini ortaya koyuyor. Kibri yüzünden küçümsediği, elinin tersiyle ittiği bütün değerlerle hesaplaşmak zorunda kalan ve giderek çizdiği sınırların gerisine düşen bir karakteri, son derece etkili bir anlatım ve atmosferle sunan Martel, insanın insana yaptığı zulmün de tarihsel fotoğrafını unutulmaz kadrajlarla önümüze koyuyor. Mesela filmin bir yerinde, yörenin eski 'soylu' beyaz ailelerinden birinin temsilcisinin, yerli halka ilişkin sarf ettiği şu cümle sanki her şeyi yeterince açıklıyor: "Hiçbirini sağ bırakmadık, çalışacak kimse kalmadı."

Bu muhteşem yapıtı ve Don Diego de Zama rolündeki Daniel Giménez Cacho'nun unutulmayacak performansını kaçırmayın derim... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/07.0.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0