Paylaş   
27.06.2018

VAHŞETİN ÇAĞRISI

/

Ortada bir anne yok... Kendisini baba olarak tanımlayan kişi ise sürekli dış tehlikelerden bahsediyor küçük kıza ve etrafta hiç çocuk kalmadığını, çünkü kaçırıldıklarını, yok edildiklerini söylüyor. Minik Anna işte bu tecrit edilmişlik içinde büyüyor ve gençliğine doğru adım atıyor. O büyüdükçe babanın ona yönelik koruma çemberinden farklılıklar baş gösteriyor, işin içine her gün karnından yediği iğneler de giriyor... Ve bir gün bu sistem çökme noktasına geliyor...

Lenny Abrahamson'ın 2015 tarihli filmi 'Room'da (2015), annesiyle birlikte izole edilmiş bir hayatı sürdüren, nihayetinde kendilerine bu yaşam biçimini dikte eden adamın zulmünden kurtularak dahil oldukları çemberi yaran küçük bir çocuğun dünyayı tanımlama biçimini izlemiştik. Dave McCary'nin yönettiği 'Brigsby Bear'de (2017) bu kez çatlak bir ailenin küçük yaşta kaçırdığı ve tuhaf bir dünya tanımı içinde büyüttüğü bir gencin, dış dünyayla tanışması üzerine kurulu bir öykünün tanığı oluyorduk. Haftanın yenilerinden 'Yabani'de ('Wildling') de benzer bir kıstırılmış içindeki küçük bir kızın büyüme çabalarını seyrediyoruz. Çıkış noktasından sonra daha çok 'Brigsby Bear'vari bir hatta ilerleyen ve ana karakteri Anna'nın dış dünyayla kurduğu ilişkiye odaklanan film, bir noktadan sonra "Benim kategorim ayrı" diyor.

Senaryo vasat, kadrajlar yer yer etkili

Alman kökenli Fritz Böhm'ün ilk uzun metrajlı çalışması olan 'Wildling', rotasının yatağını değiştirdikten sonra bir anlamda 'vahşetin çağrısı'na kulak veriyor ve bizi, bir 'kurt kadın' öyküsüyle buluşturuyor. Doğasına uygun hareket etmek zorunda kalan bir genç kız, kan kokusuyla birlikte tetiklenen içgüdüler, insan denen türlü ince çizgide gidip gelen ilişkiler derken 'Yabani', aslında ilgiye değer bir film çizgisinde ilerliyor.

Lakin Böhm'ün Florian Eder'le yazdığı senaryonun pek de kayda değer olduğu söylenemez, film de belli bir noktadan sonra sanki metinle bağını koparıyor ve görüntü yönetmeninin maharetine sığınmak istiyor. Bu aşamada Toby Oliver'ın kadrajları belli bir aşamaya kadar durumu kurtarıyor ama özel efektlerin ve makyajın vasatlığı daha etkileyici bir film ortaya çıkmasına mahal vermiyor.

Galiba filmin asıl efektleri baba rolündeki Brad Dourif (ki emektar oyuncu, gerilim filmlerinin klasik isimlerindendir) ve genç Bel Powley'nin etkileyici yüzleri. Dourif zaten deneyimli bir aktör ama doğrusu genç Powley de hem performans hem de mimikler itibariyle çizgi üstü bir görüntü sunuyor. Liv Tyler da filmde adeta kendisini hatırlatma babından boy gösteriyor.

Sonuç? 'Yabani' belli anlarıyla dikkatimizi çeken ama genel olarak vasatı aşamayan bir yapım olmuş. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/23.06.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0