Paylaş   
22.04.2018

ADETA ´HAYIRSIZADA´...

/

İstanbul'un tarihine vâkıfsanız o utanç dolu sayfayı biliyor olmalısınız. Yok eğer bilmiyorsanız hemen hatırlatalım: 1910'da şehrin sakinlerinden 80 bine yakın köpek, Fransa'ya ihraç edilmek için toplandı ama karşı taraf bir süre sonra yapılan anlaşmadan vazgeçti. Bu durumda yetkililer onca hayvanı, 'resmi' kayıtlarda Sivriada olarak geçen yere taşıyıp bıraktı. Halk, o çok sevdiği sokak dostlarına yapılan bu muameleye karşı kendince çözüm aradı, onlara yiyecek taşımak suretiyle baktı. Ama üstesinden gelemedi, köpekler bir süre sonra aç susuz kaldı, birbirlerini parçalar hale geldi ve çığlıklar eşliğinde öldü. Bu utançla birlikte İstanbul halkı lanetlendiğini düşündü, 'Sivriada'nın ismi 'Hayırsızada' oldu ve 1912'deki deprem de bu katliama bağlandı...

'Diktatörlük' göndermesi
Çizgi dışı bir yönetmen olan Wes Anderson, son filmi 'Köpek Adası'nda ('Isle of Dogs') kariyerindeki ilk hamle olan 'Fantastic Mr. Fox'tan (2009) sonra bir kez daha animasyon dünyasına geri dönerken 'Hayırsızada katliamı'na benzer bir hikâye anlatıyor. Filmin konusu kısaca şöyle: Kurgusal şehir Megasaki'nin kedisever belediye başkanı Kobayashi, 'Köpek gribi' salgını nedeniyle şehirdeki bütün köpekleri toplatıp 'Çöp Adası'na yollar. Adaya sürülenler arasında başkanın manevi oğlu Atari'nin köpeği Spots da vardır. Minik Atari, Spots'u bulmak için yola çıkar ve adada Rex, Boss, Duke ve King isimli elemanlardan oluşan, Şef adlı bir sokak köpeğinin öncülük ettiği 'Çete'yle birlikte araştırmaya koyulur...
'Köpek Adası', Wes Anderson'ın o çocuksu coşkusuyla beslenen, delidolu, kendine özgü mizahından tonlar taşıyan bir animasyon olmuş. Alt metinde ise altı kalın çizgilerle çizilmiş bir 'Diktatörlük' tasviri var: Kendi zevkine, beğenisine, yaklaşımlarına göre dünyayı, toplumu dizayn etme çabasına soyunan bir belediye başkanı, komplo teorileriyle uyutulan bir toplum, suçu 'dış mihraklar'a yükleyen bir anlayış, 'köpek gribi'ne çözüm bulan bilim insanını önce hapse atan, sonra da zehirleyen bir zihniyet...

'Politik' bir Wes Anderson
Evet, "Wes Anderson'ı ilk kez bu kadar politik gördük" diyebilirsiniz, haklısınız. Öte yandan ben kendi adıma Anderson sinemasını ve mizah anlayışını kendime pek yakın görmem, 'Köpek Adası' da bana kalırsa yer yer güldüren, 'Politik doğruculuk' anlamında tabii ki 'doğru' yerde duran ama pek derinleşemeyen bir film olmuş. Anderson'ın grafik anlatımı ve görselliği elbette çok iyi. Ayrıca kimi Batılı eleştirmenler bazı sahnelerin Kurosawa'nın 1970 tarihli filmi 'Dodes'ka-den'e gönderme olduğunu yazmışlar ama söz konusu yapımı izlemediğim için bu konuda pek bir fikrim yok. Ancak bütün bu olumlu yanlarına karşın 'Köpek Adası' içerik ve ruh anlamında sanki mesela bir Miyazaki filmleri tadında, çarpıcılığında ya da etkileyiciliğinde gelmedi bana. Tabii ki bu 'Köpek Adası'nın bendeki tortusu; birçok eleştirmen arkadaşımın Anderson'ın filmini çok beğendiğini söylemeliyim.
Son olarak seslendirme kadrosunda Bryan Cranston, Edward Norton, Scarlett Johansson, Bill Murray ve Yoko Ono gibi isimlerin bulunduğunu belirteyim. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/21.04.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0