Paylaş   
10.02.2018

RECEP ´KAYHAN´ İVEDİK

/

Şahan Gökbakar´ın, sinematografik özelliklerinden çok ´Gişe rekortmeni´ unvanıyla sinema tarihimize geçen ´Recep İvedik´ karakteriyle bir dönemin ruhunu yansıttığı söylenebilir. Peki nedir bu karakterin yansıttığı ruh? Magandalık, uyanıklık, hınzırlık, şiddete yatkınlık, cinsiyetçi bakış açısı, argo, her daim sıranın en sonundan, beklemeden en önüne geçme hırsı ve özgüveni vs. vs... Gökbakar, ´Recep İvedik´ serisine ´es´ verdiğinde de araya ´Celal ile Ceren´ ve ´Osman Pazarlama´ girdi. Benzer şekilde ´Şahan Gökbakar külliyatı´nda ´farklı´ karakter olarak, bu haftadan itibaren salonlara uğrayan ´Kayhan´la tanışıyoruz...
Önce konu diyelim: Bir Ankara bebesi olan Kayhan, mezun olduğu lisenin pilav gününe gitmek için İstanbul´a yollanıyor. Kendi sınıfından kimsenin gelmediği etkinlikte 98´deki mezuniyet yıllığını buluyor ve okuduklarıyla raydan çıkıyor. Arkadaşları kendisine ilişkin nefretini adeta yıllıkta kusmuştur. Kayhan, bu duruma kızıyor ve hepsinden tek tek intikam almak üzere harekete geçiyor.
´Kayhan´ (yönetmen koltuğunda yine Togan Gökbakar oturuyor) ´Şahan Gökbakar filmlerinin en zayıfı, en az vasatı, en az çekici olanı. ´Recep İvedik´ serisine ait yapımları beğenmeseniz bile birkaç yerde, bazı sahnelerde gülmeniz vakidir. Lakin ´Kayhan´ hem senaryo olarak çok sıradan, alelacele kaleme alınmış gibi hem de güldüren sahne sayısı ikiyi geçmiyor (ya da şöyle söyleyeyim; ben kendi adıma ancak o kadarında gülebildim).

Yine ´gişesi´ konuşulacak...
Kuşkusuz bu karakterin bilinçaltında da ´Recep İvedik´lik var; yine bir şekilde magandalık, meseleleri şiddet yoluyla çözme, kadını cinsel obje olarak görme gibi refleksler burada da ortaya çıkıyor. Ama bence asıl mesele senaryoyu kaleme alan Gökbakar kardeşlerin ´arkaik´, alabildiğine demode bir bakışla güldürme çabalarında ısrar etmeleri. Türkiye artık bırakın 15-20 yıl öncesinin, yakın tarihinin bile değerlerine, reflekslerine sahip değil. Kutuplaşma, hoşgörüsüzlük, birbirini anlamama ısrarı had safhada. Tamam, biliyoruz, Şahan Gökbakar komedilerinin bu türden sosyolojik bir bakışı ya da tavrı yok. Ama benim üniversite zamanımda (80´ler) ´Limon´ (´Leman´ öncesi yani) dergisi sath-ı mahalinde yapılan ´Entel´ kesime yönelik espriler (ki o zaman bir manası vardı kuşkusuz) çoktan tarih olmadı mı? Resimlere (tablolara) saldırmak, ressam aşağılamak demode ötesi bir tavır değil mi? Ya da ´Reiki´ öğretisiyle dalga geçmek, ti´ye almak...
Toparlarsak; kuşkusuz kendi kuşağının komedi alanındaki yetenekli isimlerinden Şahan Gökbakar´ın sürekli kendini tekrarlayan ve kalıcı işleri imza atmaktan kaçınan tavrının yeni bir örneği ´Kayhan´. Bana söz söylemek düşer mi, bilmiyorum ama yine de söyleyeyim: Naçizane bu tavrın, yetenekli bir sinemacı olduğuna inandığım (´Gen´le heyecan verici bir giriş yapmıştı yönetmenlik uğraşına) kardeşi Togan Gökbakar´ın kariyerine de etki yaptığı kanısındayım.
Neyse, zaten önümüzdeki günlerde sinematografiden ziyade daha çok ´Kayhan´ın gişesi konuşulacak, tartışılacak. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/10.02.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0