Paylaş   
31.01.2018

PARAMPARÇA

/

AUS DEM NİCHTS

Katja, Türkiyeli bir Kürt olan kocasıyla çocuğunu Hamburg'daki bir terörist saldırıda kaybeden bir acılı bir kadındır. Müracaat edip hakkını aradığı mahkeme, zanlılardan yana tavır koyunca bütün gücüyle sarıldığı yası yavaş yavaş öfkeye dönüşmeye başlar. Hayatına dair her şeyi yaşadığı kayıpla birlikte arkasında bırakmak zorunda kalan Katja, kendi adaletini sağlamak adına harekete geçer ve yollara düşer.

SEANSLAR


YÖNETMEN:
Fatih Akın



OYUNCULAR:
Diane Kruger
Numan Acar
Johannes Krisch
Ulrich Tukur
Ulrich Brandhoff
Denis Moschitto


SENARYO:
Fatih Akın



GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:
Rainer Klausmann



MÜZİK:
Josh Homme


YAPIM:
2017, Almanya - Fransa


DAĞITIM:
Bir Film


SÜRE:
106 dakika



FİLMİN SİTESİ:
Web sitesine gidin





Video Galerisi
Yazar
- -
ATİLLA DORSAY (t24.com.tr): ´... Tümüyle mahkemeye ayrılmış ikinci bölüm, bu türün başarılı klasik Amerikan filmlerini hatırlatıyor: Nürnberg Duruşmaları, Rüzgarın Mirası, 12 Öfkeli Adam, vb. sonuncu bölüm ´Kıyıda´ ise doğanın içine ustaca yerleştirilmiş ´intikam´ın öyküsüdür. Özündeki trajik ögeleri ortaya koymasını bilen filmde, bombacının babası rolünde tanınmış Alman aktörü Ulrich Tukur, yabancı kökenli avukat rolünde Denis Moshitto da iyiler. Ama filmin tümüyle ´uluslararası´ bir düzeyde çalışan oyuncu Diane Kruger´in omuzlarında yükseldiği de bir gerçek. Ve oyuncu belki hayatının rolü olan Katja´da Cannes´da aldığı değerli heykelciği hak ediyor. Ayrıca filmin Altın Küre´de en iyi yabancı film olarak ödül almasından sonra, iddialı gözüktüğü Oscar´da ilk dokuz film arasına girdiği halde son beşe girememesi, bizim için üzücü oldu. Ne yapalım Fatih, feleğin cilvesi!...´

ŞENAY AYDEMİR (gazeteduvar.com.tr): ´... Paramparça, Almanya´da geçtiği ve de Fatih Akın gibi bir isim tarafından çekildiği için politik arka plana alan açıyor. Gerçekleşmeyen adaletten, Neonazilerin korunmasından ve uluslararası bağlantılarından, azınlıklar ve göçmenlerin bu saldırılar karşısında suçlu duruma düşürülmesinden, Katja ve Nuri´nin ailelerinin bu ilişkiyi baştan beri onaylamamış olmasından bahsediyor tabii ama değinerek, göstererek, "böyle bir durum da var" diyerek. Katja´nın gördüğünü görmemize izin veriyor ama hissettiklerini hissetmememiz için elinden geleni yapıyor. Fatih Akın, sinemasını politikleştirirken (ya da politik hikâyelere doğru kaydırırken), ilk filmlerindeki öfkeyi uzak tutmaya çalışıyor. Kısa ve Acısız, Duvara Karşı, Solino ve Yaşamın Kıyısında´da patlayıp dinmeyen ve akıbetini düşünmeyen öfke, burada sabırlı yolculuklara (Kesik), planlı intikam arayışlarına (Paramparça) dönüşüyor. Fatih Akın sanki derdini seyirciye değil de festival yöneticilerine, akademi üyelerine, Alman devletine anlatmaya çalışıyor. Bu yüzden daha edepli olmaya, daha sakin durmaya, anlayabilecekleri dilden anlatmaya davranıyor.´

KEREM AKÇA (POSTA): ´... Film Kruger odaklı ilerliyor. Açıkçası bu yola girince de, Neo-Nazi kılıklı adalet sistemini sorgulama konusunda inandırıcılığını yitiriyor. Akın, finali çok iyi çekmiş. Mahkeme sahnelerinde, belli anlarda gaza basmış ve formda gözükmüş. Ama artık dokuzuncu filmini çeken bir yönetmenin acemice görsel numaralar veya karakterler kullanmaması gerekir. Adeta yer yer kamera arkasındayken kendinden geçmiş izlenimi bırakabiliyor. Bunun ötesinde filmin ´Taken´ gibi B-tipi serilerden farkı kalmayan noktalanma stratejisi de çok yapay ve anlık siniri gösteriyor. Bu sebeple intikam filmi bayatlığı içinde çeşitli sorular devreye girebiliyor. Terörün özendirilip özendirilmediği, intihar bombacılığının ucunun Kürtlere dayandırılıp dayandırılmadığı da bunlar arasında. Fatih Akın bir kez daha hakim olmadığı bir politik meseleye girince dağılmış.´

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET): ´... ´Paramparça´nın gönülçelen yanlarından biri yönetmeninin karakterlerine ait kültürel kodlara olan hâkimiyeti. Öte yandan Charles Bronson ya da Clint Eastwood filmlerinden miras "Kendi adaletini kendin sağla" meselesine de Akın, öfkeli ve sarsıcı üslubuyla farklı yorum getiriyor. Öte yandan ´Paramparça´yı taşıyan en önemli unsurlardan biri de Diane Kruger. Alman yıldız anne ve eş olarak Katja´nın acısını, öfkesini, çözümsüzlükler karşısındaki kendince çözümünü çok iyi yansıtıyor (Nitekim gösterdiği performansla Cannes´da ´En İyi Kadın Oyuncu´ ödülünü kazandı). Kimi eleştirilerden okuduğum kadarıyla Akın´ın filmine ilişkin itirazlar var; özellikle senaryonun zaaflar barındırdığını, inandırıcılıktan yoksun olduğunu iddia edenler çoğunlukta... Ben kendi adıma, adalet mekanizmasını da deşifre etmeye çalışan bu öyküye ve anlatılma biçimine inandım. Zaten Akın´ın akıcı ve seyirciyi içine çekip ana karakterle çarçabuk özdeşleşme fırsatı yaratan rejisi her şeyi hallediyor gibime geliyor. Naçizane kaçırmayın derim...´

CÜNEYT CEBENOYAN (BİRGÜN): ´... Cinayetleri işleyen Nazilerin, Hitler hayran olmaları dışında bir özelliklerini öğrenmiyoruz. Onlar kötüler, o kadar. Politik bir konu depolitize oluyor. Ve ortaya bir intikam hikayesi çıkıyor. Fatih Akın herhalde, adaleti kendi elinize almanız gerekiyor gibi, faşizan bir mesaj vermek istemiyordur. Ama ne demek istiyor anlamak zor. Gerçekte filmdeki Alman Türk/Kürt, karışık aileler de yok kurbanlar arasında. İntikam peşine düşen Alman kadın fikri nereden çıkmış merak ediyorum. Ama bu bir belgesel değil, bir konulu film. Yönetmen de istediği gibi değiştirme hakkına sahip yaşananları. İyi ama sonuç ırkçılığın, faşizmin daha çok teşhir edilmesine ve lanetlenmesine yaramıyor. Aksine üstünün örtülmesine yarıyor. Tuhaf bir intikam filmi çıkıyor ortaya. Bu filmin bu noktalara gelmesi de tuhaf. Fatih Akın da Altın Küre´de ödülünü alırken şaşkınlığını gizlememişti. "Law&Order" dizisinin herhangi bir bölümüne benzetilen bir filmin hakikaten de Oscarlarda ilk dokuza girmesini ve Altın Küre almasını açıklamak zor.´

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0