Paylaş   
27.01.2018

BİR EVLİLİKTEN MANZARALAR...

/

Aleksandr Sokurov'la birlikte günümüz Rus sinemasının en etkili yönetmeni olan Andrey Zvyagintsev, toplumsal hayata bakmayı, komünizm sonrası süreçte modernizmin tüm dünyadaki 'hastalıklarının' kendi coğrafyasındaki yansımalarını perdeye taşımayı sürdürüyor. Dert edindiği konular, yüzdüğü sular kendi içinde tutarlı ama asıl vurgu, sanırım ilk filmi (ki bence bir başyapıttır) 'Dönüş'ten ('Vozvrashchenie' / 2003) itibaren hiçbir zaman düşmeyen sinematografik kalitesi olsa gerek. En son bizde Ocak 2015'te vizyona giren 'Leviathan'da sistemin doymak bilmez rant iştahına vurgu yaparken kuzeydeki küçük bir kasaba üzerinden "Putin Rusya'sı"nın genel tasvirine soyunan Zvyagintsev, son derece etkileyici bir filme imza atmıştı. Şimdi de yeni adımı 'Sevgisiz'le ('Nelyubov') huzurlarımızda...
Senaryosunu her zaman olduğu gibi Oleg Negin'le birlikte kaleme aldığı bu son çalışmasında Rus yönetmen, tıpkı Bergman gibi 'Bir Evlilikten Manzaralar' sunuyor. Önce kısaca öykü diyelim: Zhenya ve Boris, artık tükenmekte olan bir ilişkide uzatmaları oynamaktadır. Aslında ikisi de kendilerine yeni yol haritaları çizmiş, yeni sevgililer bulmuşlardır. Problem yaşayan, 12 yaşındaki oğulları Alyoşa'dır. Minik çocuk ebeveyninin ayrılma aşamasında güvensiz bir noktadadır. Boris, son derece tutucu bir patronun yanında çalıştığı için ayrılma konusunu nasıl halledeceğini düşünürken Zhenya'dan aldığı telefonla işler sarpa sarar. Alyoşa kaybolmuştur... Olay polise intikal eder ve çocuk için geniş bir soruşturma başlatılır...



Oscar adayı...
Bu yılki Oscar'larda 'Yabancı Dilde En İyi Film' kategorisinin beş adayından biri olan 'Sevgisiz', son derece sağlam bir sinematografinin ifadesi... Zvyaginstev, genel olarak toplumsal bir çürümenin büyük resmine soyunduğu filminde ahlaki bir kıyametin izlerini sürüyor. Açılış sahnesinde ders bitimi okulundan mutlu ayrılan ve bir daha aynı resmi sunmayan Alyoşa, filme adını veren olgunun en temel simgesi adeta. Zhenya'nın, yıllar önce hamile kaldıktan sonra evlenmeye karar verdiği ama hiç de sevmediğini ve âşık olmadığını itiraf ettiği adamla (Boris elbette) birlikteliğinin bu zoraki meyvesi, artık oyunda kendisine hayat hakkı kalmadığını çok iyi biliyor. Ve 'ayak bağı' olmaktan vazgeçerek kendince sahneyi terk ediyor. Alyoşa'nın kaybolmasının ardından olaya devlet (polis) el koyarken görevlinin iki tarafa yönelttiği sorulara verile(meye)n cevaplar, aslında çürümenin ve ilişkideki uzak mesafelerin de itirafına dönüşüyor. Peşi sıra "Belki de oraya gitmiştir" denilerek Zhenya'nın annesinin evine yapılan ziyaret de genel çerçeveyi tamamlıyor.
Senaryo o kadar incelikli yazılmış ki, sanki her bir adımda öykünün kabukları yavaş yavaş soyuluyor ve bütün bu aşamalarda, seyirci olarak size sunulan bu sinemasal güzelliği adeta sindire sindire hissediyorsunuz. Zvyagintsev filmlerinde güzel kadrajlar, çerçeveler vardır elbette ama bu kez görüntü yönetmeni Mikhail Krichman, sanki daha özel kareler yakalamış gibi. Sinematografik açıdan da Alyoşa'nın aranma sahneleri mesela; çok iyi. Ben morg bölümünden de çok etkilendim; insanın yüreğini burkan bu denli güçlü bir sahne zor bulunur, zor çekilir. Keza Evgeni Galparin'in müziği de çok iyiydi.

Doğurmak yetmiyor, sevmek de lazım
'Sevgisiz', belki 'Leviathan' gibi politik bir arkaplanı ilk elden sunmuyor, direkt konuşmuyor ama bu filmin de sosyolojik yanı, ahlaki kaygıları ve çöküşe, kokuşmuşluğa dair gözlemleri çok güçlü. Ve bence asıl önemlisi Rusya'dan hareketle günümüz ilişkileri, insan prototipleri, iş ahlakı, samimiyet göstergeleri, kitleleri avutucu 'sosyal medya' ve adında olduğu gibi 'sevgisiz'lik üzerine çok şey söylüyor. Zvyagintsev külliyatı içinde de en çok 'Elena'yla yakın akrabalık kuruyor.
Annede Maryana Spivak'ın, babada Aleksey Rozin'in, kaybolan çocukta Matvey Novikov'un gayet iyi oynadığı filmde soruşturmayı yürüten Ivan'da da Aleksey Fateev özellikle ses tonuyla etkileyici.
Enfes finalinin de çok şey ifade ettiği 'Sevgisiz', aslında özetle şimdiki zaman ailelerine, "Doğurmak yetmiyor, sevmek de lazım" demeye getiriyor. Adeta bir sosyolog hassasiyetiyle Rus toplumunu masaya yatıran yapıtlarıyla tanıdığımız Zvyagintsev, dışarıdaki kar yağışını bir anlamda ilişkilerin soğukluğuna yönelik bir metafor olarak da kullandığı bu filminde, yılın en iyi yapımlarından birine imza atmış, kesinlikle kaçırmayın derim... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/27.01.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0