Paylaş   
10.01.2018

THE POST

/

Film, The Washington Post'un ilk kadın yayımcısı Katharine Graha ve genel yayın yönetmeni Ben Bradlee'nin, otuz yıla yayılan ve dört ABD başkanının yer aldığı, hükümet sırlarının gizlenmesiyle ilgili haberler yapan The New York Times'la arayı kapatmak için ortaklık kurmasını konu alıyor. İkilinin, uzun zamandır saklanan gerçekleri gün yüzüne çıkarmak için kariyerlerini ve özgürlüklerini riske atarken farklılıklarının da üstesinden gelmeleri gerekiyor.

SEANSLAR


YÖNETMEN:
Steven Spielberg



OYUNCULAR:
Tom Hanks
Meryl Streep
Bob Odenkirk
Carrie Coon
Michael Stuhlbarg
Alison Brie
Jesse Plemons
Sarah Paulson
David Cross
Bradley Whitford


SENARYO:
Josh Singer
Liz Hannah


GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:
Janusz Kaminski



MÜZİK:
John Williams



YAPIM:
2017, ABD


DAĞITIM:
Pinema


SÜRE:
115 dakika



FİLMİN SİTESİ:
Web sitesine gidin





Video Galerisi
Yazar
- -
THE POST

ATİLLA DORSAY (t24.com.tr): ´... Film kaçınılmaz olarak konuşmalara dayanan, geveze ve basın mesleğine yaslanmış bir yapım. Ama ne yapım!...Kim demiş gerilim sadece aksiyondan, fantastik öykülerden ve üstün-adamlardan yayılır diye! İşin içinde gerçek ustalar olunca, gerilim Washington´un up uzun gazete yönetimi salonlarından, Beyaz Saray´dan loş odalara uzanan buluşma mekanlarından da çıkıyor. Ve bize o denli uzak bir coğrafyada ve eskice bir tarihte geçen bu hikaye, sonuç olarak bize ve de günümüze öylesine yakınlaşıyor ki... Ve filmin finalinde, sadece bir yıl sonra patlayarak Nixon´un sonunu getirecek olan ünlü Watergate skandalini haberleyen bir cümle var. Rakiplerini gizlice dinlemeye alan bir başkan imajı yine basın aracılığıyla (ki yine Washington Post idi!) deşifre edilmiş ve bu başkana görevini bıraktırmıştı. Onun filmini de unutmadık: All The President´s Men- Başkanın Adamları. Ki iki gazeteciyi Dustin Hoffman ve Robert Redford oynamışlardı. Ben Bradlee ve Kay Graham yine işbaşındaydılar: Jason Robards ve Lindsay Crouse´ın oyunlarıyla... O filmden tam 42 yıl sonra, bize öncesini sunan bu yeni yapım da son derece ilginç. Burada en çok Tom Hanks ve Meryl Streep ön plana çıkıyor. Özellikle Streep için son yıllardaki en başarılı oyunu denebilir. Türk aydınları olarak bu filmi mutlaka izleyin ve izletin. Çünkü içerdiği tüm mesajların bizler için daha da önemli olduğunu düşünüyorum.´

MEHMET AÇAR (HABERTÜRK): ´... "THE Post" medyanın yönetenlerin değil, yönetilenlerin haklarını savunması gerektiğine inanan ve mesleki dayanışmayı her şeyin önüne çıkaran, tarih dersi tadında bir gazetecilik filmi... Erkeklerin kahraman olduğu bir dünyada, doğru olanı yapmaya çalışan Graham karakterinde Meryl Streep´in yorumu ince ve ustalıklı... Graham´i seyirciye sevdirmeye ya da "kesinlikle doğru olanı yapan" algısı yaratmaya çalışmıyor. Tam tersine, onu erkeklerin dünyasında tek başına kalmış, kafası karışık bir kadın olarak yorumluyor. Steven Spielberg her zamanki gibi hikâyeye ve filmin anlamına hizmet eden, gereksiz süslemeler ve zorlamalardan uzak bir anlatım tutturuyor. Karakterler arasındaki ego çatışmalarını derinlemesine işleyerek durağan öyküyü, tansiyonun giderek yükseldiği, hızla akıp giden bir film haline getiriyor. Görüntü yönetmeni Janusz Kaminski´nin özellikle iç mekânlarda sağlam ve özenli bir iş çıkardığı "The Post", sadece haftanın değil, yılın da en iyilerinden biri olmaya aday.´

CÜNEYT CEBENOYAN (BİRGÜN): ´... Spielberg´in "The Post" filminde de asıl sorunun Vietnamlılara neler yapıldığı, Amerikan´ın neden başka bir ülkenin topraklarına gidip savaş açtığı ve milyonlarca Vietnamlıyı öldürdüğü, sakat bıraktığı, Vietnam toprağını "agent orange" gibi kimyasallarla zehirlediği değil. Sorun öncelikle savaşın kazanılamaması ve kazanılamayacak olduğu bilindiği halde sürdürülmesi ve Amerikalı gençlerin bu uğurda harcanması. Filmin ahlaki sorunu bu dar çerçeveye hapis. İdeolojik perspektif, kapitalist saldırganlığı sorgulamak değil de sistem içindeki "kahramanları" ve "kötüleri" ayırmak olunca ortaya, "The Post" çıkıyor. Nihayetinde bir zamanların Amerikan sistemine bir övgüden başka bir şey değil "The Post". Kazanan yine Amerika oluyor... İyiler kazanıyor diyeceğim ama bu ne biçim kazanmaksa, kendisini geliştiren ve artık daha az engelle karşılaşarak yöneten kapitalist devlet oldu. Gazeteler ise artık eskisi kadar önemli değiller. Hiçbir şey ortalığı sallamıyor, hiçbir skandal başkan devirmiyor. Devirseydi Assange´lar, Snowden´ler bugün fareler gibi yaşıyor olmazlardı. Yine de dönemin "cesur" gazetecilerine şapka çıkaralım! Yaptıkları iş cesaret istiyordu. "The Post" kanımca vasat, bakış açısı son derece sınırlı, kahramanları derinlikten yoksun, zaman zaman sıkıcılaşan bir film. Ama seyre değer yine de. Washington Post´a gelince, düzenli okumuyorum ama sahibinin sesi tarzı bir gazete işte, yani kapitalist sınıfın gazetesi. O sınıf içinde tercihleri olabilir ama bu tercihler Amerikan çıkarlarını tehdit etmez, edemez.´

ŞENAY AYDEMİR (gazeteduvar.com.tr): ´... Var olmak için devlet ihalelerine, beleş arsa tahsislerine, kamu mallarının yağmalanmasına ihtiyacı olmayan bir sermayenin bu tür kararlar alırken görece daha özgür hareket edebildiğini gösteriyor film bize. Tam da bu yüzden Türkiye´de ana akım medyadaki hiçbir patron iktidarları kızdırmayı göze alamıyor. Çünkü onlara medya patronu yapan sermayenin devlet olanaklarını kullanarak, kamu mallarını yağmalayarak ve iktidarların göz yummasıyla azınlık mallarına çökerek kazanıldığını çok iyi biliyorlar. Bu bakımdan Kay Graham, iktidarı kızdırmaktan daha çok McNamara ile yılara dayalı dostluğunu kaybetmek kaygılandırıyor. "Amistad" (1997) ve "Lincoln" (2012) gibi filmlerde ülkenin kurucu yasalarına olan güvenini dile getiren, "Amerikan Rüyası"na inanmaktan vazgeçmeyen Steven Spielberg´in bu halkaya eklenecek yapımı olarak kayıtlara geçecektir "The Post". Bu iki filmde olduğu gibi burada da ülkenin kuruluş ilkelerine ve Anayasası´na referanslarla bir kez daha ABD´yi taltif etmekten geri durmuyor. Ama öte yandan mesleki dayanışmanın önemi ve gazetecilerin devletin değil kamunun çıkarını gözetmesi gerektiği gibi mesleğin evrensel ilkelerinin altını kalınca çiziyor. Ve medya-sermaye-devlet ilişkileri konusunda da üzerine kafa yorulmayı hak eden malzemeler sunuyor.´

KEREM AKÇA (POSTA): ´... Gazetelerin hükümetle, başkanlarla yakın temas içinde bulunduğu ortamda (ki The Post Beyaz Saray´la aynı eyalette) The Post´un kendi ilkelerinden vazgeçmediği derslik tablo, iki püf noktasıyla iyi yansıtılıyor. Birincisi gevezelikten öteye geçemeyen "Spotlight"ın (2015) sadece ortak senaristi Josh Singer´ın, ikincisi ise son filmlerinde zamana adapte olamayan kurgucusu Michael Kahn´ın yanına daha genç bir ortak montajcının eklenmesi. Başı sonu arasındaki tutarlılık dahi siyah-beyaza kaykılan katmanlı gri dokuyu besliyor. Yönetmen Pentagon belgelerinin yayınlanma şekline dair bütün sırları aralarken olayın The Times yüzünü de merak ettiriyor. Ve de "Başkanın Bütün Adamları"nın enerjik, sarsıcı, aydınlatıcı, kilit ve feminist ön bölümünü duyuruyor. Kendi kariyerinin en iyi 10 filmi arasına da bir ekleme yapıyor. "The Post", demokratı cumhuriyetçisi fark etmeksizin üstten kimlerle ilişkiye girerse girsin kendi ahlak anlayışından vazgeçmeyerek ´gerçekler´i yansıtmakta ´lider´ ve ´öncü´ olmuş bir gazetenin azmini etkileyici bir filmle taçlandırıyor.´

OLKAN ÖZYURT (SABAH): ´... The Post gücünü gerçek hikayeden alan filmlerden. Spielberg, 70´lerin atmosferini yaratarak, klasik anlatıyla, senaryonun sadeliğine ve oyuncu performanslarına bel bağlayarak tempolu bir film koyuyor önümüze. Meryl Streep, Graham rolüyle kendi çizgisinin üzerinde bir performans sergilerken Tom Hanks bize hep anlatılagelen inatçı, kararlı, biraz ukala ama karizmatik bir Bradlee portresi çiziyor. Eğer bu portre tatmin edici bulunursa Hanks için Oscar günleri başlayabilir.´

NİL KURAL (MİLLİYET): ´... Film ana eksen olarak Graham ve Bradlee´nin aralarındaki ilişki üzerinden hareket ediyor. Ancak gazetenin heyecanlı koridorlarından, Kay´in düzenlendiği ve siyasilerin boy gösterdiği partilere, kaynak bulma telaşından basıp basmama ikilemine uzanıyor. Bu dallı budaklı yapıda Spielberg´ün kamerası bir an odağını yitirmiyor. 1970´lerin ruhunu, mürekkep kokusuna kadar hissettiriyor. "The Post", Watergate Skandalı öncesi geçen olaylarda bu gazetecilik başarısını merkeze alan başyapıt "Başkanın Bütün Adamları / All The President´s Men"in (1976) dünyasını özleyen izleyicinin hasretini gideriyor. Spielberg, yönetmenlikteki ustalığını gazetecilik etiği ve bunun toplumdaki önemini vurgulayan bir hikayenin hizmetine veriyor. Spielberg, 1970´lerde bir kadınlık konusuna ise Graham üzerinde özel bir önem veriyor. Filmin bu konuları romantize eden tonu ele aldığı konulara duyulan hayranlık nedeniyle filme yakışıyor. Hanks ve Streep başta olmak üzere tüm oyuncu kadrosunun etkileyici performansları da eklenince yılın en dikkate değer filmlerinden biri ortaya çıkıyor.´

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET): ´... Dönemin başkanı Richard Nixon´ın sonunu hazırlayan ´Watergate Skandalı´na da zarifçe bağlanan Spielberg´ün filmini kıymetli kılan bir başka yan daha var: Gazeteciliğin eski ve zahmetli yollarını hatırlatmak. Sosyal medya yok, cep telefonları yok, bilgisayar yok, mail yok, yok da yok... Yerlerine çevirmeli telefonlar, daktilo, dizgiciler, sadece işleve hizmet eden basit tasarımlı mobilyalar, uzun favoriler ve yakalar var. Tabii serbestçe sigara içilen gazete binaları (!) ve en önemlisi mesleğe, haberin kutsallığına inanç var... Bu ´retro´ hava bile ´The Post´un gönlümüzde bambaşka bir yere oturmasına vesile oluyor ve filmi, hem dönem hem de atmosfer bakımından ´Başkanın Bütün Adamları´yla (´All the President´s Man´) birinci elden akraba yapıyor... Bu arada ´The Post´un popüler kültürün hafızasıyla ilk tanışmasının ardından özellikle ´yerli´ sosyal medyada sürekli ´Spotlight´la kıyaslaması yapıldı. Bu bir dijital kuşak refleksi mi bilemem ama ikisinin de ayrı güzellikleri, ikisinin de tarihe ayrı not düşmüşlükleri var. Ortak parantezleri ise gazeteciliğin her dönemde meşakkatli olduğunun altını çizmeleri... Sonuç? ´The Post´, gazeteciliğin çok zor koşullarda sürdürüldüğü memleket ortamımıza da o kadar çok şey söylüyor ki. Kesinlikle kaçırmayın.´


Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0