Paylaş   
10.01.2018

DAHA

/

14 yaşındaki Gaza, yaşadığı küçük sahil kasabasından ayrılarak büyük şehirde liseyi okumayı hayal ederken, babasının onu insan kaçakçılığı şebekesinin bir parçası haline getirmesiyle suçla tanışır. Gaza´nın ergenliği, babasının baskıcı karakteri ve sürekli gözlemlediği göçmenlerle geçmeye başlar. Gaza, babası gibi şiddet ve baskı üzerine bir hayat mı kuracaktır yoksa o da bir göçmen mi olacaktır?

SEANSLAR


YÖNETMEN:
Onur Saylak



OYUNCULAR:
Ahmet Mümtaz Taylan
Hayat Van Eck
Turgut Tuncalp
Tankut Yıldız
Tuba Büyüküstün



SENARYO:
Onur Saylak
Doğu Yaşar Akal


GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:
Feza Çaldıran



MÜZİK:
Uygur Yiğit


YAPIM:
2017, Türkiye


DAĞITIM:
Bir Film


SÜRE:
115 dakika



FİLMİN SİTESİ:
Web sitesine gidin





Video Galerisi
Yazar
- -
ATİLLA DORSAY (t24.com.tr): ´... Daha önce Orman adlı ve yine göçmen sorunu üzerine bir kısa filmde bir araya gelen Hakan Günday ve Onur Saylak, bu yeni işbirliğinde zirveye çıkıyor. Filmin olgun anlatımı, akıcı sinema dili, müthiş görselliği, bunun bir ilk filmi olduğunu bilince daha da şaşırtıcı oluyor... Filmin yarattığı etkide oyuncuların da büyük payı var. Babada Ahmet Mümtaz Taylan, kuşkusuz hayatının rolünü oynuyor. Üstelik perdede yaratageldiği kişilerle yüzde yüz ters düşen, sanki kötülüğün cisimleşmesi haline gelen bir rolde...Hayat Van Eck kaynaklara göre "Hollandalı bir baba ve aslen Ankaralı bir annenin çocuğu olarak Amsterdam´da doğup altı yaşına kadar Hollanda´da yaşadıktan sonra ailesiyle İzmir´e taşınmış ve burada büyümüş". Doğrusu gerçek bir yetenek karşısındayız. O yumuşaklıktan bir anda sertliğe fırlayan bakışlarıyla, giderek zirveye tırmanan öfkesini başındaki eski bir miğferle ayna karşısında, yemek pişirirken ya da dans edip ´rap´ tarzı şarkı söylerken belirtiyor: "Hadi bak baba, Gaza burda... Bana bin vur, bir say... Bir, ki, üç, dört yetmez...Yetse de gitsek...Alayını si...k...Hadi baba, kafama kafama, bin vur, bir say" gibi sözlerle haykırırken, ... Kolay unutulacak sahneler değil bunlar. Sanki genç bir çocuğun acımasız bir faşiste dönüşmesi. Hayat´a içten bir ´hoş geldin´ diyelim.´

MEHMET AÇAR (HABERTÜRK): ´... "Daha" yönetmenliği ve Ahmet Mümtaz Taylan´la Hayat Van Eck´in oyunculuklarıyla öne çıkan bir film... Mültecilik gibi çağımızın önemli sorunlarından birinin, Gaza´nın babası gibi kötü adam karakterleri üzerinden ele alınması şüphesiz etkileyici olabilir. Oluyor da... Ancak bu tür zorba ayrımcılar, ırkçılığının farkında olmayan insanları daha da rahatlatıyor. Oysa asıl sorun, kibarlıkla kamufle olmuş, merhamet gösterileriyle karışmış ve gündelik hayatın her alanına sinmiş kibar ayrımcılıklar değil mi?(

KEREM AKÇA (POSTA): ´... "Daha"da Onur Saylak, ´güçlü bir hikaye´den destek alarak sarsıcı bir buhranın sinemasını yapmış. ´15 gün sonra daha´, ´27 gün sonra daha´ gibi aralar aslında es verilen ´mahkumiyet´ sürecini simgeleştiriyor. Filmde bu yoldan ilerleyen bir yapı var. Bir çeşit anti-hapishane filmi damarı gibi. Ataerkil Türk toplumuna saplanmış asap bozucu baba-oğul ilişkisi, ´göçmen kaçakçılığı´nın sancılarıyla nefes alıp vererek ´defolu´ hale geliyor. Ahad karakteri, sanki Yunan mitolojisinde şarap, bereket ve uyuşturucu tanrısı olarak bilinen Dionysus´u temsil ediyor. "Daha"nın göçmen kaçakçılığına yorumu, ´aşağıdakiler-yukarıdakiler´in çok ötesinde. Buradan canlananlar, bize renk filtreleriyle soyut bir etkileşim veriyor. Haliyle, ´şiddet´ten, ´tecavüz´den beslenerek körelen bir ´baba-oğul´ ilişkisi çıkıyor karşımıza. Bir ucu da kutsal bir yuvanın çok ötesine geçip ´defolar´dan beslenen yarı-profesyonel bir ´usta-çırak ilişkisi gerilimi´ne kayıyor...´

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET): ´... Hakan Günday´ın aynı adlı romanından uyarladığı bu ilk filminde Saylak, oldukça etkileyici bir dünya kurmanın ve bu dünya içinde hem baba-oğul hem de ikilinin göçmenlerle ilişkisi üzerinden meselelere derinlikli bir psikolojik bakış atmanın üstesinden geliyor. Filmin sert (öfkeli bakışı anlamında değil, üslup anlamında söylüyorum) ve yer yer bazı noktalarda altı çizili bir dili var. Tabii bu bir tercih; Saylak´ın bundan sonraki yönetmenlik yolculuğu nasıl biçimlenecek, üslubu nereye evrilecek; göreceğiz. Ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: ´Daha´ kendi yolunda, olgun ve derdini aktarmada başarılı bir film. Karakterleri canlandıran isimlere gelince: Babada izlediğimiz Ahmet Mümtaz Taylan zaten ustalığı bilinen bir oyuncu, karakterinin kötücüllüğünü yansıtmada gayet iyi. Filmin asıl keşfi Gaza´da izlediğimiz Hayat Van Eck. Umarım bu genç yetenek kendisini ileriye taşıyacak doğru projelerle yoluna devam eder... Finali itibariyle bizi ´Armut dibine düşer´ çizgisine taşıyan ´Daha´, sezonun üzerinde konuşulmaya değer yapımlarından biri, kaçırmayın...´

SUNGU ÇAPAN (CUMHURİYET): ´... Önceleri okumayı düşleyen, umutları olan, iyi niyetli, masum bir ergenken hikâye geliştikçe giderek babasına dönüşerek finalde değişim geçiren Gaza´nın, seyirciyi iyilik-kötülük, vicdan-ahlak bağlamında doğrudan yönlendiren anlatıcı sesi eşliğinde izlediğimiz "Daha" gücünü, incelikli buluşlar -geçişlerle sürükleyici kılınmış, akıcı anlatımı ve etkileyici hikâyesi kadar usta kameraman Feza Çaldıran´nın nefis kadrajlarıyla özenle bakılıp seçilmiş mekânları ve cuk oturmuş dekor-sanat yönetiminden alan, fon müziğiyle de desteklenmiş, sıradışı bir görselliğe sahip, yılın kaçırılmaması gereken ilk önemli yerli filmlerinden biri izlenimi bıraktı bende sonuçta. Baştan sona azalmayan bir ilgiyle seyredilen, sert ama güçlü bir sinema duygusuna sahip ve iz bırakan nitelikte bu "Daha"yla sinemamızın söylecek sözü olan, vizyon sahibi, geleceği parlak, umut veren, yeni bir yönetmen kazandığı rahatlıkla söylenebilir şimdiden.´


Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0