Paylaş   
30.12.2017

BUYRUN ´ÖTEKİ´LERİN MÜZİKALİNE...

/

'Sefiller', 'Güzel ve Çirkin', 'La La Land' derken sırada bu haftanın yenilerinden 'Muhteşem Showman' ('The Greatest Showman') var. Bu denli 'müzikal', elbette bize bir 'altın çağ' işaret etmiyor ama yine de sinemanın eski gözdesinin, zaman zaman gönüllerimizi cezbettiğini gösteriyor. Yönetmenliğini daha çok görsel efektçi olarak tanınan ve ilk kez bu filmle uzun metraja soyunan Michael Gracey'nin üstlendiği yapım, tarihi bir kişilik üzerinden kurgusal bir öykü anlatıyor.

Senaryosunu daha çok televizyona yaptığı işlerle ('Sex and the City', 'The Big C') bilinen Jenny Bicks'le birlikte 'Dreamgirls'ün yönetmeni olarak tanınan Bill Condon'ın kaleme aldığı 'Muhteşem Showman'ın odağında, P. T. Barnum (1810-1891) var. İsminin tam açılımı Phineas Taylor olan bu zat, Amerikalı işadamı ve 'Ringling Bros. and Barnum & Bailey' sirkinin kurucusu. Film, söz konusu gerçek kişiliğin yükselme ve kurduğu kumpanyayla, çok da farkında olmadan dönemin 'öteki'leri için dayanışma merkezi oluşturma sürecini anlatıyor. Fakir bir çocukken zengin kızı Charity'ye âşık olan Taylor, ileride sevdasına kavuşuyor. Bir gemi firmasındaki işini kaybetse de karısına ve iki kızına olan sevgisini kaybetmiyor, onlara konforlu bir hayat yaratma adına 'şov dünyası'na giriyor. Başlardaki hayal kırıklığı 'tuhaf' ve çizgi dışı insanları buluşturduğu sirkiyle birlikte yeni bir umuda dönüşüyor. Lakin şöhret ve sürekli kazanma hırsı bir noktadan sonra dengeleri değiştiriyor.

P. T. Barnum, yazılıp çizilenlere bakılırsa sevimli bir üçkâğıtçı, abartılı bir iletişim uzmanı, bazılarının deyişiyle sahtekârın önde gideniymiş. Film ise onu ilk olarak bir 'Dickens karakteri' (hafif 'Oliver Twist', bir parça 'Büyük Umutlar') gibi ele alıyor, sonra çok az 'Kaptan Onedin' tadı katıyor ve nihayetinde koca bir sirkin patronu olarak sunuyor. "Bir süre mutlu mesut akan bu öykü nerede çatışma yaşayacak?" diye beklerken sahneye İsveçli şarkıcı Jenny Lind çıkıyor ve Barnum'un aile hayatında çatırdamalar başlıyor.


Tiyatro eleştirmeni Bennett'a dikkat!

'Muhteşem Showman', kuşkusuz erken dönem 'şov dünyası'na da göz atıyor ama filmin galiba en kıymetli tavrı, meseleye 'politik doğruculuk' cephesinden yanaşması ve bu yaklaşımı, ana karakterinin bilinçli bir şekilde yapmadığının altını çizmesi. Barnum, ilginçlik adına fiziksel farklılıklara sahip insanları ('Cüce general', 'En şişman adam', 'Sakallı kadın', 'En uzun adam' gibi tanımlar eşliğinde) sirkine topluyor. Bu durumu en güzel 'Sakallı kadın' ifade ediyor: "En yakınlarının bile gölgesine tahammül edemedikleri kişileri para kazanmak için de olsa bir aile çatısı etrafında birleştirdin." Ayrıca hem Taylor'la Charity hem de ekibe sonradan katılan zengin çocuğu Phillip Carlyle'la trapezci Anne Wheeley arasındaki 'sınıfsal engellere rağmen aşk' da öykünün dikkat çekici duraklarından biri.


Barnum'da, daha önce 'Sefiller'de de 'müzikal' takılan Hugh Jackman'ı, Charity'de Michelle Williams'ı, Carlyle'da Zac Efron'u, Wheeley'de Zendaya'yı, Jenny Lind'de Sarah Ferguson'ı, 'Sakallı kadın' Lutz'da Keala Settle'ı izlediğimiz 'Muhteşem Showman'in en kayda değer karakterlerinden biri de Paul Sparks'ın canlandırdığı tiyatro eleştirmeni Bennett olmuş. Bu karakterin Barnum'la süreklilik arz eden ve sanatsal vurgularla dolu atışmaları, filmin can alıcı diyaloglarından.
Müzikleri yapan Benji Pasek ve Justin Paul'ün de hakkını verelim. Sonuç: 'Muhteşem Showman', gayet başarılı bir müzikal. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/30.12.2017)


Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0