Paylaş   
12.12.2017

GODARD VE BEN

/

LE REDOUTABLE

Yer Paris, sene 1967. Dönemin en çok konuşulan yönetmeni Jean-Luc Godard Çinli Kız filmini çekmektedir. Filmin başrolünde, sevdiği kadın olan, kendinden 20 yaş küçük Anne yer almaktadır. Mutlu çift evlenir, ama filmin gördüğü ilgi, ardından gelen 1968 olayları, Jean-Luc´ün kendini sorgulamasına neden olur.

SEANSLAR


YÖNETMEN:
Michel Hazanavicius


OYUNCULAR:
Louis Garrel
Stacy Martin
Bérénice Bejo
Micha Lescot
Grégory Gadebois



SENARYO:
Michel Hazanavicius


GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:
Guillaume Schiffman


MÜZİK:



YAPIM:
2017, İtalya - Fransa - Myanmar


DAĞITIM:
Başka Sinema


SÜRE:
107 dakika



FİLMİN SİTESİ:
Web sitesine gidin





Video Galerisi
Yazar
- -
MEHMET AÇAR (HABERTÜRK): ´... Jean Luc Godard, klasik film gramerine meydan okumuş bir yönetmen. Duyguların yerine aklı koymaya çalışan, seyircinin karakterlerle özdeşleşmesine karşı çıkan Godard´ı, kırık bir aşk öyküsünün ana karakteri olarak görmek tuhaf! Oscar´lı "Artist"le tanıdığımız yönetmen Michel Hazanavicius da bu çelişkiyi biraz olsun yok etmek için Godard filmlerine saygı dolu muzip göndermeler yapmış. Meraklıları, sadece bu göndermeler için bile görebilir "Godard ve Ben"i (Le Redoutable). 1967´de âşık olup evlendiği oyuncu Anne Wiazemsky ile ilişkisini anlatan filmde Godard, çok konuşan, bencil, asabi, kıskanç ve nevrotik biri olarak gösteriliyor. Wiazemsky´nin kitabından uyarlanan filmde, "tek cephe"den anlatılan her gerçek hayat öyküsünde olduğu gibi bir "tek yanlılık" sorunu var. Hazanavicius, Godard sinemasının, dönemin öğrenci olaylarıyla birlikte ekseninden kayıp politize olduğunu ve çıkmaza girdiğini söylüyor. Wiazemsky de bu süreçte âşık olduğu adamı kaybediyor. Burada rahatsız edici olan, Godard gibi devrimci bir sinemacının romantik komedi karakterine dönüşmesi değil. Hazanavicius´un çizdiği çerçevenin politik açıdan derinliksiz ve ciddiyetsiz olması...´

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET): ´... Batı´da kimi ´Godardsever´ eleştirmenleri yüzeysel ve yönetmenin daha çok gönül ilişkisini öne çıkardığı gerekçesiyle öfkelendiren film, bence bu türden tepkileri hak etmiyor. ´Godard ve Ben´, hem Fransız yaratıcıya, hem 68´in o eylemci ruhuna hem de sinema tarihine yer yer iğneleyici ama asıl olarak merakımızı harekete geçiren serbest vezin çağrışımlarla dolu bir çaba. Hoş, Godard da film için "Aptalca bir fikir" yorumunda bulunmuş ama en azından şu işe yaradığı kesin: Salondan çıktığınızda Godard´ı bilmiyorsanız ya da biliyor olsanız bile yeniden hatırlamak kabilinden, filmlerini bir an önce seyretme isteğiyle doluyorsunuz. Evet, belki Hazanavicius´un filmi Godard´ı aksi, bencil, sadece kendisini düşünen, egosu her daim şişkin, uzlaşmaz biri olarak çiziyor ama ne gam, sanatçı dediğin biraz da böyle değil midir zaten? Son dönem nerdeyse izlediğimiz her Fransız filminde rastladığımız Louis Garrel´in enfes bir Godard portresi çizdiği çalışmayı, özel bir sinemasal yolculuğa çıkmak isteyen herkese tavsiye ederim. Bana kalırsa Hazanavicius´un aktardığı ya da çizmeye çalıştığı portreye inanmak değil dönemin ruhunu hatırlamak daha önemli.´

KEREM AKÇA (POSTA): ´... Kameranın etkisini hissettirdiği Uzun planlar, arka plan dokusu derken özen ve detaycılık tesir ediyor. Hazanavicius, yönetmenin militan döneme geçişine bir ´romantik heyecan´ yolu buluyor. Biraz uzasa da keyifli dönem portresi tatmin ediyor. Anadan üryan sahnelerle dönemin özgürlükçülüğü rüya gibi renklerden destek alıyor. Bu açıdan da etkileyici bir biyografik film ürüyor. "Godard ve Ben", çığır açacak bir film değil. Ama nostaljik dokusuyla, Fransız Yeni Dalgası´nın kurucusu ve sinema tarihinin en önemli yönetmeninin, ´auteur´ kavramını yedinci sanata armağan eden o kilit sinemacının dünyasına bakıyor. Onun hayatına yakıştırılan ´romantik-komedi´ dolgusuyla dikkat çekiyor. Bir tutarlılığın sözünü veriyor...´


Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0