Paylaş   
11.10.2017

TAŞ

/

Selim, Memur´dan kaçarken yaralı olarak bir eve sığınır. Bu evde yaşayan ailenin oğulları 20 yıldır kayıptır. Emete, evlerine gelen bu yabancının oğlu olduğuna inanır ve bakımını üstlenir. Kocası Ekber ve kızı Suna ise ona inanıp inanmamak arasında gidip gelirler. Selim´in kendi geçmişini hatırlamıyor olması da kimin neye neden inandığını yeniden sorgulamasına neden olacaktır.

SEANSLAR


YÖNETMEN:
Orhan Eskiköy



OYUNCULAR:
Muhammet Uzuner
Jale Arıkan
Beste Kökdemir
Ahmet Varlı
Saygın Soysal
Bülent Düzgünoğlu
Gonca Cilasun


SENARYO:
Orhan Eskiköy


GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:
Türksoy Gölebeyi


MÜZİK:



YAPIM:
2017, Türkiye


DAĞITIM:
Kurmaca Film


SÜRE:
90 dakika



FİLMİN SİTESİ:
Web sitesine gidin





Video Galerisi
Yazar
- -
KEREM AKÇA (POSTA): ´... "İki Dil Bir Bavul" (2008) ve "Babamın Sesi" (2011) ile ödüllere boğulan Orhan Eskiköy, hep ´ortak yönetmen´ olarak devreye girmişti. Bunlardan ikincisinin final sekansıyla Andrei Tarkovsky aşkını ortaya koymuştu. 2016´da "Başgan" adlı ilginç bir belgesele imza atıp, günümüzün diktatörlük rejimini alegorik bir eleştiriye tabi tuttu. Eskiköy, "Taş"ta ise anlamsız bir sembolün peşine takılmak bir yana post-prodüksiyonda zoraki halledilmiş ´çakma minimalizm´e de bel bağlayan siyah-beyaz bir filme imza atıyor. Baştan sona Bela Tarr esintileri karikatürize hale gelip başka yüzyılda yaşar gibi yapan oyuncuları da yaralıyor. Görüntü yönetmeni Türksoy Gölebeyi, ´hikayesiz´ ve ´senaryosuz´ eseri kurtaramamış.´

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET): ´... Küçük bir köy ölçeğinde, bir toplum panoraması çizen (bu açıdan ´Taş´, Emin Alper´in ´Tepenin Ardında´sıyla yakın akraba görünüyor) yapım, inançlar üzerinden gelişen bir öyküye göz kırpıyor. Malum, ´Duvarlar´ tarih boyunca insanlığın önünde bazen engel, bazen bir güvenlik kaynağı olagelmiştir. Bazen de inançların, itirafların, kişisel dökümlerin ifade alanları. Eskiköy´ün filmi, meselenin bu ikinci kısmıyla sıkı bağlar kuruyor. Öykü, gizemlerle dolu yanlarıyla ilerlerken ve neredeyse polisiye bir tada bürünürken siyah-beyaz görüntüler ve son derece estetik kadrajlar (bu noktada görüntü yönetmeni Türksoy Gölebeyi´nin ismini analım), etkili bir atmosferin yaratılmasına imkân sağlıyor. Arka plandaki politik okumadaysa çocuklarını sisteme kurban eden ebeveynlerin dramını bulabilirsiniz. Oyunculuklar da gayet tatminkâr. Anne Emete´de karşımıza gelen Jale Arıkan´ın bizim sinemamızın Anna Magnani´si olma yönünde ilerlediğini düşünüyorum. Muhammet Uzuner de bazı kadrajlar itibariyle Dostoyevski adeta!´
Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0