Paylaş   
23.08.2017

İNŞAAT

/

İNŞAAT/YÖNETMEN: Ömer Vargı/ OYUNCULAR: Emre Kınay, Şevket Çoruh , Suna Pekuysal, Yeşim Büber , Binnur Kaya (Ayşe) , Ahmet Mümtaz Taylan , Tuncay Beyazıt/ SENARYO: Ömer Vargı, Serdar Tantekin/ GÖRÜNTÜ: Ferenc Pap./ 2003, Türkiye/ 113 dakika.

KANAL 7 22.50

UĞUR VARDAN

Son dönemde popüler sinema adına çekilen ve çoğu fiyaskoyla sonuçlanan örneklerin ardından ´İnşaat´, popüler olanın da iyi olabileceğine inananların yüreğine su serpen bir örnek. Yönetmen Vargı, birkaç elden geçen ama sonuçta son derece akıcı bir hale gelen senaryoyu, belki çok da özel sinemasal numaralara başvurmadan, sade ama işlevsel bir anlatımla ete kemiğe büründürmüş. Film kamerasını, İstanbul´un iki temel bileşeni; tarihi yarımada ve gökdelenler dışında kalan bir başka dokuya uzatıyor ve büyüme isteğinin en bariz hissedildiği, öte yandan kentin belki de gerçek yüzüne damgasını vuran varoşlardan aldığı kesitleri önümüze atıyor. Orada, uzakta bir yerde iki amele, Ali ve Sudi, Nizamettin´in inşaatında aslında hayallerini karmaktadırlar. Kazandıkları parayla, gizli yollarla yurtdışına kapağı atacaklardır. Sudi´nin, köyden tanıdığı ve şehre taşıdığı Nazife, onları sosyalleştiren en önemli figürdür. Rutine bağlanmış gibi görünen hayatları, bir gece Ali´nin dışarıdaki tıkırtılara uyanmasıyla birlikte değişir...
Bir anlamda ülkenin genel dinamiklerini de içine katan bir metafora dönüşürken alttan alta elbette mesaj veren, ama bunu kör gözüm parmağına bir üsluptan kaçınarak gerçekleştiren ´İnşaat´, dışında durduklarını sandıkları sistemin günün birinde kapılarını çaldığı iki garibanın serüvenlerini bizimle paylaşıyor. Ali ve Sudi, emeklerini sömüren bu âlemden, pratik zekâlarını ve Doğu´ya özgü uyanıklıklarını kullanarak bir tür intikam alıyorlar ve buldukları boş koridorlarda ilerledikçe ilerliyorlar. Arka planda ise, değişen ahlakın kendine ait kuralları ve bu kuralların muhatapları var: Mafya, derin devlet, din sömürüsü, insan ticareti vs...
Filmde reji başarısı ve senaryo kadar, oyuncu performansları da devreye giriyor (hatta zaman zaman bu iki öğenin önüne geçiyor) ve mesela Sudi´de Şevket Çoruh, kredisi uzun yıllara sarkacağa benzeyen unutulmaz bir gösteriye soyunuyor. Ana kadrodan Emre Kınay, Yeşim Büber, Suna Pekuysal ve Ahmet Mümtaz Taylan da çok iyiler ama ara rollerdeki titiz cast çalışmasının da altını çizmek lazım.
Ye eksiler? İkinci yarı, karakter trafiği artarken, zaman zaman sanki ipler elden kaçıyor. Ayrıca, ilk yarıda iki ana karakterin yalnızlık hissini, mimari açıdan da yansıtan ve çölün ortasında bir vaha gibi duran (bu aşamada çevrede, onların dışında tek insan unsuru Suna Pekuysal´ın canlandırdığı yaşlı kadın) inşaatın bulunduğu mahal, sonlara doğru anlamsız bir biçimde kalabalıklaşıyor. Bu ortamdan payını alan ve birebir eşleşmelerde Sudi´nin aşkı olarak beliren Ayşe karakteri de zorlama olmuş. Bu bir tercih ve rahatsız etmiyor ama bence final de belki daha iyi bir yere bağlanabilirmiş.

NOT: KANALLAR PROGRAM AKIŞINDA DEĞİŞİKLİK YAPABİLİR.

Fotoğraf Galerisi
Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0