Paylaş   
19.08.2017

PORTRE ÇİZEN BİR SANATÇININ PORTRESİ

/

Sinema salonlarından içeri adeta sanat sızıyor! Geçen hafta 'Manifesto'da akımlar arasında slalom yapmıştık; bu hafta da sırada 20. yüzyılın önemli ressam ve heykeltıraşlarından Alberto Giacometti'nin hayatından bir kesit sunan 'Son Portre'yi ('Final Portrait') izliyoruz. Oyuncu-yönetmen Stanley Tucci imzalı yapım, İtalyan asıllı İsviçreli sanatçının, Amerikalı genç bir yazarın, James Lord'un portresini yaptığı sürece odaklanıyor. Giacometti, modelini "En fazla birkaç gün sürer" diyerek ikna ediyor ama sonrasında iki taraf da adeta sonu belirsiz bir yolculuğa çıkıyor.

Tucci'nin filmi aslında Lord'dan ziyade Giacometti'nin portresine soyunuyor. Her daim dalgın, kayıtsız, hep kafasında başka şeyler varmış hissi yayan görüntüsü, paraya pula önem vermeyen kişiliği (eserlerine karşı galerilerden aldığı tomarlarca frankı, evin hangi köşesine saklayacağını bile kestiremiyor), yaptığı işe odaklanmadaki zorluğu ama aniden içinden çıkan cevher vs. derken 'Son Portre', derdini anlatan bir film olmuş. Üstelik sadece ana karakterini değil, yakın çevresini ve de Paris'i de güzel 'resmetmiş'.

Giacometti'yi büyük bir ustalıkla perdeye taşıyan Geoffrey Rush'ın ışıltılı bir performans ortaya koyduğu 'Son Portre'de Amerikalı yazar James Lord'u da son dönemin yükselen ismi Armie Hammer canlandırmış.

Tucci, vakti zamanında Jean-Paul Sartre ve Jean Genet'nin 'Varoluşçu sanatçı' olarak nitelendirdiği Giacometti'yi sinema yoluyla hatırlatarak bence işlevsel de bir işe imza atmış. Öte yandan ayrı zamanlarda rastlasak da belki fark etmezdi ama 'Manifesto'nun üzerine böylesi bir filmi izlemek daha bir keyif veriyor kanaatindeyim. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/19.08.2017)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0