Paylaş   
05.08.2017

´KRAL´ DAHA İYİSİNİ HAK EDİYOR...

/

Malum, sinema için en bereketli kaynaklardan biridir Stephen King. 'The Shining'den 'Misery'ye, 'Yeşil Yol'dan 'Esaretin Bedeli'ne, 'Carrie'den 'Hayvan Mezarlığı'na, 'Christine'den 'Cujo'ya onca unutulmaz filmin ardında onun güçlü kalemi ve kendine özgü dünyası vardır. 'Kara Kule' ('The Dark Tower') ise King'in bir anlamda çizgi roman ve sinemadan ödünç alarak yarattığı evrenin ifadesidir. Sekiz kitaptan oluşan serinin ana karakteri 'Silahşor' Roland Deschain, aslında Sergio Leone'nin 'spaghetti western'lerinde Clint Eastwood'un canlandırdığı karakterlerin bileşimidir.

12 paralel dünyanın bulunduğu bir sistemde (başka bir 'Orta Dünya') geçer Roland'ın serüvenleri. 'Silahşor'un hedefi bütün bu sistemin merkezi konumundaki 'Kara Kule'yi bulmaktır. Kahramanın, bu amaç doğrultusundaki arayışında aşk(lar)ını, babası ve annesiyle olan ilişkilerini, tuhaf yaratıklara, sistemin kötülerine karşı verdiği mücadeleyi, 'kader' arkadaşlarını (seri boyunca onlara 'ka-tet' deniyor) okuruz, gözleriz...

Gönül telimizi titretemiyor

Malum, her King kitabı bir şekilde sinema salonlarının yolunu tutar; 'Kara Kule' de bu kaderden kaçamayacaktı. Lakin bu hafta itibariyle bizde de gösterime çıkan yapım, bana kalırsa büyük bir hayal kırıklığı. Ben, 'Kara Kule' serisini Altın Kitaplar'dan çıkan çizgi romanları vasıtasıyla okumuştum. Dolayısıyla konuya, seriyi roman formatında okuyanlar kadar vâkıf değilim ama izlediğim filmle okuduklarım arasında doğrusu ana kahraman, birkaç yan karakter ve kimi replikler dışında pek bir ilişki kuramadım. Üstelik çizgi roman vasıtasıyla da olsa yaratılan kanlı ve sürekli rollerin değiştiği kaygan zemin filmde yok.

Roman, çizgi roman ya da öykü farklı, film farklı diyebilirsiniz. Evet, her birinin kendi kaderlerini tayin hakkı vardır ve bu serüveni çoğunlukla okurlar ya da izleyiciler belirler. Lakin yönetmen olarak Danimarka kökenli Nikolaj Arsel'in imzasını taşıyan bu uyarlama, kendi içinde de gerekli heyecandan ve gönül telimizi titretme gücünden yoksun geldi bana.

Arsel'in çektiği, senaryosunu da yönetmenin yanı sıra Akiva Goldsman, Jeff Pinkner ve Anders Thomas Jensen'in kaleme aldığı 'Kara Kule', sanki büyük bir beklentiyi 95 dakikalık bir filme sıkıştırmış ama aşırı sadeleştirmeden dolayı da sırtındaki yükü, fazlasıyla basit ve bildik bir dünyanın ötesine taşıyamamış.

Kısaca öykü dersek: Tıpkı şu aralar Ege'de olduğu gibi New York ve çevresi sık sık depremlerle sarsılmaktadır. Minik Jake Chambers ise bütün bu felaketleri ve de daha fazlasını düşlerinde görür. Gördüklerini de karakalem olarak kâğıda döker. Lakin bu çabası onun etrafı tarafından 'deli' olarak algılanmasına neden olur. Kendisinden hoşlanmayan üvey babası, Jake'i bir kliniğine yatırmak için hamle yapar. Kendisini tedavi merkezine götürmek için gelenlerin düşlerinde gördüğü kötülere ait kimi özelliklere sahip olduğunu fark eden Jake, kaçar ve aradığı gizemli bir evde önüne açılan kapıyla da bambaşka bir boyuta gider. Burası, 'Kara Kule'nin de bulunduğu farklı bir evrendir ve ona yardım edecek tek kişi 'Silahşor Roland Deschain'dir...

'Siyah Bond' derken...

Serinin belki de ilk adımı niteliğindeki film, doğrusu bana bir King uyarlamasından çok Arnold Schwarzenegger'in en sevdiğim filmlerinden biri olan 'Last Action Hero'yu hatırlattı. Söz konusu yapımda minik bir çocuk, özel bir sinema biletiyle en sevdiği kahramanla aynı serüvenin içine düşüyordu, burada da bir kapıyla paralel bir evrene geçiyor ve hayalinde gördüğü kahramanla birlikte aynı safta mücadele ediyor (bir tek 'Kara Kule'nin 'Last Action Hero'ya göre az biraz ciddi kaldığını söylemek lazım).

Ayrıca benim için bir sakıncası yok, hatta 'politik doğruculuk' açısından olumlu bir hamle bile sayılabilir ama beyaz bir karakter olan 'Silahşor Roland Deschain', bu uyarlamada siyahi bir karaktere dönüştürülmüş. "Bond 'siyahi' olacak, rol de Idris Elba'ya verilecek" şeklinde haberler okumuştuk ama görüyoruz ki Elba Bond'dan önce 'Silahşor' olmuş. Jake Chambers'da Tom Taylor'ın gayet iyi bir performans sergilediği yapımda öykünün 'Kötü'sü 'Siyahlı Adam'da Matthew McConaughey 'karikatürize' bir karakter çiziyor.

Sonuç? 'Silahşor' yerine, serinin üçüncü adımı olan 'Çorak Topraklar'da karşımıza çıkan Jake Chambers'ın ön planda olduğu 'Kara Kule', kötü Stephen King uyarlamalarından biri olmuş. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/05.08.2017)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0