Paylaş   
15.07.2017

´KIYAMET´ BİR KEZ DAHA KOPARKEN...

/

Fransız yazar Pierre Boulle'nin çok tutmuş romanı 'La planete des singes'den yapılan 1968 tarihli uyarlama, sinema tarihinin en ilginç yapımlarından biri olarak hafızalarda yer ediyordu. Bizde 'Maymunlar Cehennemi' olarak bilinen 'Planet of the Apes', yaşlı Dünya'daki güç dengelerinin, 'Evrim Teorisi' açısından 'atalarımız' kabul edilen grubun lehine değiştiğine dair distopik bir filmdi. Sonradan devamları çekilse de ilkinin yerini tutmadı; Franklin J. Schaffner'ın söz konusu yapıtı, çok uzun bir süredir 'klasik' statüsünde.
Lakin sinema hem dinamik hem de çaresiz bir sanat. Ya dön dolaş aynı şeyleri anlatıyor ya da hikâyelerin en başına giderek farklı mecralara açılırmış gibi yaparken aslında aynı suda defalarca yıkanmanın değişik formüllerini üretiyor. Bu furyadan 'Maymunlar Cehennemi'nin de nasibini almaması düşünülemezdi; nitekim 2011'de hikâye başa sarıldı ve 1968'deki noktaya nasıl gelindiğine dair yeni bir serinin peşine takıldık. Önce 'Başlangıç'la ('Rise of the Planet of the Apes'), "Atalarımız nasıl oldu da dillendi?"nin cevabını öğrendik. Sonrasında 2014'teki 'Şafak Vakti'nde ('Dawn of the Planet of the Apes') yol ayrımına nasıl gidildiğini, 'kutuplaşma'nın nerede başladığını ve hangi noktalara taşındığını izledik. Bu haftadan itibaren salonlarımıza uğrayan 'Maymunlar Cehennemi: Savaş'la ('War for the Planet of the Apes') da artık 'Dönülmez akşamın ufkunda' dolaşıyoruz...
Yeni serinin ilkini Rupert Wyatt çekmişti. 'Savaş' ise tıpkı 'Şafak Vakti' gibi Matt Reeves imzasını taşıyor. 'Başlangıç' dört başı mamur bir çalışmaydı, daha önce de yazdığım gibi 'Maymunlar Cehennemi' mitosunu başarıyla restore ediyordu. 'Şafak Vakti' ise heyecan verici bir girişin ardından kartları bildik şekilde dağıtıyor, bir noktadan sonra 'Western tadı'na ulaşıyor ve öykü düzleminde insanlar ve maymunlar arasındaki 'Barış süreci'nin iki tarafa mensup, birtakım öfkeli ve öngörüsüz karakterler tarafından bozulduğuna vurgu yapıyordu. Filme ilişkin bir küçük not da maymunlar cephesinin lideri Caesar'a ihanet eden birden çok Brutus olduğuydu.



Yanlış çeviri!
'Savaş'ta ise insanlık kanadında, karşı tarafa soykırım uygulayan Albay McCullough dikkat çekiyor ve hamleleriyle Caesar'ı makul çizgisinden uzaklaştırıyor. Serinin aynı zamanda üçüncü (hem de yeni bir serinin ikinci) adımı niteliğindeki yapım, temel olarak Ceaser'ın, Albay'a karşı beslediği intikam duygusu üzerine bir temaya sahip. Öte yandan Reeves, anlatımı yine western tadıyla süslemiş ama bir noktadan sonra 'Toplama kampı filmleri' türüne de göz kırpmış, yetmemiş, tıpkı yakın zaman önce izlediğimiz 'Kong: Skull Island'da olduğu gibi 'Albay Kurtz'u andıran 'psikopat Albay McCullough' karakteri üzerinden Coppola'nın 'Kıyamet'ine göndermede bulunmuş.
Bu eklektik yapıyı Reeves'in anlatımı toparlamayı başarmış ama ben yine de daha çarpıcı bir film bekliyordum doğrusu. (En beğendiğim yanı ise orijinal filme göndermelerde bulunan, Caesar ve ekibinin sahilde atla takibe yöneldikleri sahneler oldu.) Buna, yer yer senaryonun kimi noktalardaki inandırıcılıktan uzak hamlelerin (mesela kamptaki nöbetçiye 'çamur atma') yanı sıra işin felsefesi konusundaki, "Biraz daha derine inersek, seyirciyi sıkarız" tavrı da neden oluyor sanırım.
Oyunculuklara gelince: Caesar'da Andy Sarkis, 'hareket yakalama tekniği' eşliğinde yine harikalar yaratıyor. Woody Harrelson 'Albay McCullough'ta her zamanki gibi 'psikopat'lığın üstesinden gelmeyi biliyor. Steve Zahn, 'Yaramaz Maymun'da filmin en esprili karakterine imza atıyor. Caesar'ın arkadaşları Maurice, Rocket ve Luca'yla birlikte atıldıkları serüvenin 'sessiz' tanığı Nova'da da minik oyuncu Amiah Miller'ın, gayet iyi bir performans sergilediğini belirtelim.
Nihayetinde Caesar'ın oğlu Cornelius'un ön planda olduğu yeni bir film izleyecek miyiz bilmiyorum ama "1968'deki klasiğin öncesinde neler oluyordu"yu merak edenler için, 'Savaş'la birlikte parantez kapanıyor. Peki seri boyunca kimi tuttuk? Hem kendi cinsine hem gezegenin diğer türlerine hem de doğaya yapmadığını bırakmayan insanları değil elbet! Dolayısıyla vakti zamanında filme verilen Türkçe 'Maymunlar Cehennemi' isminin ne kadar yanlış olduğu o kadar açık ki. Çünkü yeryüzünü cehenneme çevirenlerin kimler olduğu malum... UĞUR VARDAN(HÜRRİYET/15.07.2017)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0