Paylaş   
08.07.2017

VE BİR KEZ DAHA AĞLARLA BULUŞUYORUZ...

/

Sam Raimi imzalı serinin ilk adımının 2002 tarihli olduğu düşünülürse 15 yılda üçüncü seri ve altıncı 'Örümcek Adam' filmiyle karşı karşıyayız. Bu kez, 'Iron Man'in kanatları altından kurtulup 'kendi ağları'yla uçmaya çalışan 15 yaşındaki Peter Parker'ın mücadelesini izliyoruz. Öykünün kötüsü 'Akbaba'yı ise eski 'Batman' ve 'Birdman' Michael Keaton canlandırıyor.

Pardon da her kuşağın bir kahramanı yok muydu? Peki öyleyse Sam Raimi'nin serisinin ilk filmi baz alındığında, 2002'den bu yana izlediğimiz altıncı 'Örümcek Adam' filmine ve üçüncü seriye ne demeli? 15 yıl ve dön dolaş aynı dert: Peter Parker denilen Queens'li genç, nasıl oldu da 'ağ işi'ne girdi?
Evet, Stan Lee'nin, Steve Ditko'yla birlikte 1962'de yarattığı karakter Raimi'nin üç, daha sonra da Marc Webb'in iki (pardon onunki farklıydı, 'İnanılmaz Örümcek Adam'dı!) filmlik serilerinin ardından şimdi '2017 model' versiyonuyla huzurlarımızda. Bu kez kamera arkasına kimi TV dizilerini yönetmiş, uzun metrajda da 'Clown' ve 'Cop Car' adlı iki filme imza atmış Jon Watts geçmiş.
'Örümcek Adam: Eve Dönüş' ('Spider-Man: Homecoming') adını taşıyan bu son hamlede Peter Parker'ın bir 'ergen' olarak yaşadıklarını izliyoruz. Watts'ın filmi aynı zamanda 'Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı'ndaki ('Captain America: Civil War') bir parantezin açılımı sanki. 'Marvel şürekâsı'nın kutuplaşmasını ve eski dostların düşmana dönüşmesini anlatan yapımda 'Örümcek Adam' genç bir yetenek olarak şöyle bir görünüyor ama (o zaman da yazmıştım) ergen esprileri bir noktadan sonra sıkıyordu. 'Eve Dönüş', işte o genç delikanlının ev ve okul yaşantısından kesitler eşliğinde nasıl bir hayatı olduğuna ve küçük çaplı işlerden şehri kurtaran kahraman vasfına hangi hamlelerle yükseldiğine, en önemlisi de arkasındaki gücün (yani 'Iron Man') kanatları altından kurtulup 'kendi ağları'yla uçmayı öğrendiğine odaklanıyor.
133 dakikalık süreyi böyle özetlemek mümkün. Biraz daha açarsak 'Eve Dönüş'te sınıfın zeki öğrencisi Parker'ın, yer aldığı 'Akademik Dekatlon' ekibinden Liz'e duyduğu aşka, okuldaki en yakın arkadaşı Ned'in 'Örümcek Adam' sırrına vâkıf oluşunu, Tony Stark, namıdiğer 'Iron Man'in ondaki cevheri işleme çabalarına, hamisi konumundaki Happy Hogan'la atışmalarına ve de en önemlisi öykünün kötü karakteri Adrian Toomes'la (ya da 'iş hayatı'ndaki adıyla 'Vulture'/'Akbaba') mücadelesine tanıklık ediyoruz.

Peki Ben Amca ve 'Büyük güç' nerde?
Film tüm bu ara güzergâhlarda turunu tamamladıktan sonra 'Dünyanın en yüksek dikilitaşı' (169.35 m) unvanlı ´Washington Anıtı'ndaki kurtarma sahnesi ve Stark Şirketi'nin nakil uçağındaki aksiyon en akılda kalıcı bölümler olarak göze (ve zihne) çarpıyor (filmdeki bir başka aksiyon cephesi olan feribot sahnelerinden pek etkilendiğimi söyleyemem).
Performanslara gelince: Tom Holland, Tobey Maguire ve Andrew Garfield'ın ardından 'Örümcek Adam'lar sınıfına dahil olurken sırıtmıyor. Eski 'Batman' ve 'Birdman' Michael Keaton, kötü adam 'Akbaba'da aslında 'Birdman'liğe devam ediyor gibi. Keaton'ın karakteri laf arasında sınıfsal dokundurmalara soyunsa ve meseleyi nerdeyse 'Marksist bir perspektif'le doğru noktalardan ele alsa da gücün karanlık tarafında kalmayı sürdürüyor. (Yoksa film 'emekçi'leri kötü gösteriyordu da biz mi farkına varamadık!) Zendaya'nın canlandırdığı, sınıfın 'arıza'sı Michelle de geleceğin 'Mary Jane'i olacak gibi... Marisa Tomei ise Rosemary Harris ve Sally Field'ın ardından bayrağı devralırken 'En genç May Hala' unvanıyla da buluşuyor. Stark/Iron Man'de Robert Downey Jr. klasik, gösterişli performansını sürdürüyor.
Sonuç? Marvel bulmuş tarlayı, yok 'Yenilmezler' ('The Avengers'), yok ayrı ayrı; defalarca sürecek elbet. Lakin 'Örümcek Adam'ın amcası Ben'i ve kendisine bıraktığı en büyük miras olan "Büyük güç, büyük sorumluluklar getirir" mottosunu bile anmadığı bu filmin, genel klasmandaki yerinin ön sıralar olmadığını söyleyebilirim. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/08.07.2017)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0