Paylaş   
20.04.2017

YİTİRDİĞİMİZ DEĞERLER ÜZERİNE

/

Mizah ve televizyon dünyası için uzun süredir tanıdık bir sima olan Müfit Can Saçıntı, bilindiği gibi sinema serüvenine yapımcılığını Birol Güven'in üstlendiği 'Mandıra Filozofu'yla adım atmıştı. Sistemin reddiyesi üzerine bir hayat modeli inşa eden ve açgözlü 'rantsal' hücumlara karşı kurduğu sağlam defansıyla mücadele eden bir kahramanı anlatan yapım, uzun süredir unutulan 'sosyal içerikli komedi' türünü de hatırlatır bir havaya sahipti. 'Kapitalist' ve 'Anti-kapitalist' ana karakterleriyle film, bir tür fikir yarışı şeklinde ilerliyor ve doğa, doğallık, dervişlik, paylaşım gibi değerleriyle unuttuğumuz bazı terim, deyim ve 'gerçekler'in altını çiziyordu. Naçizane söz konusu çalışmaya ilişkin yazımda ana karakteri "Bir nevi 'Hoca Marx'ettin" şeklinde tanımlamıştım...

Peşi sıra gelen 'Mandıra Filozofu İstanbul', benzer temalar üzerinden yaratılmış ikinci bir adımdı ve kimi tekrarlarıyla ilkinin etkisinden uzaktı. Saçıntı, Birol Güven'siz yola çıktığı son filmi 'Yaşamak Güzel Şey'de, benzer bir ruh durumu, bakış açısı ve ideolojik duruşla yeniden karşımızda. Öykünün kahramanı Müfit, 'Mandıra Filozofu' Mehmet Ali'nin noktasına, bir anlamda kapısını çalan talihsiz bir olay sonucu geliyor. Takıntılarıyla yaşayan, sıradan bir hayat süren, yeteneğinin kıymeti bilinmemiş metin yazarı Müfit, karısı ve kızıyla kendi yolunda sakin sakin akarken, kabuğunu kırıyor ve sistemin dayatmalarına karşı mücadeleye girişiyor.

'Yaşamak Güzel Şey', aile, ebeveyn, arkadaş ilişkileri, aşk ve emek sömürüsü gibi konularda gezinen ve temel olarak 'Yitirdiğimiz değerler'i hatırlatan bir çalışma olmuş. Film, kimi yerlerde az biraz didaktikleşse de genel olarak doğru limanlara uğruyor, kayda değer noktaların altını çiziyor.

'KAYBOLAN İNSANLIĞIMIZ'...

Oyunculuklar açısından da Müfit Can Saçıntı, canlandırdığı karakteri samimi, içten ve sakin bir performansla inandırıcı kılıyor. Keza Yasemin Çonka da Müfit'in eşi rolünde son derece başarılı. 'Yaşamak Güzel Şey', ebeveynlere sevgi ve saygı üzerinden adeta Zihni Göktay ve Ayşegül Atik gibi belli bir yaş kuşağının zihinlerindeki yerleri sağlam isimleri de hem hatırlatıyor hem de bir tür vefa borcunu ödüyor.

Saçıntı'nın çabası yukarıda da vurguladığımız gibi aynı zamanda 'Sosyal içerikli komedi' geleneğiyle olan bağları bir anlamda güçlendiriyor. Ve çeşme akarken kabını doldurmak isteyen ama ne gişede ne de sanatta hiçbir şey ifade etmeden vizyon gördüğü haftada 'yok hükmünde' bir noktaya sürüklenen zamane komedilerine, 'Başka bir üslup mümkün' hatırlatmasında bulunuyor. 'Kaybolan insanlığımızı' hatırlamak için buyurun salona diyelim! UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/ 14.04.2017)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0