Paylaş   
11.02.2014

HER KONSERİ DÜĞÜN TADINDA

/

Özellikle de İstanbul 'da, müziğin hakkını veren sayılı mekânlara, festivallere yolu düşenlerin yakından tanıdığı bir grup. Adını da bu şehirden alıyor zaten Kolektif istanbul. Anadolu-Balkan ezgileri, doğaçlama, dans,eğlence, cümbüş müziklerinin temelini oluşturuyor. Hüzne çok yer yok şarkılarında. Şehrin umut vadeden, gülen yakasından onlar. Aslında grubu en güzel bir dinleyicilerinin şu sözleri özetliyor: Kolektif İstanbul'un her konseri düğün. Hepimiz ise gelin ve damadız.

Saksafon, gayda, akordeon, klarnet, trompet, suzafon, davul... Sahnede ilk andan itibaren müthiş bir enerji. Bu hal hemen seyirciye de geçiyor. Sonrası ise zıvanadan çıkan, çıktıkça güzelleşen bir Kolektif İstanbul. Richard Laniepce, Tamer ve Talat Karaoğlu kardeşler, Ediz Hafızoğlu, Ertan Şahin ve sesiyle, trompetiyle grubun tek kadını Aslı Doğan... 8 yıldır 6 kişilik ekibi değişmedi Kolektif İstanbul'un. Müzik için Türkiye 'ye gelen, sonra da Aslı'yla (Doğan) hayatını birleştiren yabancı damat Richard kurdu gubu. 3'üncü albümleri 'Kerevet'i geçen haziran ayında bekliyorduk. Ancak Gezi direnişiyle birlikte albüm Eylül'e kaldı.



On bir şarkının yer aldığı Kerevet'te bu kez anonimlerin yanı sıra, Kolektif İstanbul üyelerinin sözlerini kendi yazıp bestelediği parçalar da var. Grup ilk kez bir aranjörle, Cem Tuncer'le çalışmış. Albümün ilk klibi ise Osmania şarkısına çekildi. Fonda Büyükada; bisiklet ve long board'un üzerinde müzik yapmaya başlayan grubun serüveni, havuz sefasının ardından denizin dibinde noktalanıyor. Grubun enerjisini yansıtan görsel bir şölen tadında sahneler. (Klip için: http://www.youtube.com/watch?v=8P4SO4CJzrs) "I know what I did last summer" vurgusuyla Gezi'ye de bir selam çakmayı ihmal etmiyor Kolejtif İstanbul.

Yozgat Blues'a selam

Geçenlerde yeni bir klip daha yayınladılar. Kerevet'ten bir şarkı beklerken... Ve süpriiiiz. Meşhur bir Franszca parça, l'Eté Indien'ı (Pastırma yazı) yorumlamıştı grup. Yani sinemamızı geçen yıl onurlandıran Yozgat Blues'a (Mahmut Fazıl Coşkun) damgasını vuran malum parçayı. Ercan Kesal'ın rolünde bu kez Richard var. Ayça Damgacı'nın yerinde ise omzunda suzafonuyla Ertan Şahin. "Kolektif İstanbul a la Franga"yı tekrar tekrar izleyip, neşelerine ortak oluyorsunuz.

Yazıya İstanbul grubu diye başladık. Ancak Kolektif İstanbul'un şöhreti sınırları çoktan aştı. Uzun yıllardır Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Brezilya ve Afrika'da pek çok kulüp ve festivalde sahne aldılar. Bir nevi Türkiye'nin kültür elçiliğini yaptılar. Geçen yıl Fransa Bordo'da, 60 müzisyenle birlikte kendi şarkılarını çaldılar. Ancak onlar da birçok müzisyen gibi aynı dertten muzdaripler ve altını çiziyorlar: "Kültür Bakanlığı, yurt dışında Türkiye'yi temsil eden sanatçılara destek olmalı"

Kolektif İstanbul'un bu yılki hedefi ise Anadolu'da daha çok konser vermek; Türkiye'de daha çok insana ulaşmak. Şubat ayında Kerevet ile yollara düşüyorlar. 15 Şubat İzmir, 1 Mart Bursa, 5 Mart Ankara... Daha önce dinlemeyenleri şimdiden uyaralım. Bir Kolektif İstanbul konserine gitmeden önce hazırlık yapmaya gerek yok. Bugüne kadar yaşlısı genci, metalcisi mutasıbı, Alman'ı Iraklısı, hepsi Kolektif'in müziğine ortak oldu. "Seyirciye muhtaciyetimiz çok yüksek. O zaman bambaşka bir enerji çıkıyor ortaya" diye altını çiziyor grup üyeleri. Zaten Richard'ı sahnede bir Türk kadar iddialı kıvırıken görüp de eşlik etmemek mümkün mü... Hüzünleri evde bırakın. Kaçarı yok, siz de konser boyunca grubun bir parçası olacak ve mekandan göbek atarak ayrılacaksınız.
Ve bir hatırlatma; grubun İstanbul konseri ise 26 Şubat'ta Babylon'da...
NESLİHAN AKDAŞ (RADİKAL/10.02.2014) ÖZGÜN HABERE GİDİN

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

127
0
114
0
129
0
144
0
146
0
157
0
158
0