Anasayfa   9.09.2010   Üye Ol! Şifremi Unuttum    
   
   


 
 
 
DVD


   
YEDİ KOCALI HÜRMÜZ (GÜNÜN TV FİLMİ)

YÖNETMEN: Ezel Akay/ OYUNCULAR: Haluk Bilginer, Sarp Apak, Gülse Birsel, Nurgül Yeşilçay, Halit Akçatepe, Erol Günaydın, Erkan Can, Cengiz Küçükayvaz, Mehmet Ali Alabora, Müjdat Gezen, Öner Erkan, Ezel Akay, Selahattin Taşdöğen, Zihni Göktay, Betül Arım, Pınar Çağlar Gençtürk, Nihal Menzil, Ethel Mulinas Araf, Selen Görgüzel, Cem Karakaya, dilek yorulmaz, Aral Seskır, Çetin Sarıkartal, Emrah Bozkurt/ SENARYO: Gürsel Korat Sağlamöz/ GÖRÜNTÜ: Haik Kirakosyan/ MÜZİK: Şevval Sam, Ender Akay, Sunay Özgür/ 2009, Türkiye/ 120 dakika.


STAR TV 20.00

UĞUR VARDAN/RADİKAL

Malum, bu öykü Türk sinemasına, tiyatrosuna ve dahi televizyonuna daha önceden de uğramıştı. Rahmetli Sadık Şendil'in (yine meseleleri kişiselleştirmenin zamanı; ne mutlu ki Şişli'de 12 yıldır üstadın adını tanışan bir sokakta oturuyorum), ünlü klasiği ilk kez 1971'de Yılmaz Atadeniz, 1971'de de Atıf Yılmaz tarafından sinemaya taşınmış. Benim kuşağım ise oyunu, daha çok Ayten Gökçer'li televizyon uyarlamasından hatırlıyor. Ezel Akay'ın, 'Neredesin Firuze?' ve 'Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?'den sonraki üçüncü uzun metrajlı çalışması olan 'Yedi Kocalı Hürmüz' ise, tarihinde hâlâ çok sayıda boş sayfa bulunan Türk sineması için o klasik deyimiyle 'değişik bir çalışma'.

Burton'ı hatırlatıyor
Ama filmin asıl olarak değerini veren şey, yukarıda kısaca 'çıkan kısmın özeti' itibarıyla Türk sanat hayatında daha önceden uğranıldığını ifade ettiğimiz bir limana, bu kez uğrayanların ne getirdiği. Akay ve metni yeniden harmanlayan Gürsel Korat, öncelikle kendilerine özgü bir dünya kurmayı denemişler. 35 yıl sonra ilk kez tamamıyla stüdyoda çekilen film olma özelliğini de taşıyan 'Yedi Kocalı Hürmüz', görsel anlamda özellikle kendince yarattığı mahalle dokusuyla dikkatleri celbediyor. Sinema yazarı arkadaşım Murat Özer'in gala sonrasında, 'Tim Burton'ın yarattığı dünyaların bir benzerine andırıyor' teşhisiyle tanımladığı mahalle atmosferi ve kendine özgü mimari, ilk elde öyküye özel bir sempati sağlıyor. Yer yer müzikal dokunuşlar (ki bu üç kez gerçekleşiyor) ve 'Tanrım'ın dışında yeni şarkılarla donatılmış yapı da, filmin bir başka kayda değer yanı olarak göze çarpıyor. Genel bir çerçevede göz atıldığında ise, bunun bir oyun olarak hissedildiği ve bu hissiyatın, kimi eğip bükülmelerle ama gizlenip saklanmadan, seyirciye yansıtıldığını görmek mümkün.
Filmi ayakta tutan bir başka öğe olan oyunculuk performanslarına gelince; şimdiki kuşağın kadın oyuncuları açısından Hürmüz rolüne oturan en uygun isim, kâğıt üzerinde kuşkusuz Nurgül Yeşilçay'dı. Yeşilçay, 'kâğıt üzerinde'ki ifadesinin karşılığını bence 'perde üzerinde' de veriyor. Mimikleriyle, ses tonu, şirinlikleri ve 'zilli'liğe getirdiği yorumla hınzır, zeki ve pragmatist Hürmüz'ü gayet başarılı yorumlamış. Ama en azından bizim kuşak için Ayten Gökçer'in izlerini silmesi zor gibi görünüyor. Çöpçatan Safinaz'daki Gülse Birsel'in ise ortalamayı aşamadığı kanaatindeyim. Bazı sahnelerde karikatürize kaldığı düşüncesindeyim.

'Te be bu Erkan'a dikkat'
Filme ilişkin bu ayki Sinema dergisindeki söyleşisinde yönetmen Ezel Akay, ''Bu filmin çok dikkat çekecek iki starı var'' diyor ve ilk olarak Öner Erkan'ın ismini veriyor. Evet, haklı. Erkan, 'Hürmüz'de herkesi bastırıyor ve neredeyse filme tek başına damgasını vuruyor. Lüleburgazlı Hallaç Rüstem'de karşımıza gelen Erkan'ın şöyle de bir durumu var, kendisindeki cevher, geçen ay düzenlenen Antalya Film Festivali'nde ödüllere boğulan 'Bornova Bornova' filminde keşfedilmişti. Eğer, 'Hürmüz' seyirci karşısına 'Bornova Bornova'dan önce çıksa, bu filmle dikkat çekti diyebilecektik, ama kronolojik sıra itibarıyla İnan Temelkuran'ın filmiyle keşfedildi ama şöyle düşünmek mümkün, bu keşfin doğruluğu da 'Hürmüz'le kanıtlanıyor. Bir başka başarılı performans da, 'kekeme berber'i canlandıran Cengiz Küçükayvaz'dan geliyor. Ne var ki bir karakter kekeme olunca ve iş abartıya kaçınca, zaten yeterince dikkat çekici olur. Lakin Küçükayvaz, yine de rolüne özel dokunuşlar katmayı başarmış. Erkan Can da, gayet iyi olan isimlerden, tecrübesiyle rolünü yeterince dolduruyor. Akay'ın dikkat çekecek ikinci isim olarak zikrettiği Havva karakterindeki Pınar Gençtürk'ün ise, en azından bu film itibarıyla çok da dikkat çektiği kanısında değilim. Halit Akçatepe, Erol Günaydın ve Zihni Göktay'dan oluşan yaşlı dedikoducular ise 'Muppet Show'un yaşlılılarını andırıyordu ama onlar kadar etkileyici değildiler.

Klip tadında dans sahneleri
Ve dans sahneleri... Türk sinemasında, hiç olmadıkları kadar iyi, sırıtmayan ve koreografi olarak hem işlevsel, hem de gayet estetik. Hamam sahnesinde, itfaiyecili bölümlerde, görsel senkronizasyon mükemmele yakındı. Hoş, bazı bölümlerde klip tadı hissediliyordu ama bunu yönetmenin geçmişine vermek lazım.
Toparlarsak filmin en başarılı göründüğü ve sınavı geçtiği cepheler de işte bu noktalar. Peki bizim gibi 'kaşarlanmış' sinemaseverlerin (eleştirmen de olabilir) durumu ne olacak? (Kastım hem 'Hürmüz'ün eski versiyonlarını izlemiş, hem de dünya sinemasında bu tür örnekleri görmüşler). Galiba bu tür seyirci için 'Yedi Kocalı Hürmüz', orta karar bir seyirlik. Ya da şöyle bir tarife soyunayım: Türkiye için yeterli ama evrensel sular için filmin, egzotikliğinin ve değişik bir hava estirmesinin dışında kalıcı bir izi olacağını sanmıyorum. Ayrıca bazı yerlerde kaba saba espriler öyle vasatlaşıyordu ki, mesela Haluk Bilginer'in canlandırdığı Kuşçu Cebrail karakterinin sürekli cinsel metafor olarak kuş vurgusuna sığınması ve bunu sıkça yapması, hem zekice olmamış, hem de pek zarif durmamış. Üstelik bu yönetmen Ezel Akay'ın filmine yüklediği, ''Konusu kadın olan, kadın iktidarından bahseden bir film politiktir'' saptamasını güçlendirmek yerine zayıflatmış sanki. Ama öte yandan genç kuşak izleyicinin 'Yedi Kocalı Hürmüz' dolayısıyla Şendil ismini öğreneceği, geçmişte yapılan bir işe yeniden göz atmanın yararlarını keşfedeceği, müzikale yeniden sıcak bakabileceği kanaatindeyim. Ki film bence bunları başarsa bile yeter...

Yok mu Gökçer'e bir rol?
Peki gittikçe muhafazakârlaşan bir topluma Hürmüz gibi 'fettan' ve kendi kaderini kendi tayin edebilen bir kadın ne ifade eder? Sadık Şendil'in bu metni 60'larda yazması ve Osmanlı'yı refere etmesi, zaten geçmişin şimdiki zamandan yeterince açık fikirlerle donatıltığının bir göstergesi. Ama öte yandan Hürmüz de sonuç itibarıyla 'zengin erkekleri' tuzağına düşürerek yolunu bulan ve nihayetinde 'doğru' kocayı aramak için çabalayan bir karakter. Yani politikliğinin içeriği zekâ, birikim ve emek gücünden çok, hınzırlık ve fettanlıkla donanmış. Modern zamanlara ait bir sözü yok, sadece her gün magazin eklerinde boy gösteren kadın figürlerinin rol modeli olabilir.
Son olarak bir noktaya daha parmak basayım: Neden gerçekleştirilememiş (akıllara mı gelmemiş, denenmiş ama sonuç alınamamış, yani kendisi mi kabul etmemiş) bilmiyorum ama bu filmde, senaryoda bir numara çekip mutlaka Ayten Gökçer'e de bir rol uygun görülmeliydi, gibime geliyor.

NOT: KANALLAR PROGRAM AKIŞINDA DEĞİŞİKLİK YAPABİLİR.


 

 

   
   
YEDİ KOCALI HÜRMÜZ (GÜNÜN TV FİLMİ)

Fettan bir kadının bir grup erkeği idare ederken gerçek aşkı da aramasını anlatan film, kurduğu atmosfer, müzikal dokunuşlar, başarılı oyunculuklar derken Türk sineması için farklı deneme olmuş. UĞUR VARDAN/RADİKAL
   
   

   
BİR NEVİ 'AY HAREKATI'...

Ayı küçülterek çalma heveslisi kötü bir adamın, hayatına giren üç yetim kızkardeşle iyiliği keşfetmesini anlatan 'Çılgın Hırsız', öyküsünün her bir tarafına serpiştirilmiş onca espri, ince zekâ ürünü, zarifçe ayrıntıyla kaydadeğer bir animasyon. UĞUR VARDAN/RADİKAL
   
   


 
   

Copyright © 2009 SinemaMuzik.com
All Rights Reserved. iletisim : info@sinemamuzik.com