Sinema Haberleri

19 YIL ÖNCE GÖÇÜP GİTTİ BİR SABAH VAKTİ

03 Temmuz 2019 Çarşamba 10:02

Yeşilçam’ın en büyük güldürü ustalarından Kemal Sunal’ı yitireli 19 yıl oldu. Her ölüm erkendir ama Sunal’inki daha bir erken ve zamansızdı.

Yetmişli ve Seksenli yıllarda tipten tipe girerek, orta halli komedilerle Türkiye’nin en büyük eğlence kaynaklarından biri olan Sunal, son döneminde farklı filmlerde oynamaya başlamıştı.

Yetmişli yıllarda Kemal Sunal’ın başrolleri ilk günlerde geniş kitleleri yakalayamamıştı.

Filmler, taşradan gelip kente kabul edilmeyi bekleyen kitleyi ele alıyordu ve bu insanlar beyazperdede kendilerinin eleştirilmesinden, onlarla alay edilmesinden hoşlanmıyordu.

Bu insanların ‘Şaban’la arayı düzeltmesi hayli zaman aldı ve belli bir ekonomik güç kazanıp adam yerine konulduktan sonra farklı bir ruh haliyle Şaban tiplemesine gülmeye, onunla alay etmeye başlamışlardı.

Sunal’ın ilk büyük çalışması Davaro, o dönem için önemli sayılabilecek çıkışı yapıp 12 sinemada gösterime girerek, Yeşilçam’a yeni bir yıldız geldiğini müjdelemişti.

Fernandel’e benzeyen suratıyla ve saflığıyla önce başı belaya giriyor, ancak doğruluktan ayrılmayarak sonunda hep galip geliyordu.

Sunal aynaydı; Türkiye’de gündem neyse Kemal Sunal filmlerinde de o vardı. Sabun köpüğü ya da ‘hoşluk’ diye nitelenebilecek öykülerin yanında, ülkenin ağır demokratik ve sosyal baskılar yaşadığı dönemde 100 Numaralı Adam gibi bazı filmler satır aralarında önemli mesajlar vermeye çabalıyordu…

Televizyonun yaygınlaşmasıyla, sinemanın ötesine taşıp Türkiye’nin gündemine girdi Kemal Sunal gerçeği. Seksenli yıllarda video piyasasını tek başına yaratıp uzun yıllar ayakta tutan Sunal, özel TV’lerin açılmasının ardından tam bir fenomen olmuştu.

Aynı gece, birkaç kanalda yayınlanan filmleri onar, yirmişer kez izledik ve her seferinde zevk aldık. Hatta filmlerden özel sahnelerimiz oldu; o kareler için geçtik ekranın karşısına.

İlginçtir, sinema filmleriyle kabul gören Sunal’ın televizyon dizileri baş aşağı gitti sürekli; belki de yeterince sıcak ve ‘yaşayan’ tipler değildi beyazcamdakiler.

Konuşması, küfürleri, cinlikleriyle yaşamımızın bir parçasıydı. Yetenekli bir oyuncu olmasına karşın, belli bir tipi canlandırmaya mahkûm edilmişti adeta.

Son döneminde Sinan Çetin’in yönettiği Propaganda, Sunal filmografisinde yeni bir sayfa açmıştı. Hiç bilmediğimiz bir tiplemeyle karşımızdaydı; en önemlisi ‘komik’ değildi. Düttürü Dünya’da ipuçlarını verdiği bir tipi yeniden denemişti. Gerisi de gelecekti ama olmadı…

On dokuz yıl önce göçüp gitti bir sabah vakti. Bundan sonrası aynı; Sunal gerçeği ve 82 filmi bir parçamız olmaya devam edecek. Yeni kuşaklar gelecek ve onlar da anne babalarıyla ekranın karşısına kurulup Şaban filmleriyle Türkiye tarihinde yolculuğa çıkacak. CUMHUR CANBAZOĞLU



Diğer Haberler