GÜNÜN TV FİLMİ


INFERNO/ YÖNETMEN: Ron Howard/ OYUNCULAR: Tom Hanks, Felicity Jones, Ben Foster, Irrfan Khan/ SENARYO: David Koepp/ GÖRÜNTÜ: Salvatore Totino/ MÜZİK: Hans Zimmer2016, ABD-Japonya-Macaristan-Türkiye/ 121 dakika

KANAL D 19.45

Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar fakat hiçbirşey hatırlamaz. Kendini bir anda ipuçlarını Dante´nin cehenneminde bularak çözmesi gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur. Semboller zinciri Langdon´ı insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek çok farklı bir mekâna sürükler. Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul´dur.

ATİLLA DORSAY (t24.com.tr): ´... Özellikle İstanbul bölümleri harika. Öylesine çekici bir kent ve öylesine albenisi olan mekanlar.Hele o konser bölümü. Etkilendim, çünkü bir zamanlar Yerebatan´da gerçekten de öyle konserler yapılırdı. Birinde bulundum, olayı yaşadım. Artık niye yapılmıyor demiyorum. Belki doğru da değildi. Ama yaşanmış bir güzelliği belgelemek hoş olmuş. Ve olay bir büyük gerilime gayet iyi bir fon oluşturmuş.om Hanks yüzüne son zamanda çok benimsediği o ´ızdırap çeken adam´ ifadesini yerleştirmiş. Ama yine de iyi; iki Oscar´lı bir aktör olduğunu hep hatırlatırcasına. Kral İçin Hologram´dan sonra ikinci kez birada olduğu, bana Major Crimes TV dizisinin komiser Sharon´u Mary Mc Donnell´i hatırlatan Danimarkalı oyuncu Sidse Babett Knudsen´la ilginç ve dokunaklı bir çift oluşturuyorlar: İki orta yaşlı aşık!.. Yan rollerde Fransız Omar Sy, Hintli İrrfan Khan, Alman Wolfgang Stegemann, hatta Türk Atilla Arpa da bu uluslararası kadroyu destekliyor. Bence görülmesi gereken, birinci sınıf bir seyirlik. Ayrıca Türk turizmine şu aralar çok ihtiyaç duyduğu bir doping de yapabilir...´

MEHMET AÇAR (HABERTÜRK): ´... İlk iki filmin yönetmeni Ron Howard kısa planlardan oluşan son derece hızlı bir kurgu ve hareketli kamerayla "Cehennem" i bir "kaçma kovalamaca filmi" gibi çekmiş. Düşünmeye dahi fırsat bulamadığınız, filmi yüzeyselleştiren bir tempo bu... Önceki filmlerinde sürate bu kadar düşkün olmayan Ron Howard´ın hikâye anlatımının tadını çıkaramadığı kesin. Romana göre önemli değişiklikler içeren senaryo da belli ki Howard´a çok fırsat tanımıyor. Howard, belki de Langdon´ın zihninde geçen sahneler nedeniyle ilk iki filmdeki 2.35:1 formatı yerine 1.85:1´i tercih etmiş. Ama mimarinin ve mekân duygusunun önemli olduğu bir filmde dar çerçeve bence öykünün aleyhine çalışıyor. Son olarak, Floransa ve Venedik´teki çekimlere oranla daha soluk filtreler kullanılsa da İstanbul sahnelerinin iyi çekildiği ve turistler için şehri çekici kıldığı söylenebilir. Özellikle Yerebatan Sarayı´ndaki final sahnesi hayli dikkat çekici...´

NİL KURAL (MİLLİYET): ´... Film, romanların sürükleyiciliğini hantal başlangıcıyla bir türlü yakalayamıyor. Başrolde Hanks gibi izleyicinin kayıtsız kalamayacağı bir aktör olmasına rağmen film üzerindeki ataleti atamıyor. Ortalarında beklenen tempoyu yakalasa da, seri ana akımın sinemanın zorlanmadan uyguladığı akıcılığı yakalayamıyor. Artık Dan Brown´ın şüpheyle yaklaşılan çok satan romanlarının daha da şüpheyle yaklaşılması gereken bir uyarlama serisine sahip olduğunu söylemenin zamanı geldi. ´

OLKAN ÖZYURT (SABAH): ´... Koepp´un karakterlerin motivasyonlarını üstün körü geçen senaryosu, düğüm noktalarında hiç de soğukkanlı değil. Ayrıca diğer iki filme göre aksiyona daha fazla yükleniyor. Bu da Cehennem´in elini zayıflatıyor. Tabii bu aksiyon ağırlığı Tom Hanks´in performansına da yansıyor. Hanks aksiyonel bir karakteri taşımakta zorlanıyor. Netice itibariyle Cehennem, Dan Brown uyarlamalarının en zayıf halkası. Ama içinden İstanbul geçtiği için bizim için bir artısı var filmin. Ron Howard, oryantal bakışa tamamen teslim olmadan tarihi yarımada üzerinden pozitif bir Türkiye portresi çizmeye çalışıyor. Ayasofya Camii, İstanbul Üniversitesi, Kapalıçarşı ve tabii Yerebatan Sarnıcı... Ama minareler ve gökdelenlerin iç içe geçtiği genel planlar artık İstanbul siluetinin farklı olduğunun kanıksadığını gösteriyor bize. Finaldeki Yerebatan Sarnıcı´ndaki sahneler ise oldukça. Film sayesinde sarnıça sadece ulusal değil uluslararası ilginin artması muhtemel.´

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET): ´... ´Cehennem´, serinin açık ara en zayıf, en kötü filmi. Zorlama bir olay örgüsü, zorlama tarihsel referanslar, zorlama bir tehlike ve tıpkı önceki adımlarda olduğu gibi öykünün geçtiği şehirlere yüzeysel bir turistik bakış (Bu bakışın bizi ilgilendiren yanı ise öykünün ´sözde´ gizeminin Ayasofya üzerinden ´Yerebatan Sarayı´na kadar uzanması. Bu mekânın seçimi de filmin bildik ´oryantalist´ bakışı görsel anlamda yeniden ürettiğinin ifadesi olmuş).
Aslında filmin problemi, dayandığı metinden kaynaklanıyor gibi. Dan Brown, belki başlarda iyi bir damar yakalamıştı ama aynı suda defalarca yıkanmak istemesi sanki yüzeyselliğini ortaya çıkaran bir unsura dönüşmüş. Naçizane bence kendisi Umberto Eco´nun çok kötü bir taklidi. Lakin, "Ustanın açtığı yoldan gidebileceğim kadar giderim" mantığı bir noktadan sonra kıyıya vurmuş durumda...´


NOT: KANALLAR PROGRAM AKIŞINDA DEĞİŞİKLİK YAPABİLİR.
1 -
115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
177
0
128
0
164
0
125
0