Paylaş   
21.10.2018

O ´ADIM´IN HİKAYESİ...

/

Bilimkurgu sineması uzun bir süredir eski aksiyonel yapısını terk edip ya da öyküdeki yerini azaltıp "Nerden gelip nereye gidiyoruz?" türü varoluşsal soruların peşine takıladursun, insanlık ailesinin (sayıları çok az da olsa) kimi üyeleri, filmlerde (ya da romanlarda) ortaya atılan tüm bu soruların ne anlama geldiğini bizatihi yaşadı... Ve bu gruptan iki kişi de Ay yüzeyine ayaklarını değdirip uzayın sonsuzluğunda kendince hesaplaşmalara girişti... Damien Chazelle'in son filmi, bu özel insanlardan birinin, Neil Armstrong'un hayatından bir kesit alarak (1961-69 arası) onun öyküsü odağında türümüzün yaşadığı tuhaf serüvenin yolculuğuna bizleri de davet ediyor.

Müziğe ara veriyoruz!..

Chazelle, hatırlanacağı gibi arka planına müziği alan ama temel olarak insan psikolojisinin karanlık dehlizlerinde dolaşan 'Whiplash'le tanındı. 'Müzikaller çağı'na saygı duruşu niteliğindeki 'La La Land'la da -bence- abartılı övgülere mazhar oldu. İlk filmi 'Guy and Madeline on a Park Bench' de göz önüne alındığında ilgi alanı müziğin dışına hiç taşmamıştı. Bu bakımdan dördüncü yönetmenlik uğraşı 'Ay'da İlk İnsan' ('First Man'), gezindiği sular kadar tür olarak da farklı bir adım. James R. Hansen'ın 'First Man: The Life of Neil A. Armstrong' adlı kitabından Josh Singer'ın senaryosuyla çekilen filmi, 'biyografik bilimkurgu belgeseli' olarak nitelendirmek de mümkün.

2012'de aramızdan ayrılan ve Ay'da yürüyen ilk insan olarak kayıtlara geçen Armstrong'un hayat serüvenine 1961'de test pilotuyken dahil olan öykü, daha sonra ana karakterinin 'Gemini 8' projesinin önemli hedeflerinden biri olan 'Atlas-Agena roketi yerleştirme programı'ndaki yerini, ardından da 'Apollo 11' mürettebatının kaptanı olarak Ay'a olan yolculuğunu anlatıyor. Tabii ki bütün bu ana arterlere çıkmadan ara yollarda Armstrong'un aile hayatını, meslektaşlarıyla (diğer astronotlar yani) olan ilişkilerini, NASA'nın kimi projeleri itibariyle Amerikan Kongresi'yle olan uyuşmazlıklarını, muhafazakâr politikacılar kadar (onlara göre uzay çalışmaları yanlış yatırım) sol çevrelerden (onların tezi de açlık gibi sorunlar varken gökyüzünde macera aramak lüks bir çaba) de aldığı eleştirileri izliyoruz. Bir de işin 'Soğuk Savaş Dönemi'ne ait özellikleri var; Sovyetler uzayda cirit atıp tarih yazarken NASA'nın birçok alanda nal toplaması, ulusal itibar açısından problem yaratıyor.

Kaybedilen evladın acısı...

Chazelle, hikâyeyi ön ve arka planda gelişen kimi sosyolojik ataletleri de hatırlatarak anlatırken temel olarak Armstrong'un iki yaşında kaybettiği kızı Karen'ın astronotun hayatında bıraktığı izleri sürerek ilerliyor. Olaylar karşısında sürekli metanetini koruyan bir profil çizen, mesela Ay'a gitmeden önce oğullarıyla bile vedalaşmakta zorlanan (ya da bu türden bir seremoniyi tercih etmeyen) Armstrong için, nihayetinde böylesi bir yolculuğa çıkma hedefi de yüreğinden hiç atamadığı bu acıyla baş etmenin bir yolu aslında. Film, bir anlamda efsanevi astronotun motivasyonunu bu duyguya bağlıyor ki, bazı kaynaklar Chazelle'in tercihini doğruluyor: Mesela aile dostu olan Grace Walker'ın, "Neil bir kaçış olarak çalışmayı tercih etti" şeklinde bir açıklaması var.

Performanslara gelince: Ryan Gosling'in Armstrong'un acısını ve hüznünü yansıtmakta gayet başarılı olduğu düşüncesindeyim. Keza ailenin sakin gücü konumundaki karısı Janet'ta da Claire Foy çok iyi oynuyor. Ölçüp biçip tartmadan aklına gelen ilk şeyi söyleyen ve sürekli kalp kıran Buzz Aldrin'de de Corey Stoll gayet iyi...

'Ay'da İlk İnsan'ın bence başarısı şu: Doğru çizilmiş portrelerle ve tercih noktalarıyla ilerliyor. Filmde bilim fazlasıyla var ve astronotların ne kadar çok bilgiyle yüklü olarak hareket ettiklerini görüyorsunuz. Öykünün uğradığı duraklar yaşanmışlıklarla dolu; örneğin Roger Chaffee, Ed White ve Gus Grissom'ın yangın sonucu hayatlarını kaybettiği olay, 'Amerikan Havacılık Tarihi'nin en büyük trajedilerinden biri. Ve en önemlisi Chazelle'in anlatımında Amerikanvari kahramanlık tonu, perdeye en alt düzeyde yansıyor.

'Ay' inanmıyorum...

Bir zamanlar Ay'a ayak basma hikâyesinin bir Amerikan yalanı olduğu ve her şeyin stüdyoda gerçekleştirildiği iddia edilirdi. Birçok dalda Oscar'a aday olması beklenen 'Ay'da İlk İnsan', Neil Armstrong, Buzz Aldrin ve Mike Collins üçlüsünün 1969'da gerçekleştirdiği ve resmi kayıtlara göre 8 gün, 3 saat, 18 dakika ve 35 saniye süren tarihi yolculuğu stüdyo yardımıyla (!) tekrar yaşatıyor ve seyirci olarak biz de salondan çıkarken "Gitmiş kadar olduk" diyoruz... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/20.10.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0