Paylaş   
13.10.2018

BU MOTELDE HUZUR YOK

/

Malum, Hitchcock'un 'Sapık'ından bu yana, Amerika coğrafyasında moteller pek de tekin yerler değildir... Haftanın yenilerinden 'El Royale'de Zor Zamanlar' ('Bad Times at the El Royale'), bu tekinsizliğin izini süren yapımlardan. Drew Goddard'ın yazıp yönettiği film, 60'lar sonuyla 70'ler başında gezinen bir öykü anlatırken dönem panoramasına da soyunuyor ve kimi sosyopolitik göndermeler eşliğinde ilerliyor.
Önce kısaca özet diyelim: Bir grup insanın (yaşlı bir rahip / ismi Daniel Flynn, bir seyyar satıcı / ismi Seymour Sullivan ve genç bir şarkıcı / adı Darlene Sweet) yolu, tam ortasından Nevada ve Kaliforniya eyaletlerini ayıran çizginin geçtiği, Tahoe Gölü yakınlarındaki El Royale Moteli'nde kesişir. Miles adlı bir gencin her türlü hizmeti üstlendiği bu ıssız mekâna çok geçmeden gizemli bir genç kadın (onun ismi de Emily Summer-
sping) damlar ve böylece müşteri sayısı dörde çıkar. Bu topluluğun suyun altında gezinen çok farklı hikâyeleri ve dertleri vardır. Nihayetinde daha ilk geceden kartlar yeniden dağıtılır...
Bu motelde huzur yok

Sistemin aynası adeta...
'El Royale'de Zor Zamanlar'da Drew Goddard, 'film-noir' tadında bir dünya kurarken seyircisini kat kat açılan bir anlatımın peşine takıyor. Öykü, motelin farklı odalarından ilerlerken bu, bir anlamda her bir karakterin epizodik manada serüvenlerinin ifadesine dönüşüyor. Önde 'pulp' romanların havası eserken arkaplanda dönemin Amerika'sının alegorik bir tarifi var. Yani 'Başkanlık' koltuğunda Richard Nixon'ın oturduğu, Vietnam bataklığında sürüklenen bir ülke: Motel ise sistemin bir aynası adeta... Geçmiş konukları arasında iş insanları, politikacılar, kalburüstü simalar var ve bu artık demodeleşmiş mekân, uzun süre onların 'gizli kapaklı' kaçamaklarına şahitlik etmiş. Ucu FBI'ın, J. Edgar Hoover usulü 'gözetleme ve dinleme' tekniklerine uzanan göndermeler de cabası... Filmde bu dönemin panoramasından kimi unsurlar filizlenirken öyküye sonradan eklemlenen Billy Lee karakteri de Charles Manson'vari bir tipleme sunuyor. Müzikleri ve kostüm tasarımıyla da dönem ruhu başarıyla yansıtılıyor.

Bu motelde huzur yok
Filmde gizemli genç kadını, 'Grinin Elli Tonu'yla hatırlanan Dakota Johnson canlandırıyor.
'El Royale'de Zor Zamanlar' kayda değer bir yapım, lakin yönetmen Goddard'ın fazla stilistik anlatımı ve zamana yayılma hevesi, bence bir genel toplamda albeninin belli noktalardan sonra yitirilmesine neden oluyor. Bu anlamda 141 dakikalık süre uzun; yaklaşık yarım saatlik bir kesinti daha dinamik ve seyircisini daha kolay kavrayan bir filme geçit sağlayabilirmiş. Keza 'afili' diyalogların çokluğu ve benzer şekilde bunları zamana yayma isteği de, uzunluk hissiyatının baskın bir şekilde hissedilmesine neden oluyor.
Xavier Dolan da oynuyor
Oyunculuklara gelince: Jeff Bridges rahip Daniel Flynn'da hem ustalığını konuşturuyor hem de güzel yaşlandığını hatırlatıyor. Şarkıcı Darlene Sweet'te Cynthia Erivo, kadronun en parıltılı ismi. Lewis Pullman, sinik motel görevlisi Miles'ta, Dakota Johnson gizemli Emily'de ortalamayı tutturuyor; seyyar satıcı Seymour Sullivan'da da Jon Hamm gayet iyi, Billy Lee'de Chris Hemsworth ise durumu idare ediyor. Öte yandan 'aykırı yönetmen' Xavier Dolan da kibirli müzik menajeri rolünde karşımıza
çıkıyor.
Sonuç olarak kimi eksiklerine rağmen izlenmesi keyifli bir film 'El Royale'de Zor Zamanlar'. 'Film-noir'ın politik takılma halini tarif etmesi bakımından da az bulunur bir örnek. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/13.09.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0